Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 06 Aralık 2006 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Merkez Bankası'nın döviz kaygısı


Önceki gün Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz'ın açıklamaları arasında döviz konusu göze çarpıyordu. Son günlerde döviz sanki ekonomide tek konuşulan konu oldu. Merkez Bankası, yüksek ve hızlı büyümeyi cari açığın ve özel kesimin yüklü borçlanmasının temel nedeni olarak görüyor. Bu tez elbette yanlış değil. 43 milyar dolara varan bu borcun temelinde hızlı büyüme var. Ancak diğer etmenler de göz ardı edilmemeli.
Öncelikle özel kesimin neden dövizle ve yurtdışından borçlandığını anlamak gerekiyor. Birincisi, büyük özel kuruluşlar yurtiçinde bir sürü satın almalar gerçekleştirdi. Tüpraş'tan tutun, Erdemir'e kadar birçok kuruluş alındı. Bunlar için yeterince sermaye birikimi olmadığından borçlanmak zorunda kalındı.

Dövizle borç
Böylesine büyük kredileri de hâlâ Türk bankacılık sistemi sağlayacak yapıda ya da çapta olmadığından mecburen dışarıya başvuruldu. Diğer bir deyimle, biri reel sektördeki sermaye yetersizliğine, diğeri de bankacılık kesimindeki yetersizliğe dayalı bunun iki nedeni daha vardı.
Öte yandan, TL cinsinden vadeler hâlâ 3-5 yıldan daha uzun değil. Yani borçlanan uzun vadeli borçlanmak zorunda kaldığında yurtiçini kullanamadığı gibi, TL cinsinden de borçlanması olanaksız oluyor. Üstelik TL'de faizler çok yüksek. O zaman özel kesim mecburen yurtdışına açılmak zorunda kalıyor.
MB, TL'deki faiz yüksekliğinin ve vade sorununun enflasyonun düşmesiyle aşılacağını belirtse de, bunu yakın tarihte beklemek saflık olur.
Bununla beraber, MB Başkanı Durmuş Yılmaz'ın açıklamasında bir başka nokta daha var. Bu borç çok kısa sürede artmış. 2005 yılı sonunda 29 milyar dolarmış. Şimdi 43 milyar dolara çıktığına göre bir yıldaki artış yüzde 50'ye yaklaşıyor. Özetle, çoktan bilinen bir sorunun şimdi ifşası söz konusu değil. Sorun birdenbire oluşmuş ve ortaya çıkmış.

Mevduat artıyor
Önceki gün MB Başkanı özel kesimin, özellikle de kurumsal kesimin tasarruflarında dövize doğru eğilimin de arttığını belirtiyordu. Bu konuda bir yandan döviz borçları artan bu kesimin diğer yandan da tasarruflarını dövize kaydırması acaba bir hedging, yani devalüasyona karşı korunma arayışı mı? Olabilir. Ancak bunun yanı sıra bir nokta daha var. Yurtdışından alınan borçlar elbette bu kurumların hesaplarına da yansıyor. Yani alınan borç yurtiçindeki bankaya yatıyor ve tasarruflarda sanki artış olmuş gibi gözüküyor.
Özel kesimin bu kadar büyük bir kur riski taşıması nasıl önlenebilir? Bunun iki yöntemi var. Biri bu riski Hazine'nin üstlenmesi, ya da var gücüyle Merkez Bankasının kurdaki hareketliliği önlemeye çalışması.
Bize kalırsa her ikisi de yanlış olur. Buna rağmen Merkez Bankası bu arada olası bir hareketin daha kontrollü geçmesi için rezervlerini güçlendirebilir ve döviz alım miktarlarını artırabilir. Ancak ekonominin tümünde riskin azaltılması amaçlanıyorsa, yegâne hedging yöntemi özel kesimi daha fazla döviz kazanır hale getirmektir.
Kısacası, ihracattaki artış hızlanmalıdır.

hgunes@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
İki Avrupa... Hangisi?
EVET iki Avrupa var; biri "Derin Avrupa", öbü...
Çetin ALTAN
Kalkınma cılbırındaki hödüklükler kepazeliği
Cumartesi, pazar dışında, her sabah saat 6.30...
Melih AŞIK
Haydarpaşa Projesi
Haydarpaşa projesi yola çıktı... Haydarpaşa G...
Fikret BİLA
Merkel işi yokuşa sürüyor
AB'nin iki lokomotif ülkesinin liderleri, Fra...
Hasan CEMAL
Kültürel ırkçı!
Merkel'le Chirac'ın dünkü ortak çıkışlarından...
Güneri CIVAOĞLU
AB'ye nadas
Merkel, Chirac ve Polonya Devlet Başkanı Kac...
Abbas GÜÇLÜ
İyi ki sivil toplum örgütleri var
Birleşmiş Milletler (BM) 1985 yılında, gönüll...
Hurşit GÜNEŞ
Merkez Bankası'nın döviz kaygısı
Önceki gün Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılm...
Nail GÜRELİ
Eski tüfek sendikacılar
Sendikacılar Derneği (SEN-DER), Türk-İş ve Dİ...
Sami KOHEN
Bir yandan AB, öte yandan Ortadoğu...
TÜRKİYE bir yandan AB ile uğraşırken, öte yan...
Metin MÜNİR
Yüz yıl süren hazırlık
Beş-altı kişilik bir grup gazeteciyle beraber...
Hasan PULUR
Muhsin Bey'den Dondurmam Gaymak'a...
CUMA gecesi televizyon kanalları arasında dol...
Meral TAMER
Güler Sabancı, "Kadın Dostu Kentler"e el verdi
Dün, Türk kadınına seçme ve seçilme hakkının ...
Ece TEMELKURAN
Türk diasporasına: Büyüdük biz!
Londra'daydım. Kitap Evi'nde Londra'da yaşaya...
Osman ULAGAY
Uyarı yerinde ama etkili olması zor
TC Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Durmuş Yılma...
Güngör URAS
Bayram değil seyran değil, eniştem beni niye öptü?
Sabah erken saatte markete uğradım. Alacaklar...
M. Ali BİRAND
Chirac-Merkel'den geri adım
Avrupa Birliğinin iki büyük patronu, Fransız ...

© 2006 Milliyet