|
 |
|
|
Gerçekten makroekonomik istikrarı sağladık mı?
Bu ayın başında İstanbul'da yapılan Dünya Ekonomik Forumu bölge toplantısı nedeniyle çeşitli çalışmalar yayımlandı. Bunlar arasında, yine bu kuruluş tarafından eylül ayında yayımlanan, 2006-07 Küresel Rekabet Gücü Endeksi'ni baz alarak AB ve diğer geçiş dönemindeki ülkelerle Türkiye'nin rekabet gücünü karşılaştıran bir çalışma da vardı. (1)
Küresel Rekabet Gücü Endeksi'nde 90'dan fazla gösterge kullanılır. Bunların üçte biri istatistiklere, üçte ikisi de ülkelerin önde gelen işadamlarıyla yapılan anketlerde yer alan bilgilere dayanır. Genel rekabet endeksi yanında üç ana kategori ve dokuz alt başlığa göre de ülke sıralaması yapılır. Endekste gelişmiş ekonomiler dahil 125 ülke var.
İlginç bir durum ortaya çıkıyor
Bu yılın rekabet endeksinde Türkiye geçen yıla göre 12 sıra yükselerek 59. olmuş. AB'ye yeni giren on ülke ve müzakere sürecindeki ülkelerin birçoğundan daha iyi durumdayız.
Ancak alt kategoriler itibariyle yerimize baktığımızda bazılarının son dönemdeki ezberini bozacak oldukça ilginç bir durum ortaya çıkıyor. Türkiye etkinlik artırıcı göstergelerin yer aldığı ikinci kategoride 54. olmuş. Yenilikçilik ve ilerilik göstergelerinin yer aldığı üçüncü kategoride ise 42. olmuşuz. Demek ki şu son dönemde sürekli tek eksiğimiz dediğimiz mikro reformların belirleyici olduğu ikinci ve üçüncü kategorilerde durumumuz hiç de fena değil. Bizi 59. sıraya düşüren, temel koşulların yer aldığı ilk kategoride 72. olmamız. Bu kategorinin altında, kurumlar, altyapı, makroekonomi ve sağlık ve ilköğretim göstergeleri yer alıyor. Türkiye kamu ve özel kurumların gelişmişliğini dikkate alan göstergeler itibariyle de 51. sırada. Altyapı ve sağlık ve ilköğretimde ise sırasıyla 63. ve 78. sırada.
Ancak son dönemde hükümetin övünç kaynağı olan ve bazı kanaat önderlerinin de hükümetin peşine takılıp artık çözdük dedikleri makroekonomik istikrar göstergelerinde 125 ülke arasında 111. sıradayız.
En kötü olduğumuz göstergeler
Bir de makroekonomik göstergeler kategorisinin alt unsurlarına bakalım. Enflasyonda 94., ulusal tasarruf seviyesinde 74., gelişmiş ekonomilerle faiz farkında 60., kamu borç seviyesinde ise 86. sıradayız. En kötü olduğumuz göstergeler ise bütçe açığı ve reel efektif kur seviyesi. Bunlarda sırasıyla 115. ve 117. sıradayız.
Kendimizi aldatmaktan vazgeçelim. Makroekonomik göstergeleri kötü ülkeler arasında hâlâ önde geliyoruz. Son dönemde makroekonomik göstergelerde geçmişe göre iyileşme sadece bizde olmamış. Likidite bolluğuyla desteklenen küresel bir iyileşme söz konusu. Ancak diğer ülkelerle karşılaştırıldığında biz bu dönemi onlara göre, sahip olduğumuz mikro yapı avantajlarına rağmen, daha kötü değerlendirmişiz. Diğer taraftan reel efektif kurun rekabet gücüne etkisi bakımından son on ülke arasında olmamız küresel likidite bolluğunda sermaye hareketlerini yönetmekteki başarısızlığımızın açık göstergesi. Bunun sonucu ise yüksek cari açık ve işsizlik olmuş. Makroekonomik istikrar tamamen küresel sermaye piyasalarına endeksli hale gelmiş. Bakalım seçim yılına girerken bunun faturasını hükümetin önüne koyan olacak mı?
(1) Turkey's Competitiveness in a European Context, Jennifer Blanke ve Irene Mia, World Economic Forum 2006.
foztrak@yahoo.com
|
|
|

|