Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 08 Aralık 2006 / Cuma  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Gazi aynı Gazi


Üniversiteler kıpır kıpır. En fazla fokurdayanı da Gazi Üniversitesi. 12 Eylül öncesi ve sonrasında Gazi'de öğrenciydim. Beşevler, o zaman da fokur fokurdu. Fakülteler, yollar, yurtlar, kentin neredeyse hemen her yeri parsellenmişti. Tedirgin olmak için ne gerekiyorsa her şey vardı.
İki gün önce, sanki yine aynı tabloyla karşılaştık. Kendilerinden başkasına söz hakkı tanımayan gruplar. Şiddeti lanetlerken, bir anda linç psikolojisinin girdabına kapılan gençler ve olup biteni çaresizlik içinde izleyen görevliler...
Biz bu filmi daha önce görmüştük. Aynı tuzağa bir daha düşmeyiz diyenler de temcit pilavının yeni vizyonunda rol alan aktörlerdi. Yazık çok yazık...
Gazi Üniversitesi'ndeki Genç Bakış'ın bu haftaki konuğu Aydın Menderes'ti. Tekerlekli sandalyeyle geldi. Vücudu, tümüyle hareket kabiliyetini yitirse de kafası ve söylemleri etkileyiciydi. Yaşadığı onca acıya, atlattığı onca badireye ve içinde bulunduğu en zor koşullara rağmen sağduyusu, konulara yaklaşımı ve yol göstericiliği takdire şayandı...
Aydın Menderes, babası Adnan Menderes'in idamıyla noktalanan 50'li yılları, gözleri dola dola anlattıktan sonra, artık o gerginliklerin geride kalmasını istedi. Huzurun, hoşgörünün, hele hele üniversite çatısı altında fikirlerin özgürce dile getirilmesinin dünyanın en büyük kazanımı olduğunu vurguladı.

Yayını neden kestim?
Olaylar da zaten bu noktadan sonra çığırından çıktı. Bir kız öğrenci söz aldı ve AB'ye yönelik sorusunu yöneltmeye çalıştı. Konuşmasıyla birlikte salondaki homurtu da arttı. Sözlerini bitirdiğinde ise ortalık ana baba gününe döndü.
Sorunun içeriğinde bir şey yoktu. Belli ki gruplar arasında daha önceden yaşanan bir sürtüşme varmış. O arada, hengâme sırasında, ben fark etmedim ama kız öğrenci zafer işareti yapmış. Saldıranların bahanesi de oydu. Oysa kendileri de başka işaretler yapıyorlardı.
Gençlerin bu kadar gözü dönmüş olanlarını son yıllarda hiç görmemiştim. Bir anda o kız öğrenciye tekme tokat nasıl saldırdılar, hayretler içerisinde kaldık. Durdurmaya çalıştık ama nafile.
Böylesi durumlarda, kavgayı devam ettirip reyting alan yoz programcılardan olmadığımız için anında yayını kestik. Kız öğrenciyi, gözleri dönmüş erkek öğrencilerin elinden kurtarmaya çalıştık. Kavgayı sona erdirmemeleri halinde programı bitireceğimizi söyledik. Ortalık sakinleşti.
Peki, militan da olsa, farklı söylemleri de olsa, tahrik unsurları içeren hareketlerde de bulunsa, kız öğrenciye saldıran, tekme tokat döven bu gençler kimdi?
Herhalde onlar kendilerini çok iyi biliyorlardır. Belki yakın çevreleri ve üniversite de onları çok iyi tanıyordur. Ama bildiğim bir şey var ki, ne Devlet Bahçeli'nin MHP'si ne de Muhsin Yazıcıoğlu'nun BBP'si onları kendilerinden sayıyor.
Yayından sonra, Gazili ülkücülerin sözcüsü olduğunu söyleyen gençler yanımıza geldi ve yaşananları kınadıklarını ifade ettiler. Ertesi gün de Yazıcıoğlu arayıp benzeri hareketleri nefretle kınadıklarını söyledi.
Salondaki ağırlık, yeni ulusalcı akımdan çok, sanki Türk-İslam sentezcilerden yanaydı. MHP'yi de, AKP'yi de fazla ılımlı bulup en sert şekilde eleştirenlerdi. Ucun da uçlarıydı. Sessiz çoğunluk ise dayak olayından sonra tam anlamıyla sindi gibi gözükse de sonlara doğru, Gazi Üniversitesi'nin bu olmadığı konusunda seslerini yükselttiler.
Özetin özeti: Gazi, giderek bozulan imajını düzeltmek zorunda. Türkiye'yi yönetenler ise üniversitelerdeki bu hareketliliğe gözlerini kapayamazlar. Bizden hatırlatması!..

aguclu@milliyet.com.tr








Çetin ALTAN
"Fasarya" ile "Palavra"nın heykellerini yapmaya kalksak
İnsan yığınlarının binlerce yıllık, ahmaklık ...
Melih AŞIK
Altın golü attık!
Başbakan Tayyip Erdoğan'ın son günlerde AB'ye...
Fikret BİLA
Kıbrıs sorunu taksit taksit çözülür mü?
AB'nin, "Ek Protokol'ü uygula, limanları aç" ...
Hasan CEMAL
Bizim 13 Numara'ya Nobel!
Orhan Pamuk, yanında kızı Rüya, (Rüya Galatas...
Güneri CIVAOĞLU
Ankara sürprizi
AB halı sahasında 90 dakika bitti. Uzatmalar ...
Abbas GÜÇLÜ
Gazi aynı Gazi
Üniversiteler kıpır kıpır. En fazla fokurdaya...
Hurşit GÜNEŞ
Peygamberler şehri GAP başkenti oldu mu?
Önceki gün Gaziantep yoluyla Şanlıurfa'ya gel...
Sami KOHEN
Bush değişir mi?
'VAHİM... Korkunç... Dehşet verici..." Irak Ç...
Metin MÜNİR
Donmak mı, üşümek mi? Karar senin
Japona Japon olmak, Hintliye Hintli olmak yet...
Faik ÖZTRAK
Tek haneli enflasyon ve makro ekonomik istikrar
Kasım ayı enflasyon rakamları açıklandı. Piya...
Hasan PULUR
Hastaneye saldırmak nerede görülmüş?
AFERİN vatandaşa, ırz düşmanı katili linç ede...
Derya SAZAK
Nobel yazarı
Siyaset yazarı Nobel töreni izler mi?
Meral TAMER
Bob Geldof Topbaş'a neden oy vermez?
Önceki gün trafikle 1.5 saat boğuşup 5'i birk...
Ece TEMELKURAN
Hıristiyanlar, bombalar ve çocuklar
Almanya Başbakanı Merkel ve Fransa Cumhurbaşk...
Güngör URAS
Ödünün 'askıya' yararı olamaz
Türkiye'nin "bir limanını ve bir havaalanını ...
M. Ali BİRAND
Türkiye herkezin kafasını karıştırdı
Başbakan'ın " B-C planlarımız var" demesinin ...

© 2006 Milliyet