|
 |
|
|
Polat bunu hep yapıyor!
Hani derler ya "Türk'ün aklı sonradan gelir" diye... Adnan Polat için söylenmiş herhalde bu söz... Bir gün önce dediğinin tam tersini demek... Tamam, bu köşede "Balık Hafızası" adı altında önceden dediklerinin tam tersini söyleyenleri çok eleştirdim. Hatta bazı yazarlarımızın maçın kazanılıp kaybedilmesine göre futbolcular ve teknik direktörler hakkındaki görüşlerinin nasıl değiştiğini alıntılarla yazdım. Ama Polat, onlara fark atarak bu konuda liderliğe yükseldi...
Yok, diyeceğim sadece son Fenerbahçe-Galatasaray maçının ardından yaptığı çelişkili açıklamalar değil. Vurgulamak istediğim böyle bir tutumun Polat için ne ilk, muhtemelen ne de son olacağı...
Hani geçen sezon 22 Nisan'da yine Saracoğlu'nda oynanan maç vardı. Galatasaray'ın çok kötü oynadığı ve otoritelerimizin "8-0 bile bitebilirdi" dedikleri, 4-0 biten maç... Hani sonrasında Fenerbahçe yönetiminin de katkılarıyla Galatasaray taraftarına ve bir hindicağıza ruhsal işkence yapılan maç... Neyse... Bu mevzuya o zaman değinmiştik, konu o da değil!
Futbol Şube Sorumlusu Adnan Polat, işte o maçtan sonra da -22 Nisan akşamı- gazetecilere, Şükrü Saracoğlu'nda çok iyi ağırlandıklarını belirtmiş, "F.Bahçe'yi tebrik ediyorum. Stat veya çevresinde hiçbir sorun yaşanmadı. Çok ilgi gösterdiler bize. Özellikle stat müdürüne çok teşekkür ediyorum" diye konuşmuştu.
Pazartesi günü -24 Nisan- kameralar karşısına geçtiğinde ise, "Fenerbahçe yönetiminin uygulamaları Türk futboluna hiç yakışmıyor. Taraftarlarımızın stada toplu gidişi valilikçe engellendi. 4 bin polise rağmen münferit giden Galatasaraylılar dövüldü. Statta taraftarlarımıza ayrılan yer de çağdışıydı" ve benzeri açıklamalar yapmış ve "Rüzgar ekenler fırtına biçeceklerdir" demişti.
Huylu huyundan vazgeçmez!
Aradan aylar geçti... Takvim yaprakları 3 Aralık 2006'yı gösterdi. Saracoğlu'nda oynadıkları maçtan sonra nazik insan Polat, "Fenerbahçe yönetimine bize göstermiş oldukları misafirperverlikten, nazik davranışlarından ötürü teşekkür ediyorum... Fenerbahçe seyircisi gerçekten takımlarını destekledi. Bize şakalar yaptılar; ama herhangi bir küfür duymadım. Yalnız, herhalde bu 50 bin seyircinin içinde 50 tane veya 100 tane kendini bilmez, serseri diyeceğim, Eric Gerets'in kafasını yardı. Mondragon'a ses bombası atıldı. İkinci 45 dakikayı herhangi bir sesi duymadan oynadı. Bunun dışında başka bir şey yok" dedi.
Ertesi günü ise bildiğiniz üzere tam tersini...
Yazının başında dedim ya "Türk'ün aklı sonradan gelir". Polat'ınki de o hesap... Mı acaba? Yoksa Polat aslında ilk açıklamaları yapan nazik, ortamı germekten hoşlanmayan biri de, sonrasında işin içine dış etkenler mi giriyor? Sanırım yönetici kalabilmenin yolu dış etkenlere kulak vermekten ve gerekirse bir gün önce dediğinin tersini savunmaktan geçiyor... Sanmalı mıyım, emin mi olmalıyım? Sanırım emin olmalıyım...
Provokatör Gerets!
