|
 |
|
|
EZELİ REKABETE POLİTİK PENCEREDEN BAKIŞ
İyi ki var, Fener'le Cim-Bom rekabeti!
Çünkü futbolu seviyorum, çocukluğunda, ilk gençliğinde top peşinde koştururken bir kere bacağını, iki kere kolunu kıran bir futbol fanatiği olarak. Derbinin güzel oyuna yakışan bir havada geçmesini diliyorum
HASAN CEMAL
Futbolcu olmayı kafaya koyduğum yıllardı. Bir gün babamla kavga etmiştim. Benden beter bir Galatasaraylı'ydı babam, derin ve damardan bir fanatik... Üstelik mektepliydi. O gün babama belki de söylenebilecek en fena, en son şeyi söylemiştim öfkeyle:
"Ben de o zaman gider Fener genç takımında futbol oynarım".
Bir anda gözü dönmüştü babamın:
"Ben de seni evlatlıktan reddederim!"
Ailece böyleydik.
Kanımız sarı kırmızı akardı.
Derbi günleri yüksek tansiyon olurdu evimizde. Televizyon yoktu o zamanlar. Maç saati gelince babamla radyonun başına çökerdik. Babamın iki dudağının arasından Birinci cigarası hiç eksik olmaz, annem de sürekli çay kahve yetiştirirdi.
Bazen kahrolur, bazen sevinçten havalara uçardık.
Ne güzel günlerdi.
Ama bugün de farklı değil.
İyi ki var Galatasaray-Fenerbahçe rekabeti!
Yoksa hayat sıkıcı olurdu.
Hafta başından beri o tatlı gerilimi yine hissediyorum. İç dünyamda bir heyecan dalgası usul usul kabarıyor.
Tedirgin bir hava var
Fenerli dostlarla derbi geyiği kaç gündür başladı bile. Birbirimizi ufak ufak oyuyoruz. Bakıyorum, kendilerinden nasıl da emin bir havaları var. Derbiyi kazanacakları konusunda herhangi bir kuşku duymuyorlar.
Belki böylesi daha iyi.
Bırakın, havaya girsinler!
Geçen yıl da o son Denizli maçına kadar öyle değil miydiler?.. O kadar havaya girmişlerdi ki, uzun süre kendilerini şampiyon sanmaya devam bile etmişlerdi.
Bizim tarafa gelince... Dikkat ediyorum, tedirgin bir hava var. Saracoğlu kompleksi olabilir mi?
Belki de...
Altı yıldır Saracoğlu'nda Fenerbahçe'yi yenemedik. Üstelik o korkunç 6-0'ı Saracoğlu'nda bizzat yaşamıştım. Gerçek bir kabustu. Her ne kadar Fener'i sonradan Olimpiyat stadında 5-1 ezdiysek de, bir de geçen yılın 4-0'ı var, yine Saracoğlu'nda...
Bunların çıkması şart!
Fenerli dostları susturmak istiyorsak, şeytanın bacağını kırmak zorundayız. Saracoğlu'nda Fenerbahçe'ye öylesine bir acı tattırmalıyız ki, Fenerli dostlar bir daha ağızlarını uzun süre açamasınlar.
Yani şeytanın bacağını kırmak!
Bugün kırabilecek miyiz?
Neden olmasın?..
Bir tarafta Arda'mız var, yükselen yıldızımız, dar alanda tuhaf çalımlarıyla Maradonavari gelen, göstere göstere rakibini geçen...
Öbür yanda Haşan Şaş'ımız var, korkutucu bakışlarıyla rakibinin üstüne üstüne yürüyen, bazen ölçüyü kaçırıp topu evine götürecekmiş gibi çalım üstüne çalım atsa da, rakip defansı dağıtan, asistleriyle korkulu rüya olan Hasan Şaş'ımız...
Sonra İliç'imiz var, gol yollarında sarsak sarsak koşarken, en umulmadık anda gol çıkarabilen...
Keşke Hakan Şükür'ümüz de olsaydı. O toptan vazgeçmedikçe, galiba ben ondan vazgeçemeyeceğim.
Biliyorum, yenmek de var, yenilmek de... Ama gerçek bir taraftarın gözü, takımının bol gollü galibiyetinden başka birşeyi görmek istemez. Zafere inanır çünkü. Bu kez şeytanın bacağını kıracağız Saracoğlu'nda...
İyi ki futbol var!
İyi ki Fener-Galatasaray rekabeti var.
Çünkü futbolu seviyorum, çocukluğunda, ilk gençliğinde top peşinde koştururken bir kere bacağını, iki kere kolunu kıran bir futbol fanatiği olarak...
Son söz:
Derbinin 'güzel oyun'a yakışan bir havada geçmesini diliyorum.
|
|
|

|