Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 10 Aralık 2006 / Pazar  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
DoÇalgaz çalışmaları neden yavaş gidiyor?

Satır Arası / Deniz Sipahi

Geçen gün İzmir'in havasıyla ilgili bir yazı yazmıştım. Kükürtdioksitte sınır deÇer 400 mikrogramken, İzmir'de Kasım ayındaki kükürtdioksit oranı ortalaması 40 mikrogram olarak tespit edilmiş.
Sevindirici ama ben akşamları sokaÇa çıktıÇımda içimi rahatlatan bir manzarayla karşılaşmıyorum.
İzmir'in hava kalitesi 24 saat gözlem altında tutuluyor.
Büyükşehir yetkilileri diyor ki...
"Yüksek basınç sistemleri nedeniyle su buharının havada kalması, sis ve pusu artırıyor. Ölçüm sonuçlarına göre kentte hava kirliliÇi konusunda endişe edilecek bir durum yok..."
Uzmanlar, kükürt dioksitte ülkemizde günlük ortalama sınır deÇerin metreküpte 400 mikrogram, tozluluk deÇerinin metreküpte 300 mikrogram olduÇuna dikkat çekiyorlar.
Ve ekliyorlar...
"1- 30 Kasım 2006 tarihleri arasında kükürtdioksitte İzmir ortalaması metreküpte 40 mikrogram, tozlulukta ise 69 mikrogramdır. Tüm yurtta olduÇu gibi ilimizde de hava kirliliÇi yönünden yaşanan olumsuz meteorolojik şartlar nedeniyle bazı günlerde diÇer günlere oranla kirlilik deÇerlerinde artış olmakla birlikte tüm oluksuzluklara raÇmen kirlilik deÇerleri kabul edilebilir sınır deÇerlerin altında tespit edilmiştir."
* * *
Bilimsel takip ve denetimler için teşekkür ederiz.
Ancak benim içim yine de rahat deÇil.
Çünkü belki merkezde deÇil ama İzmir'in gecekondu bölgelerinde kalitesiz kömür ve bunun dışında ele gelen herşey yakılıyor.
Bunu önlemek çok mümkün deÇil.
Bir de doÇalgaz projelerinin hızlı gittiÇini söylemek mümkün deÇil.
ÖrneÇin Karşıyaka'da oturduÇum için bu bölgedeki çalışmaları yakından takip ediyorum.
Proje aylardır aynı yerde duruyor; oysa özellikle şehrin merkezinde oturan bir çok kişi doÇalgazın evlerine gelmesini bekliyor.
Apartmanların çoÇu bu hazırlıÇı yapmış ve teknik şartnameleri de yerine getirmeye hazır durumda.
Ancak İzmirgaz yetkilileri bir söz vermekten kaçınıyorlar.
2006'da baÇlanması gereken yerlerin daha şimdiden 2008'e bile zor yetişeceÇi söyleniyor.
Bunu anlamakta zorluk çekiyorum.
Neden projeye hız verilmiyor?

Atatürk'e dil uzatma özgürlüÇü

Bir özgürlüktür gidiyor. DilediÇin yerde türban takma özgürlüÇü, denetimsiz Kuran kursu özgürlüÇü, meslek lisesinden mezun olup farklı meslek alanlarında yükseköÇrenim özgürlüÇü, derken şimdi de Atatürk'e dil uzatma özgürlüÇü...
Peki aynı kişiler "Kız Kulesi'ni seyrederken kimseyi rahatsız etmeden içki içme özgürlüÇü" konusunda ne düşünüyorlar?
"Ceza kesmeyi..."
Bazıları diyebilir ki içki içmek saÇlıÇa zararlı. O zaman ben de sorarım, hem içeni hem de çevresi için çok daha zararlı olan sigarayı önlemeye dair kanun tasarısı neden bir türlü yasalaşmıyor? Sigara içmeyenlerin, "sigarasız bir ortamda çalışma, bir şeyler yiyip içme, alışveriş yapma" özgürlükleri ne olacak?
Anadilde eÇitim (anadili öÇrenme deÇil), sözde Ermeni soykırımı konusunda demeç verme özgürlükleri konusunda çok duyarlı olan AB yetkilileri içki yasaÇı konusunda neden bir şeyler söylemiyor?
Oruç tuttuÇu için taciz edilen bir insana rastladınız mı? Ama her yıl Ramazan ayında "oruç tutmadıÇı için" taciz edilen, hatta dövülen çok sayıda insan var. Büyük şehirlerin dışındaki yerleşim yerlerinde lokantaların çok büyük bir bölümü Ramazan boyunca gündüzleri kapalı. Bu durumda toplumun önemli bir bölümünü oluşturan oruç tutmayan-tutamayan çocukların, yaşlıların, hastaların, adet gören kadınların lokantada yeme özgürlükleri kısıtlanmış olmuyor mu?
Son zamanlarda Atatürk'ü ve AtatürkçülüÇü yıpratabilmek uÇruna ilginç ve son derece "özgür işbirlikleri" kurulabiliyor. Atatürk'ün mirası olan bir partinin il başkanı "Benim yakınıma nasıl kadro verilmez?" diye kızarak (ki bunu da doÇru dürüst isteyemeden), referansı din olan bir partiyle işbirliÇi yapabiliyor ve her yerde açık olarak Atatürk'ün mirası olan partinin desteklenmesi gerektiÇini söyleyen bir yönetimi görevden uzaklaştırmaya çalışabiliyor. Benzer şekilde, referansı "din" olan parti ise Atatürk'e dil uzatan "ateist" bir taşeron kullanabiliyor.
Son günlerin modası olan özgürlüÇümüzü borçlu olduÇumuz Atatürk'e dil uzatma özgürlüÇü nedense bana Neyzen Tevfik'in aşaÇıdaki "Ne Ararsın Tanrı ile Aramda" başlıklı şiirini anımsattı. "Geniş ifade özgürlüÇü" yanlıları belki bana kızacaklar, ama ben bu şiirin yalnızca ilk iki dörtlüÇünü sunabileceÇim.
* * *
"Ne ararsın Tanrı ile aramda/Sen kimsin ki orucumu sorarsın?/Hakikaten gözün yoksa haramda/Başı açıÇa neden türban sorarsın?
Rakı, şarap içiyorsam sana ne/Yoksa sana bir zararı, içerim/İkimiz de gelsek kıldan köprüye/Ben dürüstsem sarhoşken de geçerim."
* * *
Son iki dörtlüÇü merak edenler internet aracılıÇı ile şu adresten okuyabilirler: http://www.sevgibahcesi.com/forums/siir.asp?id=4941
(Prof. Dr. Ülgen Zeki Ok'un kaleminden, okulgen@superonline.com)

dsipahi@milliyet.com.tr








EGE
Emeklilik hakkında her şey
DoÇalgaz çalışmaları neden yavaş gidiyor?





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Necati Çetiner
Deniz Sipahi

© 2006 Milliyet