Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 06 Aralık 2006 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Merkel işi yokuşa sürüyor


AB'nin iki lokomotif ülkesinin liderleri, Fransa Cumhurbaşkanı Chirac ve Almanya Başbakanı Merkel, Türkiye'ye 18 veya 24 aylık bir süre tanınmasından yanalar. İki lider, dünkü buluşmalarında Türkiye'ye ilişkin niyetlerini dışa vurdular.
Fransa, Türkiye'nin AB üyeliğini zora sokacak, belki de olanaksız hale getirecek "referandum" koşuluna anayasasında yer vererek, tavrını baştan koymuştu.
Schröder liderliğindeki Almanya, Türkiye'den yana bir çizgi izlemesine karşın, muhalefetteki Merkel, formülünü "tam üyelik değil özel statü" olarak açıklamıştı. Ne var ki Merkel, başbakan olduktan sonra bir yandan koalisyon protokolünün, bir yandan da devlette devamlılık ilkesinin gereği olarak alınan kararlara uyacaklarını belirtmişti.

'Kıbrıs bahanesi'
Şimdi görüyoruz ki, Merkel, yakaladığı ilk fırsatta, Türkiye'yi yeniden tam üyelik yolundan uzaklaştıracak formül arayışı içinde.
"Kıbrıs bahanesi"yle işi yokuşa sürüyor.
Muhalefet liderliğindeki çizgiye yakın seyretmeye çalışıyor.
Merkel, AB-Türkiye ilişkilerinin 2008 içinde iki kez gözden geçirilmesini öneriyor.
18 veya 24 aylık süre içinde Türkiye'nin limanlarını ve havaalanlarını açmasının beklenmesi gerektiğini savunuyor. Chirac da bu öneriyi destekliyor.
Bu önerinin özü Türkiye, Kıbrıs'ta AB'nin isteklerini yerine getirmezse bir sonuca varılamayacağıdır.
Merkel'in bir düşüncesi de Türkiye'deki seçimleri beklemek.
Almanya Başbakanı'nın beklediği, Türkiye'de oluşacak yeni iktidarın AB'nin isteklerini hemen yerine getirmesi ve belki de ondan daha çok bekleyip istediği ipleri koparmasıdır. Eğer yeni iktidar ipleri koparmayı tercih ederse, Almanya ve Fransa'nın "nihai hedefine" daha uygun bir süreç başlayacaktır.
Bir bakıma Türkiye, "sabrının taşması" için zorlanacaktır.

Ankara'nın konumu
Türkiye'de seçimlere kadar AKP iktidarı, AB'nin isteklerini yerine getirebilir mi?
Başbakan Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Gül'ün beyanları da gösteriyor ki, böyle bir olasılık Kıbrıs konusunda sıfırdır. Erdoğan da, Gül de KKTC'ye uygulanan izolasyon kaldırılmadıkça limanlarını açmayacaklarını defalarca açıklamışlardır. Seçimlere giderken bu sözlerini çiğneyemezler.
Merkel de bu hesabı yapmış olmalı ki, en az 18 aylık süre tanınmasından söz ederek, bu hükümetin adım atmayacağını kabul ettiğini gösteriyor. Yeni oluşacak hükümeti beklemeyi yeğliyor.
Seçimlerden sonra AKP'li bir iktidarın oluşması halinde, bu politikanın değişip değişmeyeceği belli değil.
AKP'siz bir hükümetin de izolasyonlar kalkmadan limanları açması, Güney Kıbrıs'ı tanıması olasılığı AKP'li bir hükümete göre çok daha azdır.

Demokratik mekanizma şart
Merkel, MHP'nin yansıttığı gibi "Al kriterlerini git" diyecek bir iktidar arıyorsa, bu da, Almanya'nın asıl niyetinin "üzüm yemek" olmadığını gösterir.
Ankara'da oluşacak yeni iktidarın AKP'den daha esnek olmasını ve Ankara'nın bugünkü konumunu radikal biçimde değiştirmesini beklemek gerçekçi değildir.
AB, küresel bir aktör olmayı hedefliyorsa Türkiye'nin sağlayacağı katkıyı gerçekçi olarak değerlendirmelidir.
Böyle bir niyeti yoksa veya Türkiye'nin katkısına inanmıyorsa, o zaman, Güney Kıbrıs gibi küçük bir bahanenin arkasına sığınmak yerine, veto sistemini kaldırıp daha demokratik bir mekanizmaya geçmeli ve Türkiye ile ilişkilerini gerçek boyutlarına oturtmalıdır.

fbila@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
İki Avrupa... Hangisi?
EVET iki Avrupa var; biri "Derin Avrupa", öbü...
Çetin ALTAN
Kalkınma cılbırındaki hödüklükler kepazeliği
Cumartesi, pazar dışında, her sabah saat 6.30...
Melih AŞIK
Haydarpaşa Projesi
Haydarpaşa projesi yola çıktı... Haydarpaşa G...
Fikret BİLA
Merkel işi yokuşa sürüyor
AB'nin iki lokomotif ülkesinin liderleri, Fra...
Hasan CEMAL
Kültürel ırkçı!
Merkel'le Chirac'ın dünkü ortak çıkışlarından...
Güneri CIVAOĞLU
AB'ye nadas
Merkel, Chirac ve Polonya Devlet Başkanı Kac...
Abbas GÜÇLÜ
İyi ki sivil toplum örgütleri var
Birleşmiş Milletler (BM) 1985 yılında, gönüll...
Hurşit GÜNEŞ
Merkez Bankası'nın döviz kaygısı
Önceki gün Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılm...
Nail GÜRELİ
Eski tüfek sendikacılar
Sendikacılar Derneği (SEN-DER), Türk-İş ve Dİ...
Sami KOHEN
Bir yandan AB, öte yandan Ortadoğu...
TÜRKİYE bir yandan AB ile uğraşırken, öte yan...
Metin MÜNİR
Yüz yıl süren hazırlık
Beş-altı kişilik bir grup gazeteciyle beraber...
Hasan PULUR
Muhsin Bey'den Dondurmam Gaymak'a...
CUMA gecesi televizyon kanalları arasında dol...
Meral TAMER
Güler Sabancı, "Kadın Dostu Kentler"e el verdi
Dün, Türk kadınına seçme ve seçilme hakkının ...
Ece TEMELKURAN
Türk diasporasına: Büyüdük biz!
Londra'daydım. Kitap Evi'nde Londra'da yaşaya...
Osman ULAGAY
Uyarı yerinde ama etkili olması zor
TC Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Durmuş Yılma...
Güngör URAS
Bayram değil seyran değil, eniştem beni niye öptü?
Sabah erken saatte markete uğradım. Alacaklar...
M. Ali BİRAND
Chirac-Merkel'den geri adım
Avrupa Birliğinin iki büyük patronu, Fransız ...

© 2006 Milliyet