|
 |
|
|
Peygamber hücre operasyonu
Her canlı ölümü tadacak mı, yoksa ölümsüzlük mümkün mü? Ya birileri ölüme çare bulduysa...
tubakyol@yahoo.com
Birkaç yıl evvel televizyon izlerken aklıma tuhaf bir fikir geldi. "Bazen sonsuz saçmalıyorum. Deli miyim, neyim?" diye düşündüm.
Birkaç gün evvel Chomsky'nin "Medya Denetimi"ni karıştırıyordum.
50 sayfalık incecik kitabın nesini karıştırıyorsam...
Chomsky örgütlenmeye izin verilmemesinden falan bahsederken, tek başına televizyon izleyenlere de şöyle bir şeyler diyordu: "Hayatta bundan daha fazlasının olabileceğini geçirebilirsiniz aklınızdan. Ama o kanalı tek başınıza izlerken, her şey orada olup bittiğine göre delinin teki olduğunuzu zannedersiniz. Ve bir örgütlenmeye izin verilmediği için asla deli olup olmadığınızı öğrenme yolunuz yoktur."
Sevgililik örgütüne -"Aşk örgütlenmektir, bir düşünün abiler", Ece Ayhan- izin veriliyor hâlâ. Deli olup olmadığımı öğrenme yolum var yani. Aklıma gelen şu fikri sevgilime söylesem... Söyledim.
"Bence dünyada ölümsüz insanlar var."
"Benim de aklıma gelmişti" dedi.
Bu cesaretle arkadaşlarıma da söyledim.
Çoğu güldü. Ama biri daha "Benim de aklıma gelmişti bu" dedi.
Deliysem bile, yalnız değilim.
Biz gündelik işlerle meşgulken
Ya deli değilsek?
Ya ölüme çare bulunduysa?
Dünyada bir grup ölümsüz varsa?
Asla ön plana çıkmayan bu ölümsüzler bizi kendi sonsuz hayatları için kullanıyorlarsa?
Biz ekonomi için endişelenirken, saçma sapan savaşlarda ölürken, diyelim en makro bakışımız AB-Türkiye ilişkilerinin geleceğinin geleceğimize etkileri falan kadarken, biz yani ölümsüzlükle kıyaslandığında gayet gündelik şeylerle meşgulken...
Ya birileri ölümsüzlüğün sırrına erdiyse?
Ölümsüzler kulübü
Cennette hurilerle takılma ihtimalinden bahsetmiyorum.
Gelecek kuşaklarda akıl-fikir ya da genetik olarak yaşamaya devam etmekten bahsetmiyorum.
Ölümsüzlük iksirlerinden, Monica Belluci'nin yeni filmi "Taş Meclisi"ndeki gibi mistik güçlere sahip "bekçi"yi öldürüp ölümsüz olmaktan bahsetmiyorum.
Ölümsüzlük, hadi ölümsüzlük değilse de birilerinin kendi ömrünü mesela bin yıla çıkarmış olması, imkansız mı?
"Beden transferi" yapılabilir bir şey sanki.
Ölümsüzlüğün mümkünlüğünün hemen ardından aklıma gelen bir diğer delice fikir de ölümsüzlük için hücrelerle işbirliği yapılmasıydı.
Bir hücrenin alınıp, genetik olarak değiştirilip, daha uzun bir ömür için diğer hücreleri de örgütlesin diye yeniden vücuda yerleştirilmesi. Bir nevi "peygamber hücre" yani.
Bugünkü bilimin yapamayacağı şey mi?
* * *
Ölümsüzlük mümkün mü?
Belki mümkün değildir. Belki de her canlı ölümü tadacaktır.
Ama mümkünse, bizim "bundan ilk haberi olacaklar kulübü"nde olmadığımız kesin.
Örgütlenmenin böylesi...
Bir de tabii terör örgütü gibi örgütlenenler var. Kendileri ile aynı düşünmeyenleri kaba kuvvetle, şiddetle korkutmak, sindirmek için örgütlenenler...
Gazi Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olan Prof. Kadir Cangızbay'ın İletişim Fakültesi'ndeki dersinde söylediklerinden ülkücüler hoşlanmamışlar mesela.
Okul kapısında tehdit etmişler, sonra arabasının lastiklerini parçalayıp tehdit notu bırakmışlar...
Cangızbay da İletişim'deki ek dersleri bırakmış.
"Korktum açıkçası" diyor, "Bir kızım ve eşim var. Hâlâ endişeliyim."
Ben de endişelendim.
Önce herkes gibi Gazi Üniversitesi'nde son zamanlarda bu tür olayların artmasına...
Asistanlar, öğrenciler dövüldü, Metin Uca saldırıya uğradı, bir öğrenci silahla yaralandı, en son da Abbas Güçlü'nün programında öğrenciler yumruklaştı.
Kadir Cangızbay için endişelendim.
Şahsen tanımıyorum ama yazılarını okumuşluğum, kitaplarını karıştırmışlığım var. Onu tanıyan tanıdıklarım, bir hoca olarak ne kadar sevildiğini dinlemişliğim var. Denk gelse Ankara'ya gitsem, tanışacağım biri olduğu da kesin.
Fakat ben en çok Kadir Cangızbay'ın karısı ve kızı için endişelendim.
Karısı halamın kızı çünkü, benim Gül ablam!
Sadece var oldukları için...
Chomsky çok ilham verici bir kimse. "Medya Denetimi"nde örgütlenmeye izin verilmemesini anlatırken, örgütlenmenin önündeki bunca engele rağmen tahrip edilmesi imkansız kurumların varlığından da bahsediyor:
"Örneğin kiliseler hâlâ ayakta. Birleşik Devletler'de karşıt görüş eylemlerinin büyük bölümü, sadece var oldukları için kiliselerden çıkıyor."
Türkiye'de dinci partiler nasıl oldu da tek başına iktidar olacak kadar büyük bir oy potansiyeline ulaştı?
80 sonrası yasaklar döneminde üç kişinin bir araya gelip memleket hakkında konuşması bile sakıncalı ve her an cezalandırılabilir bir şeyken, örgütlenme böylesine şiddetle engellenirken, tüm bunlara rağmen hâlâ ayakta kalan bazı kurumlar vardı. Tahrip edilmesi imkansız kurumlar...
Mesela camiler.
2000'lerin tek başına iktidarı; sadece var oldukları, var olmaya devam edebildikleri için camilerden çıkmış olabilir mi?
|
|
|

|