Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 12 Aralık 2006 / Salı  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Son gün son dakikaya kadar...


Senaryo "biz bu filmi daha önce de görmüştük" dedirtecek cinsten... Gözler önce daimi temsilcilerin toplantısına, daha sonra Dışişleri Bakanları Konseyi'ne, sonunda da zirveye çevriliyor, nefesler tutuluyor, çeşitli manevralar izleniyor... Ve nihayet karar son gün, son dakikada çıkıyor!
Türk kamuoyu şu sırada saydığımız bu iki aşamanın ardından önümüzdeki perşembe ve cuma AB liderlerinin Türkiye ile müzakere sürecinin geleceği konusunda sergileyeceği "son" tavrı merakla bekliyor.
Her an yeni girişimlerin yapıldığı veya yeni formüllerin getirildiği kaypak bir ortamda bu seferki "filmin" nasıl sona ereceğini kestirmek (şu satırların yazıldığı sırada) çok zor. Ancak dünkü görüşmelerin de ışığında bu dizinin "finali" hakkında genel bir tahmin yapılabilir. Şöyle ki:
Nihai karar, komisyonun tavsiyeleri ekseninde olacak. Zaten dönem başkanı Finlandiya'nın hazırladığı (ve tartışmalar sonunda epey rötuşlanan) karar taslağı bu tavsiyelere dayanıyor.

Şeytan ayrıntıda...
Tavsiyelerin ilk bölümü, siyasi kriterlerle ilgili. Bu arada Türkiye'ye ifade özgürlüğü, insan hakları gibi konularda atması gereken adımlar hatırlatılıyor.
Sahi, haftalarca bir "301. madde meselesi" tartışılmış, sivil toplum kuruluşlarının katkısı ile bir atılım yapılması öngörülmüştü. Ne oldu? "Mesele" Kıbrıs'la ilgili "limanlar sorunu"nun ön plana geçmesi ile, adeta unutuldu! (Hani reformlar, AB istediği için değil, ülkenin yararına olduğu için yapılacaktı)?..
Komisyon tavsiyeleri doğrultusunda çıkması beklenen kararın karışık ve hassas bölümü Kıbrıs ve limanlarla ilgili kısmıdır. Bunun Türkiye'yi rahatsız edecek ifadeler taşıyacağı muhakkak. Bazı müzakere başlıkları askıya alınacak, müzakere edilecek dosyalar kapatılmayacak, belki de Türkiye'nin limanları açmaması halinde müzakere sürecinin geleceğinin yeni bir değerlendirmeye tabi tutulması istenecek...
Bu genel hatlar içinde "son gün son dakikaya kadar" pazarlığı yapılacak konular, "kaç müzakere başlığı" veya "hangi tarihe kadar" gibi "ayrıntılar"dır. (Ancak "şeytanın ayrıntıda olduğu sözünü hatırlayıp bunun küçümsenmemesi gerektiğini de anımsamak gerek)...
Dünkü konsey oturumu dahil, son görüşmeler, AB'nin Türkiye konusunda bölünüp cepheleştiğini açıkça ortaya koydu. "Limanlar sorunu" öne çıktığı için, üyeler arasındaki ayrışmalar, bu konu üzerinde odaklandı. Gerçekte ise, bu görüş ayrılıkları, temel pozisyonlardan kaynaklanıyor.
AB içinde, bir kısım üyeler Türkiye'nin -çeşitli nedenlerden- tam üye olmasını istemiyor. Bir kısmı ise, en azından Türkiye'ye bu süreçte ilerleme şansının verilmesinden yana. Ama hiçbir üye de (buna Kıbrıs Rum kesimi dahil) Türkiye'nin AB'den dışlanmasını veya uzaklaştırılmasını istemiyor. Bunun AB için -veya kendileri için- iyi olmayacağını biliyorlar.
İşte bu nedenledir ki, Türkiye ile müzakerelerin geleceği konusunda muhakkak bir "orta yol" aranıyor ve "son gün son dakikada" bir uzlaşma formülü bulunuyor.

İç politika kozu
Türkiye, daha bir sonuca varılmadan, hararetli bir iç tartışma ortamına girdi. Hem de Türk diplomasisinin yaptığı bir atılım üzerinde...
Ne yazık ki Ankara'nın limanlarla ilgili girişimi henüz AB çevrelerinde Türkiye'nin lehinde bir hava yaratırken, bir iç politika veya rejim meselesine dönüştü. Kurumlar arasındaki kopukluk veya rekabet yüzünden, bu hamle bir koz olarak kullanıldı.
Oysa temelde, sunulan (ve yazılı olmayan) öneri paketi, Kıbrıs politikasına ters bir unsur içermiyor, eylem planının bir devamını oluşturuyor ve müzakerelerde bir avantaj ve taktik üstünlük sağlıyor.
Türk diplomasisi her şeye rağmen, bu çabalarının hızını kesmemeli ve "son gün son dakikaya kadar" sürecek olan pazarlıklarda ağırlığını koymalıdır...

skohen@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Diplomasi oyunları
BİR arkadaşımızın köşe yazısında okudum; Türk...
Melih AŞIK
Devlet ciddiyeti!
Devlet organları "bilgi verdin - vermedin" sü...
Fikret BİLA
Orhan Pamuk'un yazarlığı
Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazanan ilk Türk yaza...
Hasan CEMAL
AB'de yola devam!
Orhan Pamuk geçen pazar akşamı Nobel Ödülü'nü...
Güneri CIVAOĞLU
Asist
AB yolculuğunun bu durağını da "alternatif ta...
Can Dündar
Nasıl Nobel alınır?
Nobel ödülünü izleyen gece yarısı...
Abbas GÜÇLÜ
Ordu, AKP, Eğitim-Sen ve CHP
Son günlerde sürekli geziyorum. Ee, Başbakan'...
Hurşit GÜNEŞ
Ekonomide vites küçülüyor, ama sorunlar sürüyor
Dün açıklanan büyüme verileri herkesi bir hay...
Sami KOHEN
Son gün son dakikaya kadar...
Senaryo "biz bu filmi daha önce de görmüştük"...
Metin MÜNİR
Kıbrıs'ta yeni çözüm formülü düşünme zamanı
Yugoslavya Federal Sosyalist Cumhuriyeti İki...
Derya SAZAK
Kıbrıs
Hükümetin AB zirvesi öncesi Kıbrıs açılımı Dı...
Meral TAMER
Türkler işsizken Tekfen neden Çinli işçi arıyor?
Tekfen'in 50. yıldönümü nedeniyle Çırağan Sar...
Güngör URAS
Özel tüketim artışı, üretim artışının üzerinde
2006 yılının ilk 9 ayında, üretimde de tüketi...
Serpil YILMAZ
AB'nin seçimi: Türkiye bölgede 'rol model'
Panelden sonra İçişleri Bakanı Abdülkadir Aks...
M. Ali BİRAND
Türkiye, kendi hamlesini çelmeliyor
Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki satranç...

© 2006 Milliyet