|
 |
|
|
Bütün dostlar yukarıda buluşsalar
Hayatı hayatına dokunmuş herkes, 24 Kasım'da yitirdiğimiz arpçı Sevin Berk'i çok özleyecek... Kimimiz de Berk'in sevdiklerine kavuştuğunu düşleyerek avunacağız...
Arpçı Sevin Berk, ne zamandır özlediği eşi flütçü Mükerrem Berk'e, can dostları piyanist Gülay Uğurata ile kemancı Gülten Turalı'ya kavuştu mu dersiniz? Yukarıda çay demlemek, rakı tokuşturmak, müzik yapmak, Boğaz'a bakmak, lak lak etmek, kahkaha atmak mümkün mü?
Sonrasına inananlar için hayatın hep daha kolay olduğunu düşündüm ben. İnanmayanlar içinse daha bir acıtıcı, daha bir değerli sanki. Ölümü "mutlak son" sayınca, hayata dair sözlerin o en bilgesini de daha bir içinde hissediyor insan: "Bir varmış, bir yokmuş."
Ağlayarak, gülerek...
Sevin Berk 24 Kasım'da ayrıldı bizden. Türkiye'nin en iyi müzisyenlerindendi; meleklerin üçüncü kanadı olan, ölümlülerin altı bin yıldır çaldığı o büyülü sazın ender ustalarındandı.
Oğlu, çellist Murat Berk, cenaze töreninin akşamında, "Anneme karşılama töreni düzenlemişlerdir yukarıda. 'Yahu nerede kaldın' demiştir herkes... Buluşmuşlardır onlar" diyor.
Kızı, kemancı Leyla Berk ile hem ağlaşıyor hem gülüşüyoruz telefonda. Alabildiğine sevip sevindirmiş bir insandı Sevin Berk. Ardında bıraktığı, hayatına dokunmuşluğun sevinciyle büyüyen, ağlattığı kadar güldürebilen de bir hüzün.
"Çok kaliteli bir kadındı" diyor Leyla annesi için; sesinde minnetten, bağlılıktan öte bir hayranlık. Sevin Berk'i bilenler bilir ki, haklı.
Sofrayı kurmalılar...
Sevin Berk 10 gün önce gitti. Gülden Turalı 2002 Ocak'ında bıraktı bizi. Gülay Uğurata 1995 Aralık'ından beri yok. Bu üç güzel kadını, Boğaz'a karşı düşlüyorum şimdi. Berklerin Ayaspaşa'daki balkonunun izdüşümü bir mekan. Karşıda, Kızkulesi'nin gökyüzü ikizi.
Bir yandan sofra kurulmalı elbirliğiyle. Baş köşede Sevin Berk'in Mükrim'i, 1996'da yitirdiğimiz flütçü Mükerrem Berk oturmalı. İki yanına sandalyeler sıralanmalı masanın.
Birazdan ellerinde kadehleriyle gelip yerini almalı herkes. Türkiye'nin ilk ciddi müzik eleştirmenlerinden, 1982'de yitirdiğimiz viyolacı Faruk Güvenç, modern dansın bizdeki öncülerinden, 1988'de bizden ayrılan balerin ve koreograf Duygu Aykal, geçen şubatta veda eden piyanist ve pedagog Kamuran Gündemir yan yana oturmalı.
Bu insanlar, birlikte o kadar çok sofra kurup kaldırdılar, o kadar çok yolculuk yaptılar, o kadar konser, o kadar heyecan, keder, coşku, darbe, seçim paylaştılar ki. Her biri ayrı ayrı dünyaya doyamadan göçünceye dek, birlikte öyle dolu dolu yaşadılar ki.
Şimdi onların adlarını, simalarını, ezgilerini hatırlayanlarımız azdır belki. Zihinlerimizi ister istemez işgal eden, kerameti kendinden menkul medyatik meşhurlar yığınının altında kalmış olabilirler. Oysa onlar, bu ülkede, sanatın evrensel diline meraklı o kadar çok insanın hayatına dokundular ki.
Aşağıdan havadisler
İşte görüyorum. Gülay Uğurata bin bir çeşit yemek taşıyor sofraya; hepsinin lezzeti tek tek damağımdaki anne yemekleri. Faruk Güvenç kalkıp "Susun, şunu dinleyin" diye bir plak koyuyor. Duygu Aykal incecik bedeninden ancak onu tanıyanların bekleyeceği bir kuvvetle kucaklayıp kaldırıyor Sevin Berk'i, eşinin yanına oturtuyor.
Karşılarına Gülden Turalı geçiyor; Türkiye'nin ilk kadın başkemancısı ya da sürmeli gözleri her daim gülen bir ceylan. Derken, Kamuran Gündemir, "Farukcum, canım, müziği bırak da Sevin'i dinleyelim" diye susturuyor plağı. En taze havadis Sevin Berk'te ya, hepsi önce kulak kesiliyor, sonra sordukça soruyorlar. Artık o sohbetin tadına doyulmaz. Aşağıda kalan kim varsa, herbirimiz uzar uzar uzarız... Ne güzel!
Kadehimi kadehlerine değdirebilsem ben de; "Sağlığınıza" desem. Sevin teyzeye, geçen ağustosta, İstanbul'da, arpının başına oturttuğu 4,5 yaşındaki kızımın onun için arplı, piyanolu resim yaptığını anlatsam. Kendisinden yine ısrarla, "kız" diye söz ettiğini, "O tatlı kız sahiden öldü mü anne? Şimdi Petruşka'ya ne olacak?" deyip yaramaz kedisini sorduğunu anlatsam.
Ah Sevin teyze ah! Senden önce gidenleri ne çok andık seninle. Şimdi seni nasıl da özleyeceğiz.
Ölüm devasız. Tek teselli düşlerde... "Bir varmış, hep varmış" düşlerinde.
|
|
|

|