|
Kalkınma cılbırındaki hödüklükler kepazeliği
Cumartesi, pazar dışında, her sabah saat 6.30'da bazı TV kanalları o günkü gazete manşetlerini vermeye başlar.
İlk, bazen de ikinci sabah kahvesiyle birlikte, Türkiye'nin çeşitli yerlerinden lavlaşarak taşan bir yığın korkunç umacılıklarla, hödüklükleri izlemeye başlarsınız.
Ve başta cep telefonlu genç kızlarla delikanlılar olmak üzere, Türkiye'de; Türkiye'den habersiz yaşayan milyonları düşünürsünüz azıcık da... Sonra başınızı hafif sallayarak, kendi kendinize mırıldanırsınız:
- Gidiş, tam bir çalkantıya doğru...
***
Dünkü ve önceki günkü gazete manşetlerine şöyle bir bakalım.
1- Zaman gazetesinin pazartesi günkü manşeti; Habip Güler'le Gürhan Savgı'nın haberi:
"Su kaynakları can çekişiyor - Kirlenmeyen nehir yok"
2- Hürriyet gazetesinin pazartesi günkü manşeti; Ümit Çetin'in haberi:
"Trende kıyama durmak istedi - Hacettepe Üniversitesi'nden bir profesör, vagon aralarında namaz kılmakta zorlanınca, TCDD'den trenlere mescit yapılmasını talep etti. TCDD Genel Müdürü, 'Trende kıble tutmaz' diye yanıt verdi."
3- Milliyet gazetesinin dünkü manşeti, Murat Öztürk'ün fotoğraflarıyla:
"Havadan bakınca FELAKET - Milliyet'in çektiği hava fotoğrafları, İstanbul'daki orman talanını gözler önüne seriyor. Bazı yerlerde villalar, taş ocakları öylesine gizlenmiş ki, karadan görmek imkânsız. Önce orman yok ediliyor, sonra villa dikiliyor"
***
Bir tarafta Kabataş'tan Dolmabahçe Sarayı'na doğru giderken ortalığı kaplayan bok kokusu; bir tarafta Doğulu ailelerden kiralanıp Adana'da bir depoya tıkılan 10-18 yaş arası çocukların köle gibi çalıştırılması...
***
Küreselleşen bir şeffaflaşmayla birlikte Türkiye'nin de, vakti zamanında hamaset edebiyatı ve tek parti sloganlarıyla perdelenmiş gerçek yüzü ortaya çıktıkça; insanın neredeyse dudağı uçukluyor ve şükrediyor Yozgat'ın, yahut Kırşehir'in bir köyünde doğmak yerine, Göztepe'de doğduğuna.
***
Gerçi dış dinamiklerin esintisiyle 7 kişiye bir motorlu araç düştüğü de doğru, 2 kişiye bir cep telefonu düştüğü de...
Dışalımlarla dışsatımlar arasındaki açığın gitgide büyümekte olmasına karşın; dış ticaret volümünün 200 milyar dolara yaklaşmakta olduğu da doğru...
***
Ne var ki, şimdiye dek alınmış borçlar ve borçlar için sürekli ödenen faizler toplamının, trilyon doları bulduğu da doğru...
Yolsuzluklar, soysuzluklar, vurgunlar, rüşvetler, soygunlar, tokatçılıklar da doğru...
Ve Türkiye'yi, şeffaflaştırma ağırlıklı bir muhalefetin bulunmadığı da doğru...
***
Zaten öyle bir muhalefet olsa, ne orman yağmasıyla talanı ve rantı ayyuka çıkar; ne KKTC sorunundan, Kürt sorununa kadar çeşitli sorunlar kronik bir sıtmaya dönüşürdü.
***
Bu arada bendeniz de, Göztepe'deki 42 daireli apartmanda kalorifer tesisatının -abuk sabuk türden- bakıma alınması sonucu, bizim katı radyatörlerden fışkıran suların basmasıyla; iyice sarmaşıklaşan bir hödüklükler kepazeliğinden nasibimi almış durumdayım.
***
Solmaz Kâmuran'ın, Fındıklı'da Meclisimebusan Caddesi bitimindeki dairesine kapağı dar attığımız günlerde; geçtiğimiz pazar öğleden sonra, orada da elektrikler kesilmez mi?
Cihangir'den Maçka'ya kadar yaygın bir elektrik kesintisi...
Asansörde tutsak kalan bizim Burhan Bursalı; bendenizin kapkaranlık dik merdivenlerden mum ışığında adım adım, zar zor aşağı inme serüvenim...
***
Türkiye'de 8.5 milyon özürlü insan yaşam mücadelesi verirken, bu da bir şey mi?
Değil tabii ama, siz bir de bendenize sorun.
***
Mum ışığında, kapkaranlık dik merdivenlerden inmeye uğraşırken, ne nutuklar geçmiyordu ki aklımdan:
- Aziz vatandaşlarım, hortumların kesilmesi sonucu görülmedik bir hıza ulaşan kalkınmamız sayesinde artan itibarımızla birlikte, tüm dünyanın gözü Türkiye'nin üstüne çevrilmiş durumda...
***
Köylü ağırlıklı Türkiye'yi; vince takılı, sağa sola savrularak yükselen bir fıçıymış gibi görmek ne güzel...
Bir de fıçının içinde kolu kanadı kırılanlar; töre cinayetlerine, cinsel tacizlere, yangınlara, maganda kurşunlarına, sokak çatışmalarına kurban gidenlerle; açlık ve yoksulluk sınırı içinde yaşayanlar ve kapkaranlık merdivenlerde görünmez kazıklar yiyenler varmış...
Boş verin onların hepsine...
***
Türkiye, vince takılı bir fıçı örneği, sağa sola savrula savrula yükseliyor.
Dileyelim de, fıçının içinde artan kargaşa ve hödüklükler kepazeliği; kırıp döküp parçalamasın fıçıyı...
c.altan@prizma.net.tr
|
|