|
 |
|
|
Chirac-Merkel'den geri adım
Avrupa Birliğinin iki büyük patronu, Fransız Devlet Başkanı Chirac ve Alman Başbakanı Merkel, aralarına aldıkları Polonya Başbakanı Kaczyinski yaptıkları ortak toplantıda, Türkiye konusunda geri adım attılar.
Bu üçlü toplantıdan beklenen, Türkiye'nin Rum gemilerine limanlarını açmaması nedeniyle Avrupa Komisyonu'nun kestiği cezayı az bulmaları ve arttırmalarıydı. Hatta , Komisyon'un önerdiği 8 başlık yerine 10-15 başlığın askıya alınmasını isteyeceklerinden söz ediliyordu.
Bu gerçekleşmedi. Tam aksine, yeni başlıklardan söz edilmediği gibi, askıya alınacak 8 başlığın da ucu açık şekilde askıda tutulmamasında görüş birliğine varıldı.
Üç liderin vardıkları sonucu şöyle yorumlayabilirim:
1) Fransa-Almanya ve Polonya, Avrupa Komisyonu'nun önerisini temel olarak kabul ettiklerini açıkladılar. Bunun anlamı, Kıbrıs sorununun 2007 yılında global çözümünün BM tarafından başlatılmasıdır ki, Türkiye'nin en başta gelen isteklerinden biridir.
2) Askıya alınan 8 başlığın ucu açık bırakılmaması ve Türkiye'deki seçimler, ardından da Avrupa Parlamentosundaki seçimlerden sonra, 2007 ile 2008 döneminde – bu konuda da kesin bir tarih ısrarı yok- AB Komisyonu'nun bir rapor hazırlayıp Konseyi bilgilendirmesi ve Konseyin yeni bir tutum saptamasında görüş birliğine vardılar. Bu da Türkiye'yi rahatsız etmemektedir.
3) Üç lider, Türkiye ile ilişkilerin tümden askıya alındığı izleniminin yaratılmaması için, askıya alınanların dışında kalanların müzakere edilmesi gerektiği konusunda anlaşmışlardır. Bu da, dolayı şekilde Rumların vetolarını kullanmamaları anlamına gelmektedir. Önümüzdeki haftaki dorukta bu yönde bir karar kesinleşirse, Ankara memnun olacaktır.
Özetle, önümüzdeki hafta değişmediği taktirde, bugün gelinilen nokta, Türkiye açısından ehven-i-şer'dir ve Ankara'nın AB ile ilşkilerini tahmin edildiği kadar zedelemeyecek cinstendir. Tabii yine de temkinli olmakta yarar vardır. Bugünkü hava yarın yeniden değişebilir.
Özetle, 18 ay sonra Komisyon yeniden bir rapor verecek ve duruma göre AB Konseyi askıdaki başlıkları serbest bırakabileceği gibi, ekstra ceza da kesebilecek.
* * *
FRANSA BUNU HERKESE YAPIYOR...
Türk kamuoyu, Fransa'nın Türkiye'ye yönelik politikalarını giderek artan bir şaşkınlıkla izliyor. Tarihte hiçbir zaman düşmanca ilişki yaşamamış, savaş veya büyük anlaşmazlık görmemiş iki eski imparatorluğun torunları şimdi birbirlerine düşmanca muamele ediyorlar.
Türk toplumu Fransa'ya, hafif kompleks, hafif hayranlık, hafif de kıskançlıkla bakar. Ancak hiçbir zaman düşmanlık duymamıştır. İlişkilerin bugünkü noktaya gelmesi de, çok ilginçtir ikili sorunlardan kaynaklanmamıştır. Tamamen üçüncü ülke veya sorunlardan kaynaklanmıştır.
İşte Ermeni sorunu...
İşte Avrupa Birliği sorunu...
Türk kamuoyu, Fransa'nın bu iki sorun nedeniyle Türkiye'yi kendine düşman etmesinin altındaki mantığı bir türlü anlayamıyor. Anlamasına da gerçekten imkan yok. Zira bu mantık sadece Fransızlar'a özgüdür. Başkalarının anlayabilmesi imkansızdır.
