|
 |
|
|
Futbolda iman olmaz
İnsan sadece Tanrı'ya iman eder. Diğer tüm bağlılıkları, tüm kimlikleri akıl yolludur. İnsan konuşabildiği, düşünebildiği, düşünerek kendini ifade edebildiği için farklıdır. İnsan analitik olarak düşüncelerini derleyip toplayabiliyorsa ve bunun üzerine bir hayat görüşü inşa edebiliyorsa farklıdır. Yoksa insan sadece hayat sürdürüyor olmakla, ıspanaktan ne kadar değerlidir ki!
Serhat Ulueren bir itirafçıyı yayına çıkardı. Bir insan çıktı ve "Ben şike yaptım" dedi. İftira atıyorsa, önce kendisine attı. "Ben yaptım" dedi. "Ben öldürdüm, ben çaldım" gibi.
Bu adam yalan söylüyor olabilir mi? Olabilir. Bir komplonun parçası olabilir mi? Neden olmasın. Peki tam tersi mümkün mü? Anlattıklarının bir kısmı ya da tamamı doğru olabilir mi? Hayır mı?
İşte buna, hemen tartışmasız bir şekilde hayır diyorsanız, siz iman ediyorsunuz demektir.
Bugün gelinen nokta da budur. Fenerbahçelilerin % 95'i bu haberin bir iftira olduğuna emin. Kesin net bir şekilde söylenenlerin yalan olduğunu düşünüyorlar ve aksiyona geçiyorlar. Tersi gruptakilerin durumu farklı mı? Aynı imanla eminler. Onların % 95'i kesin net ve tartışılmaz bir şekilde iddiaların doğru olduğunu söylüyor. Daha suç sabit değilken Fenerbahçe suçlu ilan edildi bile.
Futbol sadece eğlencedir
İşte bu imandır. Bu takım tutmak değil, takımlara, başkanlara iman etmektir. Ve insanın kendi aklına hakaret etmesi.
Bütün bu olup biten arasında en acayibi de bu aslında. Şike varsa 100 yıllık Fenerbahçe bundan ne yara alır ki! Fenerbahçe her zaman Fenerbahçe'dir. Milan, Marsilya, Juventus vs'yi yönetenler zaman zaman yanlış yollara girmiştir. Bu kulüpler ne kaybetti. Çoğu, akılla daha güçlü olarak çıktı krizden.
Ya tam tersi doğruysa! Şike yoksa, yine ne olur ki! Serhat Ulueren eğer tuzağa düştüyse, bu dünyada tuzağa düşmüş binlerce başarılı gazeteciden biri olacaktır. Bu, mesleğin doğasında var. Yenilgiyse evet büyük bir yenilgidir. Ama son mudur! Hayır bunu Türk basını da Serhat da çok kolay atlatır. Bu sorun değil. Hem de hiç. Sorun başka.
Futbol sadece çok da ciddiye alınmaması gereken bir eğlencedir. Ama futbol, bu dünyada yaşadıklarımızla her gün bizi bize yansıtan bir ayna aynı zamanda. Önemli olan 5 yıl önceki bir maçla ilgili olan iddialar değil. Bugün yaşadıklarımız, toplumun buna tepkisi. İnsanların söyledikleri ve inandıkları. İşte bu aynada görülüyor ki, ortada akıldan, analitik zekadan eser yok. Bugünün futbol güruhları sadece takımlarına, başkanlarına iman ediyor. İşte acı ve önemli olan aslında budur.
Ne diyelim! Bu ülkede felsefeyi zorunlu ders olmaktan çıkaranlar utansın.
Devleti göreve davet etmek
Yürütme, yasama, yargı. Demokratik devletin, güçler ayrılığı ilkesiyle birbirinden bağımsız çalışan üç temel gücü.
Aziz Yıldırım yönetimi, devleti değil hükümeti göreve davet ediyor. Yargıyı ilgilendiren bir durumda yürütmeye davet. Davet doğru apartmana, ama yanlış daireye.
Devleti göreve çağıranlara ise, Mehmet Ali Şahin "Bu devleti yönetemiyoruz. Askerler gelsin demekten farksız" diyor. Hayırdır inşallah. Tabii ki bu işi çözmek devletin görevidir. Federasyon başkanını bir üye vursa buna disiplin kurulu mu bakacak?
Bu işi çözmek yargı gücünün görevidir. Ortada bir suç var. Ya şike, ya iftira. Bunu federasyon nasıl çözsün? Bunu federasyonu var eden kulüpler nasıl çözsün?
Ligdeki takımlardan birinin başkanı olduğunuzu düşünün, Fenerbahçe'nin 2 ya da 3'üncü lige düşmesini ister misiniz?
Kim ister?
Galatasaray ya da Beşiktaş'ın başkanları dahil, lige giren paranın en iyimser tahminle 3'te 1 oranında düşmesini ister misiniz? Federasyon kasasına naklen yayından, sponsorluktan vs giren paranın düşmesini, futbolun inandırıcılığının azalmasını, sektörün bir krize girmesini... 500 milyon dolarlık sektör bir süre için en azından yarılar değerini. Bunu kim ister? İşte tam da bu hassas dengeler yüzünden, devlette güçler ayrığı ilkesi vardır. Demokrasi ve şeffaflığın temeli olarak modern yönetimin bir parçasıdır. Adaletin kestiği parmak acımaz ama kılıcı eline verirsen en adil adam bile kendi parmağını kesemez. Bu yüzden güçler ayrılığı var. Tabii ki devletin, cumhuriyetin savcıları ve hakimleri çözecek bu işi. Suç ve ceza ortaya dökülecek. Bunun hükümetle ve askerle alakası ne? Neden bulandırıyorsunuz insanların zihinlerini.
Futbol başımıza çökerse
500 milyon dolarlık bir sektör. Direkt olarak 1 milyon kişinin maddi ilişkisi olan bir sektör. Ortalama 2.7 milyon kişi bahis oynuyor. Kaçak bahsin de bir o kadar oynandığını yetkililer söylüyor. Bu değerin toplamı 2 milyar dolar civarında. Yasal ve kayıt dışıyla dev bir endüstri söz konusu.
Bu oyunda her maçın dedikodusu var. En sıkı rejimlerde bile maç manipüle ediliyor. Önüne tam anlamıyla geçmek olanaksız. Şike var ve olacak. Hırsızlık nasıl yok edilemezse bu da yok edilemez. Zaten sorun da olması değil. Dedikodusunun bu kadar çok olması ve hemen hiç kimsenin güveninin kalmamış olması.
Güven çok önemli
Karınıza güvenmezseniz evliliğiniz yürümez, güvenmediğiniz bankadan paranızı çekersiniz, güvenmediğiniz bakkaldan peynir almazsınız. Ve güvenmediğiniz oyuna katılmazsınız. Futbolun bugün yaşanan sıkıntısı da budur. Önce insanlar, sonra para bu sektörü terk ederse koca bir endüstri çöker. Anlaşılması gereken budur.
Mesele taraftarı memnun etmek değil, mesele sektörü ayakta tutacak planlamayı yapabilmek. Bunu yaparsanız, bugünkünden daha fazla insan ve para bu işin içine doluşur. İşte futbolu yönetenlerin taraftar gıdıklamaktan çok bununla uğraşması gerekir. 1 yılda her şeyi çözmek mümkün. Yeter ki niyet ve akıl olsun.
mdemirkol@milliyet.com.tr
|
|
|

|