|
 |
|
|
Bu üslupla nasıl devlet yönetilir?
Satır Arası / Deniz Sipahi
Siyaset bir bilimdir; doÇru... İş bitirme sanatıdır; o da doÇru...
Çözüm üretmek, bazen tabuları yıkmak ve yeni dünyalar yaratmak da siyasetin işidir.
Siyasetçi kararlı, geleceÇi gören adımlar atmalıdır.
O zaman daha güzel bir gelecekten söz edebiliriz.
İster günlük hayatta, ister siyasetin o koşuşturmasında zarafetin, nezaketin çok önemli olduÇuna inanırım.
Siyasette bu üslubu yakalayanların vatandaşın gönlünde her zaman ayrı bir yeri olduÇunu örneklerle biliyoruz. 3 Kasım 2002'deki seçimlere girerken Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanı olan Bülent Ecevit'in partisini yüzde 1'lere kadar indiren vatandaş, vefatından sonra kimseye nasip olmamız bir uÇurlama töreni düzenledi.
Ecevit'e gösterilen vefanın arkasında işte bu siyasi duruş ve siyasi nezaket etken olmuştur.
Başbakan Recep Tayyip ErdoÇan'ın Afyon'daki konuşması birçok kişi gibi beni de rahatsız etti.
Mail kutuma gelen birçok mesajın içeriÇi bu konuşmaya dönüktü.
ErdoÇan diyor ki...
"Biz bu sözlü görüşmeler için de Çankaya'ya mı soracaÇız veyahut da ilgili bazı kuruluşlara mı soracaÇız? Kusuru bakmasınlar da Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'nin başında olanların herhalde şu ana kadar oluşmuş olan altyapı ile ilgili olarak bazı birikimi var, bazı bilgileri var. Bunları biz sözlü olarak konuşuruz. Ama olay yazılı bir metine dönüşeceÇi zaman hay hay. O zaman tabii ki Çankaya'ya da soracaÇız. Tabii ki o zaman ilgili kurum ve kuruluşlarımızla da bunları yazılı olarak görüşeceÇim..."
* * *
Bu üslubu ve tonu doÇru bulmuyorum.
Özellikle milli davalarda devletin kurumları arasında bir görüş ayrılıÇı varmış gibi bir hava yaratmayı, "biz karar veririz" havasında bir politika izlemeyi doÇru bulmuyorum. Vatan Gazetesi'nde Bilal Çetin'in dünkü köşe yazısında bir komutanın aÇzından şu yorum verilmişti.
"İcra yetkisi, icrai karar yetkisi tabii ki hükümettedir. Ancak bu hükümet, devleti kendinden ibaret sanıyor. Kendini devlet yerine koyma eÇilimi taşıyor. Yanlış olan, tehlikeli olan bu. Devlet başka bir şeydir, hükümet başka. Hükümetler gelip geçicidir. Devletin temel stratejik politika hedeflerini her hükümet kendine göre yorumlayıp, deÇiştirmeye kalkarsa, Türkiye ciddi problemlerle karşı karşıya gelebilir..."
Mehmet Y. Yılmaz da, Hürriyet'teki köşesinde benzer bir yorum yapmış. "Başbakan ErdoÇan'ın ciddi bir üslup sorunu olduÇu çok açık. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, yürütme yetkisini hükümete veriyor. Başbakan'ın da görevini yerine getirirken, yargının ve TBMM'nin denetim yetkisi hariç, elbette 'kimseye sormasına' gerek yok. Bu nedenle 'Çankaya'ya mı soracaÇız' sözleri yersiz ve devlet yöneticilerinin kullanmaması gereken bir üslup. Ortaya çıkıyor ki, çok önemli bir uluslararası konuda devletin önemli organları homojen bir tutum sergileyemiyorlar. 'Türkiye'nin politik önemi' diye varsaydıÇımız durum, ancak devletin tüm organlarının uyum içinde çalışmalarıyla söz konusu olabilir. Hükümeti ayrı, askeri ayrı, cumhurbaşkanı ayrı telden çalan bir ülkenin muhataplarınca ciddiye alınması söz konusu deÇildir ki bir politik önemi olsun. Başbakan devlet yönetiminde sergilediÇi bu tutum ve üslupla cumhurbaşkanı olmayı hayal ediyor. Vah benim sevgili ülkeme..."
* * *
Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanı kadar TBMM Başkanı Bülent Arınç'ın yorumlarında kullandıÇı üslup da bir o kadar tepki çekti.
CHP lideri Deniz Baykal'ın, Cumhurbaşkanı Sezer'i partisine davet etmesini deÇerlendiren Arınç, "Baykal haklıdır. Sezer gibiler mutlaka siyasete girmelidir. Halkı tanımanın yolu siyaset yapmaktan geçer. Siyaset eÇitir, öÇretir. Bu tür görevlerde bulunanlar mutlaka siyasete girmeli yoksa eksik kalır" demiş.
dsipahi@milliyet.com.tr
|
|
|

|