|
Bugün Pamuk için kadeh kaldırıyorum
Önceki akşam yeni taşındığım evimde, kütüphaneye şimdilik rasgele konmuş kitaplar arasında Orhan Pamuk'ları arayıp bulmak için uğraştım. Amacım, eksikleri tamamlamak ve Pamuk bugün Nobel'i alırken, onun bütün kitaplarını kütüphanemin en mutena yerine yerleşmiş görmekti.
Biraz da hayretle fark ettim ki 1994'te yayınlanan Yeni Hayat ve sonrası bende var, ama öncesi yok. "En iyimser romanım" dediği Benim Adım Kırmızı, kendi özel not defterlerinden yaptığı geniş bir seçki olan Öteki Renkler, "İlk ve son siyasi romanım" dediği Kar ve İstanbul'un kendi dünyasında bıraktığı izleri anlattığı İstanbul; Hatıralar ve Şehir...
Tabii ki niyetim sadece Pamuk'un ilk 4 romanını satın alıp, kütüphanemin raflarına dizmek değil; O'nun düşünce dünyasının 30 yıllık serüvenini keşfetmek istiyorum.
Özellikle Pamuk'un İsveç Kraliyet Akademisi'nde, kendi iç dünyasını sürpriz bir biçimde bizlerle paylaştığı konuşmasını TV'den dinledikten sonra...
Eksik kitaplarımı aldım. Bugün ödül törenini TV'den izleyip, Pamuk'un şerefine kadeh kaldıracağım. Bu arada benim gibi Pamuk'un ilk romanlarını es geçmiş okurlarıma, yeni satın aldığım 4 romandan kısa özetler vermek istiyorum.
Doğu - Batı hep var
1982'de yayınlanan Cevdet Bey ve Oğulları, 3 kuşağın hikâyesinin anlatıldığı bir çağ romanı. Osmanlı İmparatorluğu'nun son yıllarından 1970'e kadar; bir yandan ayakta kalmaya çalışan bir ailenin, diğer yandan da yıkılan Osmanlı'nın ve genç Cumhuriyet'in romanı. Eleştirmenlere göre toplumcu gerçekçi romanın egemen olduğu dönemde Pamuk, bir burjuva hikâyesi anlatarak önemli bir çıkış yapıyor.
Ertesi yıl yayınlanan Sessiz Ev, yine otobiyografik özellikler taşıyor. Yine bir ailenin hikâyesi, ülke sorunlarına paralel anlatılıyor. Mekân, Pamuk'un gençliğinde yazlarını geçirdiği Tuzla, Bayramoğlu. 3 torunun babaannelerinin yanında geçirdikleri bir haftayı anlatan bu romanda, kuşak çatışmasının yanı sıra Pamuk'un ilk kez Doğu-Batı meselesine ilgisi ortaya çıkıyor.
Yerellik-evrensellik
17. yüzyıl İstanbulu'nda geçen Beyaz Kale, Türk korsanlarınca tutsak edilen Venedikli bir köle ile onu satın alan Osmanlı alimi arasındaki gerilimi ve dostluğu anlatıyor. Köle sahibi kölesinden Venedik'i ve Batı bilimini öğrenmek ister. Birbirlerini tanımak ve anlamak isteyen efendi ve köle arasında garip bir benzerlik vardır. Eleştirmenlere göre Pamuk'un bu romandaki önemli buluşu, edebiyatın bilinen "ikizler" temasını Türkiye'nin ezeli Doğu-Batı ikilemi üzerine oturtması.
Pamuk'un Amerika'da geçirdiği 3 yılın ürünü olan Kara Kitap, İslamcılık-Batıcılık, yerellik-evrensellik, modernlik-tarihin yükü çatışmalarının iç içe olduğu bir roman. Çocukluk aşkı, arkadaşı, amcasının kızı, sevgilisi ve kayıp karısı Rüya'yı karlı bir kış günü İstanbul'da aramaya başlayan Galip'in hikâyesi.
mtamer@milliyet.com.tr
|
|