Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 05 Aralık 2006 / Salı  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Dünya onu konuşuyor

İstanbul Müftüsü Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, Sultanahmet Camii'nde ağırladığı Papa 16. Benedictus'la yaptığı "huzur duruşuyla" dünya gündemine damgasını vurdu. İşte Çağrıcı'nın hayatından kesitler...

Şükran Pakkan

Sivas'ın Şarkışla ilçesine bağlı Taşlıhöyük köyünde, 1950'nin mayısında, karların erimeye başladığı bir günde dünyaya geldi. Yokluklar içinde geçecek yaşamı, derme çatma bir köy evinde, üç kardeşiyle birlikte tokluğa ve soba kenarında geçecek sıcak bir geceye özlemle başlamıştı...
Köyde ilkokul yoktu, çiftçi babasının da çocuklarını okula gönderecek gücü. İş, köyün imamı Yakup Nazım'a düştü. İmamdan, sadece hafızlık öğrenmedi. Türkçe ve matematiği de "hatmetti". Çocukluk yıllarında en yakın arkadaşı önce imam, sonra imamın ilçeden getirdiği ders kitapları oldu.

Yaşı büyütüldü
12 yaşında ilkokul diploması için dışarıdan sınava gittiğinde eğitim müdürlüğünün kapısından "16 yaşından küçükler bitirme sınavına giremez" diye geri çevrildi. Köyün büyükleri girdi bu kez devreye, mahkeme açıldı, Çağrıcı'nın yaşı büyütüldü.
Sıra, imam hatip lisesine kaydolmaya gelmişti. Kayseri'deki liseden, bu kez de "yaşın büyük" diye çevrildi. Yılmadı, ilk otobüse atlayıp Sivas'taki liseye gitti. Yaş hanesini henüz değiştiremediği (hiçbir zaman da değiştirilmeyen) nüfus kâğıdını uzatırken, cebinde sakladığı mahkeme kâğıdı yüzünden elleri titriyordu.
Çağrıcı, öğrenimi boyunca üstün başarı sergiledi. Liseyi bir yıl erken bitirdi. Ama, misafir kaldığı akraba evinde, öylesine üşüttü ki, kendi deyimiyle "uzun ve tatlı yol arkadaşım" dediği mide hastalığı böylece başladı.


Yokluk hep peşinde
İstanbul Yüksek İslam Enstitüsü'nü kazanınca, yine tokluk, yine üşüme derdiyle baş başaydı... Daha 20'sinde Diyanet İşleri Başkanlığı'na imam olarak, cami lojmanı imkânı için başvurdu. İlk önce, Balat'taki Yusuf Hüşaettin Camii'nde, ardından Eyüp'te yaklaşık altı yıl görev yaptı.
Bu arada, çocukluk aşkı, amcasının kızı Gül Hanım ile bir köy düğünüyle evlendi. Zor günler geçirdiler. En zorunu da, Sivas'ta öğretmenlik yaparken, kömür alamadıkları için yakamadıkları soba ve çektiği mide ağrılarıyla yaşadılar.
Akademik hayatında hızla yükseldi Çağrıcı. Mastır yaptığı İslam Felsefesi Anabilim Dalı'nda, Gazali'yi anlattığı "Ahlak felsefesi" konulu doktora teziyle, İslam felsefesinin, Batı dünyasındaki gelişmelerle birlikte yorumlanması gerekliliğini anlattı. Sonraları, Ürdün'e misafir öğretim üyesi olarak, Avrupa'da sayısız üniversiteye de konuşmacı olarak çağrıldı.
Çağrıcı, 1996'da profesör cüppesini giydi. Yüzlerce bilimsel çalışmaya imza attı. "Kuran Tefsiri" kurulunda yer alan Çağrıcı, Kasım 2003'te ise İstanbul Müftülüğü görevine atandı.
Dördü kız, beş çocuğunu da büyüttü bu arada. Hiçbirini "İmam Hatip'e gitsin" diye zorlamadı. Çocuklar, iktisatçı, iletişimci ve mimar oldu.
Prof. Çağrıcı, meslek yaşamı boyunca hiçbir gruba ya da partiye yakınlık göstermedi. Kendi sözleriyle, "Allah'tan başka kimseye bağlanmadı."





GÜNCEL
Yerden orman havadan talan
Dünya onu konuşuyor
Elçilikte vuruldu
Sivil toplum örgütlerinden 'F Tipi' için deklarasyon
Türk göçmen ihmalden öldü
Okkanlara madalya
Tuğluk'a 5 yıl hapis istemi
Rektörlükte zincirli eylem






Melih AŞIK
Komik Başkan!
Galatasaray'ın bir penaltısının verilmediği.....
Can Dündar
Hodri meydan!
Şaka herhalde:

© 2006 Milliyet