|
 |
|
|
Kemençe ve AB
AB ile gerilen ipler için "Kemençe, Türk mü, yoksa Rum çalgısı mı?" muhabbetiyle başlayan bir katkı... Borsa Lokantası'nda kemençe sanatçısı Konstantinos Raptis'i dinliyoruz.
Ona göre kemençe, bir Rum çalgısı... 2 türlü kemençe varmış... Biri, "Pontus" kemençesi, diğeri "klasik" kemençe.
Az önce onu, Lütfi Kırdar Salonu'nda zaman zaman "solo kemençe" çalarken gerçekten hayranlıkla izlemiştik.
İnce uzun fiziği, kabarık saçları, iri siyah gözlüğüyle ilginç bir görüntüsü vardı.
Kemençeyi de Theo Angelopulos'un filmlerinin fon müziklerinden seçmelerde çalmıştı.
Bir yaklaşımda bulundum.
Rum Pontus devleti Karadeniz'deydi.
"Pontus kemençesi" de oradan gelmiş olmalıydı.
Yani... Bir Karadeniz enstrümanı olarak o coğrafya insanları olan Rumlar, Türkler, Lazlar ve yörenin diğer etnik gruplarının ortak sesi olabilir.
Bu görüş, genelde paylaşıldı.
Çünkü... Ortak özellikler harmanının başka örnekleri de vardı masada... Anlatayım...
.................
Fenerbahçe-Galatasaray maçının ilk yarısını seyretmiş, 2 golden sonra Lütfi Kırdar'ın yolunu tutmuştum.
En beğendiğim film müziklerinin ve özellikle Angelopulos'un "The Day And Ithernety (Sonsuzluk ve Bir Gün)" adlı filminin fon müziğini de yapan Eleni Karaindru konserine gittim.
O filmin konusu, geç orta yaştan bir gazetecinin, yakalandığı kanser hastalığını ve çok kısa sürede öleceğini öğrendiği gün ve sonrası, en önemli anlarının geçtiği mekânlara gitmesi ve hayalinde yeniden yaşamasıdır.
Böylesine duygu yüklü bir konuyu taşıyacak müziği yapmak çok zor iş.
Eleni Karaindru bunu harikulade başarmıştır.
Konser diğer film müzikleriyle de sürdü. Örneğin Leyleğin Geciken Adımı, Ulis'in Bakışı, Aşkın Bedeli, Truvalı Kadınlar... 90 dakikalık bir müzik terapisiydi.
....................
Konser, Şişli Belediyesi tarafından düzenlenmişti. Amacı, "Barış için Kuzey-Güney Müzisyenleri Buluşması" diye sunuldu.
Maça rağmen salon doluydu.
Konser sonrası kopan alkışa, son yılların popüler müzik konserlerinde bile tanık olmadım.
Hacettepe Üniversitesi orkestrasına Yunan sanatçıları katılmışlardı.
Alkışlar, müziğin kalitesinin yanı sıra bu Türk-Yunan kültür harmanına da destekti.
Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, Sanat Danışmanı Vecdi Sayar gerçekten önemli bir etkinliğe imza atmışlar.
.....................
Konumuza dönelim...
Yani... Ortak kültürün bu coğrafyada harman oluşunun masadaki kanıtlarına...
Konser sonrası Borsa Lokantası'nda enfes Türk yemekleri yedik.
Yunan sanatçıları sanki evlerinde gibiydiler.
Ardından orkestranın piyanisti Natalia Mihailidiu çok iyi Türkçe konuşmaya başladı. 13 yaşına kadar İstanbul'daymış. Heybeliada'da köşkleri varmış. Satmışlar... Göçmüşler... Paris'te müzik eğitimi almış, Atina'da evlenmiş. Kocası da o gece solo obua çalan Vangelis Kristopulos.
Bir diğer Türkiye kökenli sanatçı ise, Eleni Karaindru'nun kocası Antonis Antipos'tu.
O da İzmirli bir Rum ailenin çocuğu. Yunanistan'a göçmüşler. Tiyatro eğitimi almış, Londra ve Boston'da tiyatro yönetimi üzerine uzmanlaşmış. Şimdi Atina'da en gözde tiyatrolardan ikisinin sahibi ve yöneticisi. Birinde Çağdaş Yunan tiyatrosundan yapıtlar, diğerinde klasikler oynanıyor. Yılda 50 bin dolaylarında seyircisi var.
Türk yemekleri ve Türkiye sohbetleriyle nasıl da keyifliydiler.
....................
Ve... AB ile ağır çekim tren kazası yaklaşıyor. Sorun, Türklerle Rumlar arasında gösteriliyor.
Sadece ortak harmanın bir masadaki 3 örneğini sunduğum ve binlerce-on binlercesi olduğuna inandığım Türkiye ve Yunanistan insani gerçekleri ne yazık ki AB'ye ve dünya kamuoyuna yansımıyor.
Başka hesaplar için bahane olarak kullanılıyor.
Sanıyorum en büyük eksiklik "iletişim..."
g.civaoglu@milliyet.com.tr
|
|
|

|