|
 |
|
|
İşyerlerinin % 94'ünün kaydı var, % 52'sinin ruhsatı yok
Satır Arası / Deniz Sipahi
Geçen gün İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odaları BirliÇi Başkanı Mehmet Ali Susam ile konuşuyorduk. Küçük işletmelerin sorunlarının her yıl büyüdüÇünü, nüfusun üçte birini oluşturan bu kesimin sıkıntılarının mercek altına alınmaması halinde ileride daha büyük sosyal problemlerin olacaÇını konuştuk. Susam, 2007'nin ilk ayında bir "Esnaf Şurası" hazırlıkları yapacaklarını söyledi. Şura esnafın Avrupa BirliÇi sürecindeki hedefleri ve yeniden tanımı açısından olumlu sürecin bir başlangıcı olabilir.
Çünkü bugünkü tanımın Avrupa BirliÇi mevzuatı, ekonomik hayatı ve iş koşullarını düzenleyen Türk Ticaret Kanunu, Vergi Usul Kanunu ve Türkiye Odalar ve Borsalar BirliÇi Kanunu gibi temel kanunlarla ilişkisi açısından yeterli olduÇunu söylemek mümkün deÇil. Avrupa BirliÇi tam üyelik süreci ve 7. çerçeve planının uygulama aşamasındaki ilişkilerde esnaf ve sanatkarlar, tüm mevzuat içinde kabul görecek bir tanıma ihtiyaç duyuyor. Aksi halde esnaf ve sanatkarlar yapılacak düzenlemelerin dışında kalma tehdidi ile karşı karşıya kalacak.
Susam, Avrupa BirliÇi Komisyonu düzeyinde ortak bir esnaf ve sanatkar tanımı getirilmemekle birlikte, Avrupa BirliÇi'nde esnaf ve sanatların kabul gören ortak özellikleri olduÇunu söylüyor ve şöyle konuşuyor:
"Sınırlı miktar ve nitelikte üretim, beceri ve mesleki eÇitim gerekliliÇi, iş bölümü eksikliÇi (çırak, kalfa, usta hariç), baÇımsızlık duygusu hakimiyeti, sermayedarın aynı zamanda yönetici-işletmeci olması, işletmede aile baÇlarının güçlü olması, finansman zorlukları, yerel-bölgesel pazar için üretim en önemli kriterler. Daha da önemlisi Türkiye'de esnaf sanatkarların tanımı ile KOBİ tanımlaması birbiri ile örtüşmelidir. Çünkü bilgi ve iletişim çaÇının KOBİ'leri sadece üretmeyi deÇil, hizmeti, ticareti ve pazarlamayı içine alan bir tanımlamayı hak etmektedirler..."
Çok çarpıcı bir diÇer ayrıntı da şöyle... İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odaları BirliÇi Denetim Ekibi'nin sondaj yöntemiyle işyerlerinde yaptıÇı ön denetimlerde, faaliyette olan işyerlerinin yüzde 94'ünün vergi kaydına sahipken, bu işyerlerinin yüzde 52'sinin ruhsatı olmadıÇı saptanmış. Yani, vergi kaydına sahip işyerlerinin yarısı ruhsatsız çalışıyor. Bu denetimlerde saptanan bir başka bulgu ise ruhsat için gerekli ustalık belgesine sahip olması gereken işyerlerinin yüzde 77'sinde bu belgenin bulunmaması. Yönetmelikler de bu konuda karmaşayı çözmekten uzak kalıyor.
Burada yaşanan en önemli sorun, işyeri açma prosedüründe önceliÇin vergi numarası almada olması. İşyeri açacak kişi işyeri ile ilgili gerekli masrafları ve vergi kaydını yaptırdıktan sonra belediyeye ruhsat için başvurduÇunda, karşısına İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmelik çıkıyor ve çoÇunlukla da bu yönetmeliÇin şartlarının yerine getirilmesinde sorunlar yaşanıyor. Sonuçta ruhsat verilmediÇinde işyeri için yapılan masraf işyeri sahibini maÇdur ediyor.
Ayrıca, eÇer yapılacak iş kapasite kullanım raporunu gerektirmiyorsa ruhsat verilirken ilgili kişiye esnaf sicil kaydı da sorulmuyor.
Esnaf birliÇinin, denetimlerinde sicil kaydı olmayan işyerlerinin oranının yüzde 42 olduÇu saptanmış. Susam diyor ki...
"Bu durum esnaf ve sanatkarımızın ilgili odalarına karşı kayıtsız kalmalarına neden oluyor. Sonuç olarak işyeri açma ve çalıştırma ile ilgili mevzuatın yeniden deÇerlendirilmesi, kurumlar bazında yetki ve sorumluluk alanlarının yeniden gözden geçirilmesi ve izlenen süreçte bürokrasiyi azaltacak önlemlerin alınması bir zorunluluk olarak görülmektedir..."
* * *
Esnafımızın sorunları daÇ gibi...
Bunları yazmaya devam edeceÇim.
Mehmet Ali Susam, teşkilatına hakim ve Türkiye genelinde sözü dinlenen bir başkan.
Esnafımızın sorunlarını irdelemek ve çözümler üretmek toplumun her kesiminin görevi olmalı.
dsipahi@milliyet.com.tr
|
|
|

|