HaberTürk'te yayınlanan Şeref Tribünü, reklamların kesilmesi korkusuna kurban gidip canlı yayında yarım kalmadan önce, programın yorumcularından Tayfun Bayındır Gerets'in alnının yarılmasıyla ilgili konuşuyordu "Ceza tabii ki çok önemli. Bu tür olayları engelleyebilmek için cezaların, yaptırımların büyük olması çok doğru da, ben olaya başka bir açıdan bakmak istiyorum. Saha içinde özellikle teknik adamlar ve futbolcular tarafından ciddi provokasyonlar olduğunu düşünüyorum. Gerets'e o halinden dolayı saygı duyuyorum, ama çok ilginç bir soru soracağım: Gerets kafasına o taşı ya da çakmağı kaçıncı dakikada yedi? İlk devrenin ortalarında yedi. İlk devrenin sonuna kadar, alnında o yarayla durdu. Kenarda malzemeci var, sağlık görevlisi var. Bir bant yapıştırabilirdi... Saha içinde kendilerine atılan su şişelerini, taşları derli toplu şekilde saha kenarına bırakmak söz konusuyken geldiği yere iade etmek provokasyon değil mi sizce? Teknik adamın kafasındaki o yara izi 45 dakika orada kalacağına hemen bir bant yapıştırılabilirdi. Bir dakikalık iş. Ben bunların da provokasyon olduğunu düşünüyorum"
Bu sözlerin üzerine ne demek lazım? Susma hakkımı kullanıyorum ve Sayın Bayındır'ı Öcal Abi'ye (Uluç) havale ediyorum.
***
Bu kadarına da pes!
Bugün Fenerbahçe seyircisi örnek bir özelliğini gösterdi. Maçın başından sonuna kadar takımımızı gayet iyi bir şekilde desteklediler. Hepsine canı yürekten Fenerbahçe yönetimi olarak teşekkür ediyorum.
(Fenerbahçe İkinci Başkanı ve Basın Sözcüsü Nihat Özdemir)
Yorumsuz!
Allah kahretsin böyle Fenerli'yi!
(Ziya Şengül - Star)
Bu da yorumsuz!
Ya bu maçın bu ipe sapa gelmez tacizkar görüntülerini neden gösterip, UEFA finali oynatılmaması adına ters kararlar verirlerse, o zaman ne olacak? Size söylüyorum? O attığınız pislik şişeler ve yaralayıcı maddeler, en münasip yerinize, size geri dönsün!.. Allahınız'dan bulun, başka ne diyeyim!..
(Ziya Şengül - Star)
Aferin!
Yılmaz Vural: Bugün oyundan oyuncu alıyorum, "Hocam, beni neden aldın?" diyor
Sinan Engin: Çaktın mı bir tane?
Yılmaz Vural: Nerdeyse çakıyordum...
(3. Devre - Kanal D)
Söz mü?
Erman Toroğlu: Saygılı değiliz, saygılı. Geçen hastalandım. Ben Avrupa'ya gittiğimde lokantalarda sigara içilmiyor, hocam. Burada ortalık toz duman.
Şansal Büyüka: Ya puro, puro... Sigaraya razıyız hocam.
Erman Toroğlu: Yav şu kapalı alanlarda sigara içilmesi yasaklansın. Hangi hükümet yasaklarsa, o adamı Taksim'den sırtıma alacağım 100 metre koşturacağım. Koşturmazsam şerefsizim.
(Maraton - Lig TV)
Özlü söz 58!
Atamayana attırırlar
(Ali Sami Alkış - Star)
Diyosun!
Biraz efendi olun ben konuşuyorum, bir susun. Sizin ne olduğunuzu, zaten o 20 bin doların da kaydını çıkarıyorum, çocuğa o parayı öde bir kere. Biraz akıllı ol!
(Fenerbahçe Asbaşkanı Mahmut Uslu)
Peki Hulki Bey Amca!
Kanaryalarımızı çekemeyen, malum kişilerin yazılı medyada ve televizonlarda kıskançlıklarından çatlayıp, yaptıkları saldırıları hiç izlemeyin.
(Hulki İlgün - Fanatik)
yakantop@gmail.com
|
|
|

|