|
 |
|
|
Hıristiyanlar, bombalar ve çocuklar
Almanya Başbakanı Merkel ve Fransa Cumhurbaşkanı Chirac "mekik öpüşme diplomasisi" nihayetinde, Türkiye'nin AB yolundaki işini zorlaştırmaya karar verdiler. Topu taca attılar, yetmedi, kendi tribünlerine yolladılar, maçı erteletmek için ellerinden geleni yaptılar.
Bu konuda sıkıntı verecek düzeyde yazıldı, çizildi Türkiye'de. Kimsenin artık bu "ne olduran ne öldüren AB süreci" ile ilgili bir cümle daha okumak istediğini sanmıyorum doğrusu. Kaldı ki işi AB olanlarda bile, "Fazla ecnebi nazı Anadolu delikanlısını usandırır" duygusuyla "Reformlar bizden, sabır Allah'tan" sükûneti arasında gidip gelen bir ruh çalkantısı var.
Ve fakat bendenizin dikkatini geçtiğimiz temcit pilavı günlerinde bir ayrıntı çekti. Şöyle ki...
Merkel'in "Hıristiyanlığı"
The Economist dergisi, her yıl yaptığı gibi bu yıl da "Gelecek yıl hal-i pür melalimiz nice olacak?" sayısını hazırladı: "2007 yılında dünya". Sükse seven bir dergi olduğu için yazarlar arasında başbakanlar, cumhurbaşkanları ve dahi yüksek rakımlarda ikamet eden şahsiyetler var.
Bunlardan biri de 1 Ocak 2007'de AB'nin dönem başkanlığını üstlenecek olan Almanya'nın Başbakanı Angela Merkel.
Bayan Merkel nasıl bir AB düşündüğünü, AB'yi nasıl düşündüğünü yazmış. Yazı, değişen dünyada AB'nin yeni dengeler yaratabilecek bir güç odağı haline gelmesi gerektiğini söylüyor.
Ve fakat Merkel'in yazısında öyle bir cümle var ki "mekik öpüşmeli diplomasi" sonucunda başımıza sarılan yeni takvimler belasının sandığımızdan daha problemli gerekçeleri ve sonuçları olabileceğine işaret ediyor. Cümlenin çevirisi şöyle:
"AB, hepimizin paylaştığı değerler üzerine kurulmuştur insan haklarına saygı, özgürlük, adalet, demokrasi ve hukukun üstünlüğü- ki bunlar, yüzyıllar boyunca ileri doğru evrimleşmiş ve Hıristiyan geleneği ile Aydınlanma'ya çok şey borçlu olan değerlerdir."
Hıristiyan geleneği! AB karşıtlarının ve sürecin sündürülmesinden asabı bozukların gündeme getirdikleri "Hıristiyan kulübü olarak AB" argümanı herhalde ilk kez Merkel'in ağzından destekleniyor.
Özgürlük ve demokrasi geleneğinin herhangi bir dinin kültüründen beslenebileceğini aklı başında kimse düşünmese de Merkel'in şahsi fikridir, saygı duyarız.
Ve fakat dünya liderlerinden biri olarak dünyanın şimdiki durumunu gören ve her nasıl olursa olsun daha az kanlı, daha az vahşi bir dünya isteyen muktedirlerin bugünlerde ağızlarına dinle ilgili hiçbir şey almamaları gerek. Hele ki hakikaten ve içtenlikle adalet kavramını kullanıyorlarsa...
Vicdan kapısı
"Militarize edilmiş" İncil'lerle Afganistan'a ve Irak'a yollanmış Amerikalı çocuklar çöllerde Tanrı için savaştıklarına inandırılırken, karikatür krizleri Ortadoğu'da çocukların sokaklarda bombalarla patlatılmasına neden olurken, Batı'nın bütün havaalanlarında esmer olan herkes "beyazlara" göre beş kat daha fazla aranırken, hasta ideolojiler üretim merkezi Hollywood'dan her gün vahşetle esmerliğin, ilkellikle İslamın birbirine eşitlenmesi için her türlü propaganda pompalanırken, insanlık tarihi Amok koşucusu gibi kendi sonuna doğru koşarken Avrupa Birliği'nin her şeye rağmen bir vicdan kapısı gibi durmaya, hiç değilse gayret göstermesi gerek.
Tek kutuplu ve giderek "ısınan" bir dünyada ABD'nin dış politikadaki arsızlığına karşı duranların hâlâ saygıyla baktıkları Avrupa idea'sından hiç değilse Avrupa'yı yönetecek olanların uzaklaşmaması gerek. Onlar da esmerlerden korkup kapanırlarsa içlerine, beyaz dünyada milyonlarca esmer çocuğun sesini sadece bombalar duyuracak.
ecetem@hotmail.com
|
|
|

|