|
Bob Geldof Topbaş'a neden oy vermez?
Önceki gün trafikle 1.5 saat boğuşup 5'i birkaç dakika geçe kan-ter içinde Çırağan Sarayı'na attım kendimi. Yürüyen merdivenlerden koşar adım çıktım. Fuayedeki kalabalığın neyi beklediğini intikal edemeyip, Bob Geldof'un ilk cümlelerini kaçırmayayım diye insanları ite-kaka Balo Salonu'nun kapısına ulaştım. Kapıdaki görevli "İçeri alamayız" dediğinde, geciktiğimden dolayı sandım...
Meğer fuayedeki kalabalık da kapının açılmasını bekliyormuş. 10 dakika geçti kapı açılmıyor, 20 dakika geçti kapılar hâlâ kapalı. "Uçağı rötar yapmış" diyenler oldu. "Sanatçılar böyle şımarık olur" diyenler oldu. "Yol yorgunluğuyla iyi performans gösteremez" diye yüzünü buruşturanlar oldu. Çok ayıpladık Geldof'u!
3.5 saat trafikte kaldı
Ve yarım saat gecikmeyle kapılar açılıp Geldof kürsüye geldiğinde, onun da İstanbul trafiğinin mağduru olduğunu hayretle öğrendim. Neden hayret ettiğimi bilemiyorum, zira bizim gidemediğimiz yolları Geldof'un uçarak geçecek hali yok herhalde!
Geldof "Londra'dan İstanbul'a 3,5 saatte geldim, havaalanından otel 3.5 saat sürdü" derken, öfkesi henüz yatışmamıştı ve İstanbul Belediyesi'nin akıl almaz uygulamaları nedeniyle kaybettiği zamanı, maalesef bize fatura etti.
İşadamlığını öğrenemedik
Yapı Kredi Genel Müdür Yardımcısı Nazan Somer'in davet mektubunda, Geldof'un müzisyenliği ve sosyal sorumluluk projelerindeki liderliğinin yanı sıra "az bilinen, ancak şaşırtıcı derecede başarılı işadamlığına" dikkat çekiliyor ve "Geldof, 'Vizyoner olmak veya kurban olmak' başlıklı sunumuyla dinleyicilere vizyoner olma becerisini anlatacak" deniyordu.
Somer, açış konuşmasında da Geldof'un önce sunum yapıp, ardından soruları yanıtlayacağını belirtti; ancak Geldof, trafikten yakınıp Avrupa Birliği - Türkiye ilişkileri hakkında birkaç kelam ettikten sonra, İngiliz moderatör BJ Cunningham'ı sahneye çağırdı ve doğrudan soru-yanıt bölümüne geçti.
Marka Konferansı'nın ana sponsoru Yapı Kredi'nin, Bob Geldof'a 2 konuşma için 150 bin dolar ödediğini öğrendik. Ben Yapı Kredi'nin yerinde olsam, 75 bin dolarını Büyükşehir Belediyesi'nden tahsil etmek için uğraşırdım.
AKP'nin İstanbul'u bu!
Mehmhet Tezkan'ın önceki gün Sabah'taki yazısının başlığı, "AKP iktidarının 13. yılında İstanbul yaşanmaz hale geldi" idi. Son aylarda trafikte heba olan saatler nedeniyle işe gitmenin, eve dönmenin, dostlarla buluşmanın, davetlere katılmanın bir işkence haline geldiği güzel İstanbulumuzu bu hale getiren, AKP zihniyeti. Önce Tayyip Erdoğan, o şiir okudu diye mahkum olunca Ali Müfit Gürtuna, şimdi de Kadir Topbaş!
Ulaşım sorununa doğru-dürüst el atsalardı, kent durur muydu? Trafik iflas eder miydi? İnsanlar bir yerden bir yere gidemez hale gelir miydi?
Büyükşehir Belediyesi'ne bağlı kuruluşlar mesailerini, hızlı feribotlara kıbleyi gösteren levhalar asabilmek için, denizin ortasında kıbleyi aramakla geçirmek yerine, önce trafikteki kördüğümü çözsünler.
Geldof'la ilgili izlenimlerimi ayrıca yazacağım.
Önemli not: Yatırım için nabız yoklamak üzere İstanbul'a gelen yabancı işadamı ve aracı kuruluş yetkilileri de trafikten müthiş şikâyetçiler. Başbakan'a duyurulur.
mtamer@milliyet.com.tr
|
|