Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 12 Aralık 2006 / Salı  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Asist


AB yolculuğunun bu durağını da "alternatif tarih" yöntemiyle sorgulayalım. AB'den "Türkiye'nin Avrupa rüyasını noktalayacak" bir karar çıkması halinde, ne olur/olurdu?
En kısa ve sarsıntısı en fazla hissedilen depremin borsada, döviz fiyatlarında ve faiz oranlarında yaşanması öngörülmüyor muydu? Ekonomik depremin şiddeti bilinmez ama cari açığı bu denli büyük olan Türkiye'nin bir fay kırılmasına daha dayanabileceği çok kuşkuludur.
......................
İçeriği net olmasa ve hayli tartışma götürse de Türkiye'nin son sürpriz önerisi, bu olasılığı büyük ölçüde göğüslemiştir.
Ayrıca... Türkiye ekonomisi, çok duyarlı cari açığını yabancı sermaye girişleriyle sürdürebilmekte. Bu sürecin de şimdilik tıkanmayacağı görülüyor.
Yani... En kısa vadeli ama uzun süreye yayılacak ve tüm toplumda derinden hissedilecek kötü senaryo önlenmekte ya da en azından ertelenmekte.
.......................
AKP hükümeti, şansını, AB yolculuğuna endekslemiştir.
Ekonomide IMF disiplini, AB yolculuğunda tren kazası olmadıkça sürebilir.
ABD'nin de siyaset haritasında Türkiye'yi "yol arkadaşı" olarak görmesi, üçüncü ayaktır.
Bu üçlü sacayağından birinin kırılması, dengelerin çökmesi sonucuna varabilir.
Öte yandan...
AKP'nin iç siyaset şansı da, AB ile tren kazası yaşanmamasına bağlantılıdır.
Türkiye'de "zinde kuvvetler" ya da "duyarlı odaklar" gibi deyimlerle de adlandırılan asker faktörü bir sır değil.
AKP'nin, cumhurbaşkanı seçiminden tutunuz da, genel seçimleri de etkileyecek "netameli" tavırlarında AB rüzgârını arkasında bulması önemlidir.
"Sürpriz öneri" bu iç siyaset hesaplarını da yansıtıyor olabilir.
Dalgalanmalar sert ama AB ile bağlantının kopmaması bu hesapların "olmazsa olmazı..."
.......................
2007, cumhurbaşkanı ve genel seçimler yılı...
Kıbrıs dosyasında Türkiye'ye dayatmaların yoğunlaşmayacağı bir nadas yılı, AKP için, AB ile ilişkilerde "kötünün iyisi..."
Türkiye için de belki bu süreç zaman kazandırabilir.
.......................
"Sürpriz öneri", dış politika kulislerine göre "İngiltere'nin oluşturduğu ve Dönem Başkanı Finlandiya'ya açtığı" bir formül.
Finlandiya da, Türkiye Dışişleri'ne, "Böyle bir şey yaparsanız çok daha kötü bir karar çıkmasını önlemek için elimizde bir gerekçe olur. Bakın 'Türkiye de iyi niyetli, olumlu bir şeyler üretiyor' diyebiliriz" gerekçesiyle iletiyor.
Zaten bu ve benzeri formüller, öteden beri konuşulmaktaydı.
Türkiye Dışişleri, bunun fikir jimnastiğini yapmıştı.
"Sürpriz öneri", yani, "altın gol" değil, İngiltere, İsveç ve Finlandiya'ya "asist."
........................
Şu satırlar yazılırken, AB dışişleri bakanları kararı "tam" oluşmuş değildi.
Ancak... Hollanda Dışişleri Bakanı, "AB Komisyonu'nun önerdiği 8 başlığın görüşmeye açılmaması konusunda hemen hemen mutabakata varıldığını" söylemişti.
Bu da tahmin edilen şeydir.
Büyük köpekbalıkları denen Fransa ve Almanya ile onların peşinde yüzen Yunanistan, Güney Kıbrıs, Hollanda ve Portekiz daha ağır koşullar için bastırıyorlardı.
İngiltere, İtalya, İsveç ve diğerleri de hafifletmek için...
Komisyon, nabız tutarak 8 maddeyi "uzlaşma" zemini olarak oluşturmuştu.
Buna karşılık...
Kararda, "Kıbrıs'ta çözüm süreci için Birleşmiş Milletler çabalarına gönderme yapılması" ve "Türkiye limanlarının ve havaalanlarının Güney Kıbrıs gemi ve uçaklarına açılması" konuları hâlâ belirsizdi.
..........................
Karar ne olursa olsun, bu son öneriyle birlikte asıl iç siyasette rüzgârların sert eseceği anlaşılıyor.
Devletin doruklarında bu öneri konusunda ciddi bir ihtilaf olduğu görülüyor.
Muhalefet de sıkı vuruyor.
Görüşlerimizi elbette söyleyeceğiz ama hepimiz aynı gemideyiz. Sağduyulu ve serinkanlı olmalıyız.

gunericivaoglu@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Diplomasi oyunları
BİR arkadaşımızın köşe yazısında okudum; Türk...
Melih AŞIK
Devlet ciddiyeti!
Devlet organları "bilgi verdin - vermedin" sü...
Fikret BİLA
Orhan Pamuk'un yazarlığı
Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazanan ilk Türk yaza...
Hasan CEMAL
AB'de yola devam!
Orhan Pamuk geçen pazar akşamı Nobel Ödülü'nü...
Güneri CIVAOĞLU
Asist
AB yolculuğunun bu durağını da "alternatif ta...
Can Dündar
Nasıl Nobel alınır?
Nobel ödülünü izleyen gece yarısı...
Abbas GÜÇLÜ
Ordu, AKP, Eğitim-Sen ve CHP
Son günlerde sürekli geziyorum. Ee, Başbakan'...
Hurşit GÜNEŞ
Ekonomide vites küçülüyor, ama sorunlar sürüyor
Dün açıklanan büyüme verileri herkesi bir hay...
Sami KOHEN
Son gün son dakikaya kadar...
Senaryo "biz bu filmi daha önce de görmüştük"...
Metin MÜNİR
Kıbrıs'ta yeni çözüm formülü düşünme zamanı
Yugoslavya Federal Sosyalist Cumhuriyeti İki...
Derya SAZAK
Kıbrıs
Hükümetin AB zirvesi öncesi Kıbrıs açılımı Dı...
Meral TAMER
Türkler işsizken Tekfen neden Çinli işçi arıyor?
Tekfen'in 50. yıldönümü nedeniyle Çırağan Sar...
Güngör URAS
Özel tüketim artışı, üretim artışının üzerinde
2006 yılının ilk 9 ayında, üretimde de tüketi...
Serpil YILMAZ
AB'nin seçimi: Türkiye bölgede 'rol model'
Panelden sonra İçişleri Bakanı Abdülkadir Aks...
M. Ali BİRAND
Türkiye, kendi hamlesini çelmeliyor
Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki satranç...

© 2006 Milliyet