
|
|
|
 |
|
|
Avrupa Birliği'yle ilgili sonuçlar şaşırtmamalı
Satır Arası / Deniz Sipahi
Ege Ajans'ın Ege Üniversitesi'nde yaptırdığı anket sonuçları oldukça ilginç.
Öğrencilerin yüzde 62'si Avrupa Birliği'ne girmek istemediğini söylemiş.
"AB'ye girişimizle, Avrupa ülkeleriyle eşit uygarlık düzeyine ulaşacağımıza katılıyor musunuz?'' sorusuna gençlerin yüzde 16.09'u ''katılıyorum'', yüzde 83.91'i ''katılmıyorum'' demiş.
''AB'ye girişimizle ekonomimizin durumunun ne olacak'' sorusuna öğrencilerin yüzde 34.35'i olumlu, yüzde 65.65'i olumsuz olacağı yönünde görüş bildirmiş.
Gençlerin yüzde 59.57'si ''AB'ye girildiğinde inanç ve kültürden uzaklaşılacak'' görüşünde birleşirken, yüzde 50.87'si ''AB'ye girişle Türkiye'de bir parçalanma süreci yaşanmayacağı'' nı söylemiş.
''AB'ye girişimizle Orta Doğu ve Türk Cumhuriyetleri arasında güçlü bir ülke haline geleceğiz'' görüşüne gençlerin sadece yüzde 33.91'i katılırken, yüzde 62.61'i ise özellikle KKTC konusunda kaygılı olduğunu belirtmiş. Üniversite öğrencilerinin yüzde 89.57'si AB'den yapılan açıklamaları samimiyetten uzak bulduğunu ifade etmiş.
Gençlerin yüzde 60.87'si ''Türkiye'ye serbest dolaşım hakkı verilirse, AB'ye üye ülkelerden birinde yerleşip, yaşamayı düşünür müsünüz?'' sorusuna ''hayır'' cevabını verirken, bu konuya sıcak bakanların oranıysa yüzde 39.13 olarak belirlenmiş. Araştırmaya katılan üniversite gençliği, ''Türkiye Avrupa Birliğine girmeli mi?'' sorusuna yüzde 37.83 oranında ''evet'', yüzde 62.17 oranında da ''hayır'' cevabını vermiş.
***
Kanal D'de yayınlanan Genç Bakış programını zaman zaman İzmir ve çevresindeki üniversitelerden yapıyoruz. Programda da mutlaka AB anketi yapıyoruz; benzer sonuçlar çıkıyor.
Bazen konuşmacı olarak katıldığım panellerde de gençlerin Avrupa Birliği'yle ilgili ilgisiz davrandığını hissediyorum.
Toplumun çoğunluğunda bu süreçle ilgili ciddi soru işaretleri olduğunu görüyorum.
AB'yle müzakerelerin kolay olmayacağını baştan biliyorduk. O yüzden bahaneler ve her dönemeçte yeni koşulların öne sürülmesi bizleri şaşırtmamalı.
Türkiye'nin istikrarlı ve sürdürülebilir bir büyüme yakalayabilmesi için Avrupa Birliği çok önemli bir hedeftir.
Türk toplumunun hala demokratik adımlar atmakta sıkıntıları var. İnanıyorum ki; bu süreç eksiklerimizi tamamlamak adına bize yardımcı olacaktır.
O yüzden 2007 sonunda çıkacak hükümetin; ilk ve en öncelikle projesi kaybedilen Avrupa heyecanını yeniden kazandırmak olacaktır.
Uyuyamıyorum...
Şu an saat 04:15. Birkaç saat önce uyumuş olmama rağmen uyandım ve yeniden uyumama olanak yok. Hafta başında aldığımız haberden bu yana Celal Bayar Üniversitelilerin büyük bir bölümü aynı ruh halinde. Dört yıl önce başlayan ve birkaç kişi haricinde tüm üniversiteyi kaplayan huzur ve barış ortamı yerini kaosa bıraktı. İçimde küçük de olsa bir umut vardı, acaba bizlerin, huzuru sağlamak için yaptıklarımızdan bir ders almış olabilirler miydi diye... O küçük umut da üniversitenin çeşitli birimlerinde kaynatılan lokma kazanlarının içinde eridi gitti. Yıllardır zarif kokteyllerin ardından gerçekleştirilen opera ve klasik müzik konserleriyle yapılan kutlamaların yerini lokma dökme, akide şekeri dağıtma törenleri almıştı. Yüzde 14'lük bir kesim lokma kazanları ile göz dağı veriyordu, koridorlarda yakında başlayacak bir "kıyım" hareketinden söz ediliyor, makam odaları herhangi bir idari görevi bulunmayan kişiler tarafından basılarak görevliler istifaya zorlanıyordu. İnternet gazetemiz yayından kalkmıştı bile.
***
Peki ne oldu da böyle oldu? Yönetimimizin dürüstlüğü konusunda hiçbir şüphe bulunmadığına göre biz farkında olmadan "irticacı" olmuştuk herhalde. Biz "irticacıysak" lokma kazanlarının başındaki çeşitli cemaat mensupları neden zafer çığlıkları atıyordu?
Bizi destekleyenler, yani öğretim üyelerinin yüzde 70'den fazlası da "irticacı" mıydı?
"Ö hak ettiği rektörlüğe 4 yıl sonra kavuştu" yorumu neden sadece Zaman gazetesinde yer alıyordu? Yeni rektörü ilk kutlayan parti neden AKP olmuştu?
AKP'li İl Genel Meclis Başkanı Hayrullah Solmaz geçmişte bahar şenliklerinde bira firmalarının sponsor olması konusunda "Bizim yönetimimizle ters düştüklerini" hatırlatırken, neden yeni yönetime kollarını sonuna kadar açıyordu? Bu haberler neden "övünçle" üniversitenin resmi internet sitesinde (http://www.bayar.edu.tr/~basin/haberler/basinda-CBU.htm) yer alıyordu?
***
Kısa süre önce Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Başkanı E. Orgeneral Şener Eruygur da kendisine bizlerin "irticacı" olduğu yönünde (belki de aynı kişiler tarafından iletilen) bazı bilgilerin ulaştığını söylemişti. Ancak bizleri tanıdıktan, yaptığımız organizasyon ve etkinlikleri gördükten sonra bunların Türkiye için bir model olabileceğini ve bu olayların kendisi için çok büyük bir ders olduğunu iletmişti bizlere.
Zaman gazetesinde yer alan Prof. Dr. Cemil Özcan'ın YÖK tarafından elendiği haberi tamamen gerçek dışıdır; Prof. Özcan, YÖK'teki mülakat sonrasında "tüm rektörlerin yüz akı" olarak değerlendirilmiş, en yüksek oyla birinci sırada Cumhurbaşkanlığı makamına sunulmuştur. Sayın Cumhurbaşkanımızın en kısa zamanda yanlış ve çarpıtılmış bilgilerle yanıltıldığını anlayacağına inanıyorum.
Saat 06.12. Uyumak istiyorum. Uyuyamıyorum... Oysa son zamanlarda çok rahat uyuyabiliyordum; "Artık Cumhurbaşkanım yalnız değil, yanında Büyükanıt Paşam da var" diyordum.
(Prof. Dr. Ülgen Zeki Ok'un kaleminden, okulgen@superonline.com)
dsipahi@milliyet.com.tr
|
|
|

|
|