|
Türkiye, kendi hamlesini çelmeliyor
Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki satranç oyununda son derece ince bir çizgiden geçiliyor. Türkiye'nin 1 liman ve 1 havaalanı önerisi, AB içindeki bölünmeyi büyülttü. HAYIR Cephesi sinirli. Rumlar çok rahatsız. EVET Cephesi ise, bu hamleyi gösterip "Türkiye önemli bir adım atıyor, bizde buna karşı jest yapmalıyız" diyor. Her açıklamanın, her adımın çok etki yarattığı bir süreçten geçiyoruz.
Anlayacağınız, pamuk ipliğine bağlı bir Uluslararası pazarlık yaşanıyor. Bir demeç. Bir gereksiz açıklama, taraflardan birinin kalesine gol yemesiyle sonuçlanabiliyor.
İşte tam böyle bir aşamadan geçerken, geçen hafta Genelkurmay Başkanı ve Cumhurbaşkanı'nın açıklamaları, Dışişleri ile Genelkurmay arasındaki gereksiz tartışma, muhalefetin sert tepkileri AB başkentlerine çok farklı yansıdı.
Bu gelişmeler, "Türkiye'ye HAYIR cephesi tarafından "Askerler itiraz ediyor, Türk hükümeti bu önerinin arkasında duramayabilir" diye yorumlandı. Cumhurbaşkanlığının açıklaması pek fazla önemsenmedi, ancak Genelkurmay Başkanının ki ufak bir deprem yarattı. Artçı sarsıntılar hala da sürüyor.
Tabii Rumlar hemen "Ankara göz boyuyor. Bunu kabul etsek dahi, verdikleri sözü yerine getirmeyecekler. Asker engelleyecek" diye, Alman ve Fransızları kışkırtıyor.
İngiltere'nin başını çektiği EVET Cephesi de boş durmuyor. Onlar da, "Türkiye'ye sert davranırsak, Erdoğan hükümetini zayıflatmış oluruz. İşte gördünüz, Asker ve Ulusalcı Cumhurbaşkanı hemen ters tepki verdi" diye kendi tezlerini (Türkiye'ye kesilen cezanın hafifletilmesini) savunuyorlar.
Erdoğan'ın, "Herşeyi soracak değiliz. Biz siyasi kararı veririz. Üstelik haberleri de vardı..." yolundaki açıklamaları da, Brüksel'deki soruları tam anlamıyla yatıştıramadı.
Limanlar olayı, Uluslararası bir sorun iken şimde, Türkiye'de bir rejim sorununa dönüşme eğiliminde görülüyor.
Yani , ip giderek inceliyor.
İpi koparmak istemeyenler de, karar almadan, konuyu olduğu yerde bırakmayı ve 2007 sonuna kadar dondurmayı konuşuyorlar...
Kesin durum, herhalde bu hafta sonundaki dorukta anlaşılacak...
* * *
ATİNA, AB SAYESİNDE BİZE TUR BİNDİRİYOR
ATİNA
Geçen haftasonu, Türkiye-AB konusunu işleyen büyük bir konferans için Atina'daydım. Ardından, hafta sonunu da, etrafı dolaşarak geçirdim. Yunanistan'daki gelişmeyi, Yunan halkının nasıl zenginleştiğini gördükçe, hem gıpta ettim, hem de kendimiz açısından üzüldüm.
Yunanistan, Avrupa Birliğine tam üye olalı 25 yıl oldu. Daha önceki Yunanistan ve Yunan halkını biliyorum. Bugünkü duruma bakınca, aradaki müthiş farkı görmemezlikten gelemiyorum.
Türkiye ile Yunanistan, 1940'lardan itibaren el ele yola çıktılar. Batı dünyası (ABD ve Avrupanın büyükleri) ikisine aynı muamele edilmesine çok dikkat ederdi. Birlikte OECD'ye, Avrupa Konseyine ve NATO'ya sokuldular. O dönemlerde, Yunanistan kendini Avrupalı görmezdi. Türkiye'den hem ürker, hem de nefret ederdi. Yunan halkı orta halliydi. İki ülke ve halkları arasında, zenginlik veya mantalite açısından büyük fark yoktu. Ankara, büyüklüğü sayesinde Atina'yı itip kakardı. Bu gerçekleri biliyorum, zira 1960'tan itibaren sık sık Atina'ya giderdim.
Türkiye ile Yunanistan'ın yolları, Atina'nın 1983'te AB'ye tam üyeliğiyle birlikte ayrıldı.
Aradan çeyrek asır geçtikten sonraki manzara çok farklı. Bugün Yunanistan, Türkiye'ye 25 tur bindirmiş durumda. Biz AB'ye giremediğimiz sürece, daha da bindireceğe benziyor.
Bugün Yunan halkı kendini artık ezik görmüyor. Tam aksine kendilerini "Avrupalı" görüyorlar. Kendilerine güven gelmiş. Artık, Türkiye'nin büyüklüğünden ve gücünden de korkmuyor. AB sayesinde güvende hissediyor.
Kıbrıs sorununu da, çok akıllı biçimde AB'ye ihale etmiş ve rahatlamış. Eskiden tek başına Türkiye ile mücadele ederken, bugün onun yerine AB mücadele ediyor.
Türkiye ile diyaloğunda, Yunan mantığı değil, Avrupalı mantığını kullanıyor. "Biz Avrupalılar için hukuk herşeyden önemlidir" diyor. AB müktesebatını benimsediğinden dolayı, dünya'ya "Yunanistan" etiketiyle değil, "AB üyesi Yunanistan" etiketiyle açıldığı için, sözünü daha iyi anlatabiliyor.
Türkiye'ye "Nasıl AB'li olunur" dersi veriyor. Eski Yunanistanı bilen, benim gibilerini bu yaklaşım hem çıldırtıyor, hem de şapka çıkarttırıyor.
Küçücük Yunanistan'ın, AB üyeliği sayesinde, hatta çok büyük fedakarlıklarda bulunmadan Türkiye'ye tur bindirmesini üzülerek izliyorum.
Kendi kendime "Neden bizim bir Karamanlis'imiz (Yunanistan'ı gözü kara şekilde AB'ye sokan lider) ve Simitis'imiz (Kıbrıs'ı AB'ye sokan lider) yok. Neden vizyonlu lider yoksunuyuz" diyorum.
Yunanistan'daki değişimi gördükçe, Türkiye'nin Avrupa'ya yönelik yürüyüşünün önemine daha da çok inanıyorum. Bir gün bizlerin de, etrafımızdakilere tur bindirmeye başlayacağımıza ve Yunanistan ve diğerleriyle de aramızdaki turları azaltacağımıza olan güvenim artıyor.
(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. )
mabirand@e-kolay.net
|
|