Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 10 Aralık 2006 / Pazar  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
AB için 'X planı' var mı?


Türkiye - Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin çıkmaza girmesi halinde ne yapacağımızı merak edenler artık hiç kaygı duymasınlar, Sayın Başbakan hükümetin AB için B ve C planlarının da bulunduğunu açıkladı. Umarız bir de 'X planı' vardır hükümetin, yani Türkiye ile AB arasındaki hastalıklı ilişkinin, doktorların kullandığı sevimsiz deyimle 'X olması' halinde neler yapılacağı da planlanmıştır.
Nobel Edebiyat Ödülü'nü bugün alacak olan romancımız Orhan Pamuk da Stockholm'deki basın toplantısında, Türkiye - AB ilişkisinin geleceği konusunda kötümser olduğunu söylemiş, "Her iki tarafta da şevk ve heyecan kalmadı" demiş. Orhan Pamuk, arka planında Türkiye - Avrupa ilişkilerinin kırk küsur yıllık serüveninin yer aldığı bir roman yazsa sonunu nasıl getirirdi acaba?

Trenin kaderi
Evet, bu serüvenin nasıl devam edeceğini hepimiz merak ediyoruz. AB yetkililerinin, romancılara esin kaynağı olabilecek benzetmelerle süslü senaryolarından hangisi gerçekleşecek günün sonunda? Türkiye - AB ilişkilerinde bir "tren kazası" yaşanacak ve ortada bir "enkaz" mı kalacak? Yoksa Türkiye - AB treni ağır aksak da olsa yoluna devam mı edecek? Etse de bu tren nereye gidecek? "Hiçbir yere giden tren" mi olacak?
AB yetkilileri, bu "tren" muhabbetine ek olarak bir de "altın gol" muhabbeti başlattı son dönemde. "Türkiye son dakikada bir 'altın gol' atıp AB ile müzakerelerin önünü tıkayan Kıbrıs engelini aşabilir" dendi. Altın golün kimin kalesine gireceği pek açık değil ama bu fikir futbol deneyimi olan bizim Başbakana da cazip geldi galiba, gol şansını denemek istedi.
Doğrusunu isterseniz, Türkiye ile Avrupa'nın kırk yıllık serüvenini izlemiş biri olarak bana, bütün bunlar bir oyun gibi gelmeye başladı. İngiltere ve İspanya dahil pek çok ülkenin AB'ye giriş sürecinde çeşitli güçlüklerin, iniş çıkışların yaşandığını biliyoruz. Ancak Türkiye'ye karşı farklı bir yaklaşım var AB'de. Temelinde iyi niyetten yoksun bir yaklaşım. İyi niyetle Türkiye'nin AB içinde yer almasını isteyen ülkeler ve Avrupalı siyasetçiler de var kuşkusuz ama onların çabası, Avrupa'nın ve AB'nin genel eğilimini aşmaya yetmeyecek sanki.
Olaya böyle bakınca bugünkü güncel tartışma konuları hep birer ayrıntı gibi görünüyor. Altın golle Kıbrıs engeli aşılacak diye umutlanmanın da, piyasaları gıdıklamanın ötesinde, pek bir anlamı yok.

Türkiye ne yaptı?
Aslında geçen yıl AB Anayasası'nın Fransa ve Hollanda'da yapılan referandumlarda reddedilmesinden sonra Avrupa'da ortaya çıkan havayı doğru değerlendirip ne yapması gerektiğini yeniden düşünmesi şarttı Türkiye'nin. Avrupa'daki, özellikle de Fransa ve Almanya gibi AB'nin anahtarını elinde tutan ülkelerdeki genel havayı değiştirmeden AB treninin bir yere varacağını ummak doğru değildi.
Oysa biz işin bu yönüne hiç eğilmedik, Avrupa kamuoyunu olumlu yönde etkileyecek hiçbir şey yapmadık. Üstelik sonunda Nobel'i alan yazarımızı vatan haini ilan edip hapse tıkmaya kalkıştık.
Sonuç ortada. Gelinen noktada iyimser olmak pek mümkün değil.

oulagay@milliyet.com.tr








Çetin ALTAN
Durdurun şu dünyayı, inmek isteyenler var
Bizim yerli politikaların karmakarışık kimyas...
Melih AŞIK
Limanlar ikram!
Kıbrıs Rum Kesimi Dışişleri Bakanı Lilikas, L...
Fikret BİLA
İtiraz sadece usule değil esasa da dönük
Ankara'nın AB'ye ilettiği "liman önerisi"ne i...
Hasan CEMAL
Doğu, Batı derken hayatın gerçekleri!
Grand Hotel'in kanala bakan salonunda sabah v...
Güneri CIVAOĞLU
'İkona / kokona' değil
İstanbul, Luxury Konferansı'na gelen en iddia...
Can Dündar
"Ödülün gerçek sahibi lisanımdır"
Tanıdığım en bilge adam ne okuma ne de yazma...
Abbas GÜÇLÜ
KKTC'de farklı bir ODTÜ
ODTÜ, sadece ülkemizin değil dünyanın saygın ...
Metin MÜNİR
Kıbrıs: Yan yana tamam, iç içe ı-ıh!
Önce Simerini adlı Rum gazetesinde bir haber ...
Hasan PULUR
Orman talanı, kaçak yapı ve Kıbrıs...
BİR işten umudunuzu kesince "O defteri kapatt...
Derya SAZAK
Kitabı sevdirmek
Nobel konuşmasında 'babasının bavulunu' anlat...
Meral TAMER
Bugün Pamuk için kadeh kaldırıyorum
Önceki akşam yeni taşındığım evimde, kütüphan...
Ece TEMELKURAN
Aşkın Babil'i
"Erkekler daha çok acı çekiyor. Şöyle de diye...
Osman ULAGAY
AB için 'X planı' var mı?
Türkiye - Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin ç...
Güngör URAS
Torik yasağı erken başladı
Torik yasağı bu yıl 1 Aralık'ta başladı. 2007...
Serpil YILMAZ
Suriye ile komşuluk ve mantık dili gelişiyor
Şam'daki "I.Türkiye-Suriye Yerel Yönetimler K...

© 2006 Milliyet