|
Orman talanı, kaçak yapı ve Kıbrıs...
BİR işten umudunuzu kesince "O defteri kapattık!" dersiniz ya da bir adamdan umut kesilince "Onun defteri dürüldü!" diye kestirip atarsınız. Elinizden yapacak bir şey gelmiyorsa "Ko gitsin rahvan!" der çekilirsiniz kenara...
Geçen gün televizyonda "32. Gün" programında İstanbul'un eski belediye başkanı, şimdi ise CHP Sivas Milletvekili olan Prof. Dr. Nurettin Sözen'i dinleyince biz de "Bu defteri artık kapatmalıyız!" demenin gereğini duyduk...
* * *
HANGİ defterdi bu?
Üzerinde "Kaçak Yapılar ve Orman Yağması" yazılı defter.
Konu "kaçak yapılar" ve "orman talanı"ydı. Sözen iki örnek verdi ki, Erzurumlunun "Ort ki ölem!" dediği cinsten...
* * *
BİRİNCİ örnek Tayyip Erdoğan'la ilgiliydi. Sözen, Erdoğan'ın orman arazisini talan ederek ev yaptığını (mahkeme kararında gecekondu deniliyor), bunun tespiti üzerine hakkında dava açıldığını, 10 ay hapse mahkûm olduğunu, sonra bunun para cezasına çevrildiğini söyledi...
Şimdi bir düşünün, bir ülkenin başbakanı, başbakan olmadan önce orman talan ediyor, ev yapıyor, mahkûm oluyor, sonra Başbakanlık koltuğuna oturuyor.
Siz o ülkede orman talanını önleyebilir misiniz?
"Sui emsal, emsal olamaz"mış...
Yani kötü örnek örnek olamazmış; o Mecelle hükmü, geride kaldı. Şimdi bütün örnekleri kötülerden, yanlışlardan seçiyoruz.
* * *
YİNE Sözen'in açıkladığına göre, Tayyip Erdoğan, Sanayi Odası'ndaki bir konuşmasında evinin kaçak olduğunu söylemiş...
Şimdi siz, bu memlekette orman talanıyla, kaçak yapıyla uğraşılacağına inanır mısınız?
* * *
DEPREM bir kişinin, Veli Göçer'in başında patladı, orman işi de İsmet Acar'ın başında patlayacak. Tabii patlatılabilirse, pek de öyle görünmüyor.
Diyelim patladı ne olacak, orman geri gelecek mi?
* * *
KIBRIS sorunu da tıpkı bunun gibi, kapatın o defteri, "Ko gitsin rahvan!" diye bakakalın Kıbrıs'ın arkasından, serde mücahitlik varsa ağlamayın...
Biz kaç zamandır bunu söylüyoruz.
Avrupa bu Kıbrıs'ı alır gider, Rumlara verir diye.
Hiç mi çözüm yok!
İlk günden beri çözüm var da, baklayı ağızlarından çıkarmıyorlardı:
"Ver de kurtul!"
Sonunda ucunu gösterdiler:
"Bir liman, bir havaalanını Rumlara açalım; onlar da Ercan'ı kabul etsinler."
Finlandiya'nın açıkladığı bu teklif daha Türkiye'ye gelmeden Rumlar tersledi:
"Olmaz!"
Bush'un kulakları çınlasın. Bir kere, bizimkilerin pazarlığını Teksas'taki at pazarlığına benzetmişti, bu da ona benziyor!
Demek bir limanla bir havaalanı yetmedi, iki tane açalım. İki yetmezse üç, üç yetmezse dört, "Yedi Kocalı Hürmüz"ün şarkısı gibi...
* * *
NİÇİN bunlar, niçin?
Avrupa'ya girmek için...
"Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne giremeyeceği kesindir. Bunu Avrupalılar söylemektedir. Avrupa'nın önde gelen bütün politikacıları söylemektedir. Çünkü Avrupa Birliği, bir Hıristiyan birliğidir. Bunu biz söylemiyoruz. Avrupa'da herkes söylüyor, herkes biliyor."
Kim söylüyor bunları?
Bir zamanlar Refah Partisi'nin bakanı, Erbakan'ın sözcüsü Abdullah Gül söylüyor...
Şimdi de Avrupa'ya yakışmak ve yaranmak için limanları havaalanlarını açıyor.
Oysa ne yaranabilecektir ne de yakışabilecektir.
Bunun tek çözümü, Kıbrıslı ağzıyla "Yes be anem!" değil, "Ver be anem!" dir
Ver de kurtul!
h.pulur@milliyet.com.tr
|
|