|
 |
|
|
Medya mı kadını, kadın mı medyayı yönlendiriyor?
Yaşam Güzeldir / Banu Şen
Burnumu dayayıp cama, dalıp gitmek istiyorum uzaklara... GöremeyeceÇim, yetemeyeceÇim kadar uzaklara... Kollarımı baÇlayıp, bir şarkı mırıldanır gibi, gözümden yaşlar gelir gibi... Havadaki buluta ayak uydurur gibi. Gözümdeki yaş mı, yaÇmur mu anlaşılmasın istiyorum. Yüzümü gizler gibi... Hüznümü 'sadece çisildeyebilen havalar gibi' maskeleyip, dayamak istiyorum burnumu cama.
Bazen başınızı koltuÇa gömüp, saatlerce boşluÇa dalıp gittiÇiniz oldu mu peki? Ben bugün başımı koltuÇa gömüp, saatlerce boşluÇa bakmak istiyorum. Üşüyüp de üzerimi örtmek istemiyorum hem de. Ya da siz hiç bir elinizde tahta kaşık, yemeÇin buharıyla buÇulanmış camdan dalıp giderken, tencereyi bile unuttunuz mu? Böyleyim işte bugün!
Düşünüyorum da; aslında bazı eylemler vardır sadece kadına özgü... Tüm bu anlattıklarım kadına özgü gelmedi mi size? Siz hiç bir erkeÇi burnunu cama dayayıp, hüznünü gizlemeye çalışırken gördünüz mü? Ya da bir koltuÇa gömülüp uzaklara dalıp gitmiş, elinde tahta kaşık yemek yaparken hüzünlere karıştıÇını, gözlerinin camlarla birlikte buÇulandıÇını gördünüz mü? Bazı eylemler var ki yalnızca kadına özgü... Cemal Süreya Anadolu'da küçük kızları anlatırken;
"Ya suya giden küçük kızlar
Onlar
Tıpkı o kuşlar gibi
Uçar daha bir süre
Sonra da vurulduktan"
der... Ben de ne zaman bir kuş görsem, kadını anımsıyorum. Tüm kadınlar, kuşlar gibi özgür olsun, dilediÇince kanat çırpsın diye mırıldanıyorum. Vurulsa da bir süre uçmaya devam etsin ama vurulmaktan hiç korkmasın istiyorum. 5 Aralık Türk kadınına seçme ve seçilme hakkının verildiÇi gündü... Bu sene 72'ncisi kutlandı. İzmirli kadınların, kadın haklarını savunanların sesleri daha çok çıktı bu 5 Aralık'ta... Haberler arasında ilgimi en çok çekenlerden biri de DYP Merkez Yürütme Kurulu Üyesi Aysel Öztezel'in Meclis'te kadından çok "Mehmet" isimli erkeÇin yer almasına ilişkin açıklamasıydı. Özetezel, kadınlara Mehmet ismini taşıyan erkek milletvekillerinin üçte biri kadar bile fırsat verilmemesinin Türkiye adına utanç verici olduÇunu açıklıyordu. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde 550 milletvekilinin 24'ü kadın. Mehmet isimli milletvekili sayısı ise 73... 5 Aralık'ta beni bir kadın olarak acıtan haberlerin yanında en çok düşündüren de bu oldu...
Kadın kitapları fuarı
Kadınların özgür sesi Kazete bu hafta 10. yılını kutluyor. Bu kutlamalar çerçevesinde çeşitli etkinlikler düzenleniyor. Bugün İzmir'de ilk Kadın Kitapları Fuarı açılıyor. Dokuz Eylül Üniversitesi RektörlüÇü DESEM salonlarında düzenlenecek Fuar üç gün sürecek (8-9-10 Aralık). Fuar kapsamında yayınevlerinin kitap satışları, kadın yazarların okuyucularla söyleşileri, paneller, sergiler yer alacak. Yarın 13.30'da bir de "Medya mı kadını kadın mı medyayı yönlendiriyor?" konulu panel var. Kazete Yayın Kurulu Üyesi Prof. Dr. Huriye Ş. KuruoÇlu'nun yönettiÇi panele, gazeteci, televizyon yapımcısı ve sunucu Müge Anlı, yazar Meltem Arıkan, yazar Aslı ErdoÇan, gazeteci-yazar Seda K. Güler, gazeteci-yazar Güler Kazmacı konuşmacı olarak katılıyor. Birinci bölümde magazin basınını, TV yayınlarının kadınlar açısından etkilerinin konuşulacaÇı ilginç bir tartışma olacak. İkinci bölümde ise kadın yazarlar, Türkiye'de kadının yerini ve şiddet-kadın ilişkisini sorgulayacaklar.
"Medya mı kadını, kadın mı medyayı yönlendiriyor?" başlıÇıyla, bir koltuÇa gömülüp uzaklara dalıp gitmek istedim, cama burnumu dayamak, yemeÇin buÇusuyla gözlerimin buÇusunun birbirine karışmasını istedim. Çünkü 5 Aralık'ta sokakta bir avuç kadın "Meclis'te kadınlara daha çok yer açın" derken, benim o gün konuştuÇum kadınlar Ahu-Meriç, Safiye-Faik tiplemelerinin ekrandan kaldırılmasına üzülüyordu hala... Ben ise işin içinden çıkamadım: Medya mı kadını, kadın mı medyayı yönlendiriyor?
bsen@milliyet.com.tr
|
|
|

|