|
 |
|
|
En tatlı virüs
Güneri Cıvaoğlu, Ferrari'nin yeni ürettiği 599 GTB Fiorano modelini İtalya'da denedi: "Buna otomobil dersem, anlamını daraltmış olurum"
Sürat virüsü, ilk gençlik yıllarımdan bu yana kanımda dolaşır. Otomobil bağımlılığı da bu virüs nedeniyle olmalı.
Son yıllarda Formula 1 yarışlarıyla bu tutku daha da yoğunlaştı.
Otomobil dünyası beni çeker, içine alır, harika tanışmalar olur. Bunlar çoğu kez aşka dönüşür.
Ya ölümsüz aşk?..
Çeyrek yüzyıldır kullanmakta olduğum, 30 yaşına merdiven dayamış ama hâlâ pırıl pırıl Jaguar'ım, ölümsüz aşkın simgesidir.
Kurucusu ve genel yayın yönetmeni olduğum Güneş, tirajda birinci olmuştu. Bu nedenle patron hediyesiydi bu kullanılmış Jaguar...
İtiraf edeyim ki... Onu zaman zaman aldatıyorum. Kısa maceralar yaşamaya dayanamıyorum. Her defasında gene 30'una merdiven dayamış aşkıma dönüyorum ve o da hiç sorun çıkarmadan beni kabul ediyor.
Birbirimize uyumla keyifli yaşamımızı sürdürüyoruz.
Dört kapılı süper model
En son böyle bir kaçamağı İtalya'da yaptım. Tüm zamanların şampiyonu Ferrari'nin yeni ürettiği 599 GTB Fiorano modeliyle Bolonya yollarına çıktım.
Kırmızı renkli, dört kapılı bir süper model...
Buna otomobil dersem, anlamını daraltmış olurum.
320 kilometre yapıyor.
3,7 saniyede 0'dan 100 kilometreye çıkıyor.
Formula 1 Ferrari'lerinin neredeyse tüm özelliklerinin uygulandığı bir dört kapılı...
Baştan başa el yapımı.
Öyle teknoloji kullanılmış ki, sürat yaparken ancak kasıtlıysanız yoldan çıkarsınız.
Direksiyondaki bir mandal, hangi modda kullanmak isterseniz ona geçiş yaptırıyor.
Spor modu, tabii en keyif vereni...
Ama istikrar modu da var. Otomatik vitesle giderken durumun gereğine göre direksiyonun sağ ve solundaki iri krom mandallarla ani vites küçültmek veya yükseltmek mümkün.
Direksiyon aynı Formula 1 araçlarındaki gibi.
Asfaltı inletmek, ağlatmak zevkini sürat kadar, 12 silindirli motorun müziği de veriyor.
Çok yakıt harcamıyor
"Motorun müziği" deyimi, Ferrari fabrikasında verilen brifingde sık sık kullanıldı.
Gaz pedalıyla kazanılan kurşun hızı kadar, motorun o harikulade cayırtısı, kan dolaşımını artırıyor.
Kan basıncını yükseltiyor.
Bu sesi, usta bir kompozitör gibi üretmek ayrı bir makine mühendisliği sanatı. Motoru daha da geriye çekmişler, böylece hem kuvvet dağılımını ve dengeyi, istikrarı sağlamışlar hem de keman gövdesinin ortasındaki delik gibi daha güzel ses üretimini öngörmüşler.
Yakıt sarfiyatı hiç de sanıldığı gibi çok değil.
Doku ve renk farkı yok
Fabrikayı gezdim, el işçiliğinin nasıl bir ustalık olduğunu gördüm.
Her araç için aynı hayvanın derisi kullanılıyor.
Yani ne doku ne renk farkı mümkün değil.
Tüketici odaklı üretim olduğu için, kaporta rengi, deri döşeme rengi ve dikişlerin büyüklüğü de alıcının isteğine göre saptanıyor.
Dağ kahvesinde mola
İşte böyle bir Ferrari'yle Bolonya dağ yolarına çıktım.
Sisler arasından yükseklere tırmandım.
Bulutların üzerine çıkıldığında harika bir manzara altımızda uzanıyordu.
"Altımızda" diyorum, çünkü yanıma da güzel, zeki, kültürlü bir genç kız görevli vardı.
Yolculuk daha da hoştu.
Bir dağ kahvesinde mola verdik.
Artık dönüş vakti yaklaşıyordu. Ona "seni şimdi Bolonya'ya geri göndereceğimi sanıyorsun, değil mi?" diye sordum ve "Yola devam edeceğiz, seni Venedik'e kaçırıyorum" dedim.
Cevabı "Bir sorun var. Yanıma diş fırçamı almadım" oldu.
Şaka topumu tatlı bir laf çalımıyla göğüslemişti.
Ünlü müzeyi gezdik
Dönüş de keyifliydi.
Ferrari'nin hatıra eşyaları satan dükkanından bir şeyler aldım.
Sonra... Ferrari'nin ünlü müzesine geçtik.
Dünya kupaları kazanmış bütün araçlar... Bu markanın kurucusu Enzo Ferrari'nin ilk otomobili, kullandığı motosiklet...
Her şampiyon Ferrari'nin yanında kupa heyecanını yaşıyordum.
Açılıp kapanan otomatik kapılar, bu heyecanın ses efektiydi.
Her açılışta Ferrari motorunun o harikulade müziği duyuluyordu.
Bu kaçamak aşkın tadı damağımda döndüm.
Önümüzdeki haftalarda Ferrari ile pist sürüşü de yapacağım.
|
|
|

|