Aslında Fransa'nın bu yaklaşımı -özellikle Avrupa Birliği içindeki tutumu- yeni değildir. Son dönemde yaşadıklarımız da sadece Türkiye'ye yönelik değildir. Fransa, Türkiye'ye düşmanlık göstermek için özel bir çaba harcamamaktadır.
Fransa'nın bu konudaki sabıkası çoktur.
1. İngiltere'nin tam üyeliğini, müzakereler bitmiş ve tüm ayrıntılarda anlaşma yapılmış olmasına rağmen, iki defa veto etmiştir. De Gaulle, İngiltere'yi ABD'nin Avrupa içine soktuğu bir Truva atı gibi görmüş ve birkaç yıl engellemiştir.
2. İspanya'nın tam üyelik müzakerelerini iki yıl süreyle başlatmamış ve ertelenmesinde en etkin rol oynayan ülke olmuştur.
3. Orta Avrupa ülkelerinin tam üyelik başvurularını da yine Fransa geciktirmiştir.
Bu yaklaşım, "Avrupa bizden sorulur" anlayışından kaynaklanmaktadır. Avrupa'yı yaratan iki güçten (diğeri Almanya) biri olduğu için, kendini patron görür. Her yeni genişlemeye ters bakar. Hele şimdi, kamuoyundaki Avrupa aleyhtarlığı da eklenince iç politika nedenleriyle Türkiye'ye muhalefet etme iç güdüsü artıyor.
Bilmem anlatabildim mi? Anlayamadınız ise hiç üzülmeyin. Dedim ya, Fransızlar'ı anlamak güçtür.
(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. )
mabirand@e-kolay.net
|
|
|


 | Taha AKYOL | | İki Avrupa... Hangisi? EVET iki Avrupa var; biri "Derin Avrupa", öbü... | |  | Çetin ALTAN | | Kalkınma cılbırındaki hödüklükler kepazeliği Cumartesi, pazar dışında, her sabah saat 6.30... | |  | Melih AŞIK | | Haydarpaşa Projesi Haydarpaşa projesi yola çıktı... Haydarpaşa G... | |  | Fikret BİLA | | Merkel işi yokuşa sürüyor AB'nin iki lokomotif ülkesinin liderleri, Fra... | |  | Hasan CEMAL | | Kültürel ırkçı! Merkel'le Chirac'ın dünkü ortak çıkışlarından... | |  | Güneri CIVAOĞLU | | AB'ye nadas Merkel, Chirac ve Polonya Devlet Başkanı Kac... | |  | Abbas GÜÇLÜ | | İyi ki sivil toplum örgütleri var Birleşmiş Milletler (BM) 1985 yılında, gönüll... | |  | Hurşit GÜNEŞ | | Merkez Bankası'nın döviz kaygısı Önceki gün Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılm... | |  | Nail GÜRELİ | | Eski tüfek sendikacılar Sendikacılar Derneği (SEN-DER), Türk-İş ve Dİ... | |  | Sami KOHEN | | Bir yandan AB, öte yandan Ortadoğu... TÜRKİYE bir yandan AB ile uğraşırken, öte yan... | |  | Metin MÜNİR | | Yüz yıl süren hazırlık Beş-altı kişilik bir grup gazeteciyle beraber... | |  | Hasan PULUR | | Muhsin Bey'den Dondurmam Gaymak'a... CUMA gecesi televizyon kanalları arasında dol... | |  | Meral TAMER | | Güler Sabancı, "Kadın Dostu Kentler"e el verdi Dün, Türk kadınına seçme ve seçilme hakkının ... | |  | Ece TEMELKURAN | | Türk diasporasına: Büyüdük biz! Londra'daydım. Kitap Evi'nde Londra'da yaşaya... | |  | Osman ULAGAY | | Uyarı yerinde ama etkili olması zor TC Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Durmuş Yılma... | |  | Güngör URAS | | Bayram değil seyran değil, eniştem beni niye öptü? Sabah erken saatte markete uğradım. Alacaklar... | |  |  | M. Ali BİRAND | | Chirac-Merkel'den geri adım Avrupa Birliğinin iki büyük patronu, Fransız ... | |
|
|