Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 04 Aralık 2006 / Pazartesi  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
AB ile yol ayrımı gözüktü sanki


Gelişmeler, AB ile sanki bir yol ayrımına yaklaşmakta olduğumuzu gösteriyor. Zira, Avrupa'dan yansıyan hava hiç de olumlu değil. AB Komisyonu'nun Türkiye ile sekiz müzakere faslını askıya alarak diğer fasılları Kıbrıs koşuluna bağlaması yetmiyormuş gibi, bazıları "daha fazla ceza" istiyor şimdi.
Avrupa basınında yazılanlar doğruysa -başta Fransa ve Almanya olmak üzere- bir grup kilit AB üyesi, Türkiye'nin adaylığını dahi sorgulayacak "önkoşullu" ve "takvimli" bir formül peşindeler.
İşin garip yanı ise, bu çabanın odağında Türkiye'deki insan hakları, 301'inci madde, töre cinayetleri, askerin siyasete müdahalesi, azınlık sorunları gibi Ankara'nın daha çok iş yapması gereken konular yok.

Rumlara hizmet gayreti
Bunlar adeta unutuldu. Ama ne var? AB için yarattıkları tüm zorluklara rağmen Avrupa'nın aşırı hoşgörüsünden yararlanan Rumların ulusal çıkarlarına hizmet etme gayreti var. Üstelik, Türkiye ile Kıbrıslı Türklerin sırtından.
Bu arada, Türkiye'nin bariz olan stratejik önemi, hayati nitelikteki enerji koridorlarına ev sahipliği yapması, önümüzdeki 15-20 yıl içinde Avrupa'da artacak olan kalifiye eleman ihtiyacını karşılayabilecek nüfusa sahip olması, kısacası Avrupa'daki "bilge adamların" sıraladıkları bunun gibi faktörlerin hesaba hiçbir şekilde katılmadığı da görülüyor.
Başka bir deyişle, AB üyeliğinin Kıbrıslı Rumlar için Türkiye'ye karşı ideal bir enstrümana dönüşmesi gibi, Kıbrıs sorununun Türkiye'nin AB yolunu tıkamak isteyen ülkeler için ideal bir enstrümana dönüştüğü apaçık ortada.

Denktaş yolu tıkadı
Aralık 2002'teki Kopenhag zirvesi öncesinde tüm bunları görebilenler, Türk tarafının Annan Planı'nı Rumların üye olmasından önce kabul etmesinin önemini bu yüzden vurgulamışlardı.
O zaman, Annan Planı'nı reddetmeleri Rumlara pahalıya patlayacak, AB üyelikleri tehlikeye girecekti. Planı kabul etmeleri halindeyse, Kıbrıslı Türklerin sahip oldukları veto hakkı nedeniyle, AB'de at koşturamayacaklardı.
Geriye baktığımızda, olumsuz anlamda da olsa, tek bir "vizyoner" görüyoruz. O da Rauf Denktaş. Zira, hem kendi halkının "kolektif AB üyeliğini" engelledi, hem de Türkiye'nin AB yolunu tıkadı. Asıl misyonu da zaten buydu.
Nitekim, bu siyasi misyonunu tamamlayarak sahneden çekildi. Arkasında, Türkiye'nin başını daha yıllarca ağrıtacak bir enkaz bırakmış olması ise, tabii ki, umurunda değil. Hatta, "Çok iyi oldu" diye düşünüyordur. Oysa, "iyi" olmadığını tarih daha şimdiden göstermeye başladı.

Vizyoner bir liderliğe ihtiyaç var
Dediğimiz gibi, Kıbrıs yüzünden AB ile sanki bir yol ayrımına geliyoruz. Çünkü AB'nin bu tutumu karşısında hiçbir Türk hükümeti bu perspektifi sağlıklı bir şekilde sürdüremez. O zaman bize, Başbakan Erdoğan'ın dediği gibi, "Kopenhag Kriterleri"ni "Ankara Kriterleri" yapıp sosyal ve siyasal gelişme yolunda devam etmek kalıyor.
Peki, bunu AB'nin "lokomotif gücü" olmadan yapabilecek miyiz? Bunun için, Türkiye'nin gerçek anlamda "vizyoner" olan liderliğe ihtiyacı var. Geçmişe bakıp bunun gelecekte sağlanabileceği konusunda ciddi kuşkuları olanlara katılmamak elde değil.

sidiz@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
'Hıristiyan Kulübü' olarak AB
ALMAN başbakanları Schröder ile Merkel arasın...
Çetin ALTAN
Takım, bu takım
Dedem Hasan Paşa'nın mezarı yanında ünlü bir ...
Hasan CEMAL
Kuzey Irak'a asker kaydırılması yanlış
Başbakan Erdoğan'la cumartesi akşamı Ankara'd...
Yasemin CONGAR
Yavaşlayan AB treni ve ABD
Geçen cuma, ABD Dışişleri Bakanlığı binasında...
Can Dündar
Vatikan'dan İran'a...
Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay 1969'da İran'ı ziy...
Semih İDİZ
AB ile yol ayrımı gözüktü sanki
Gelişmeler, AB ile sanki bir yol ayrımına yak...
Faik ÖZTRAK
Türkiye'de kırılganlığın artması riskleri zorluyor
Geçen ay ABD'de konut piyasasına ilişkin veri...
Hasan PULUR
Neredeyse Papa'yı Müslüman yapacaklar!!!
NE zaman Avrupa'yla başımız derde girse, adam...
Yaman TÖRÜNER
Kadrolaşma nereye kadar?
Ekonomi bürokrasisini ele geçirmek zor oldu. ...
Osman ULAGAY
Vurdumduymaz piyasalar ve doların düşüşü
Geçen hafta Avrupa Birliği (AB) cephesinden g...
Güngör URAS
Mülkiye'de bir öğrencinin yıllık maliyeti 3 bin dolar
Mülkiye'de bir öğrencinin yıllık maliyeti 4.3...

© 2006 Milliyet