
|
|
|
 |
|
|
Milliyet'ten okurlarına
Ormanlarımıza bir kule daha gerekiyor!
Doğan Akın
Bir olay "önemli", "yeni", "ilginç", coğrafi ve tematik açıdan insanlara "yakın"sa "haber" olmaya da adaydır. Olaylara "haber değeri" kazandıran bu ölçütlerden çeşitli vesilelerle söz etmiştik.
Peki haberleri önem sırasına göre derecelendirecek ortak ölçülerden de söz edebilir miyiz?
Hayır!
Çünkü ölçü, her gazete için farklıdır. "Yayın politikası"nı da belli eden o derecelendirmeyi, gazetenizden her olay için, her sabah bir kez daha alırsınız.
Ancak haberleri derecelendirecek ortak ölçülerden söz etmenin zorluğu, asgari ölçülerin varlığını görmemizi engellememelidir. Asgari ölçülerden birisi, haberin ilk kez yaşanan önemli bir olayı duyurması ve zaman içinde tekrarlanma olasılığıdır.
Tarihi bir ilk
Orhan Pamuk'un Nobel ödülü kazanması örneğinde olduğu gibi, önemli bir olay, tekrarlanma olasılığı da düşükse, "tarihi" bir değer ifade etmeye aday sayılır.
Sübjektif değerlendirmelerle gazeteciliğin "tanıklık" işlevini öylesine bir tavırla geçiştirmek, "tarihsel" olayların önemini ıskalamak mesleğimiz açısından "talihsiz" bir tutumdur.
1901 yılından beri düzenlenen Nobel Edebiyat Ödülü'nü ilk kez bir Türk kazandı. Milliyet, Türkçenin Orhan Pamuk'un eserleriyle Nobel kürsüsüne çıkmasını, olayın tarihsel öneminin gerektirdiği bir anlayışla yansıttı.
İlk eseri "Cevdet Bey ve Oğulları" ile 1978'de Milliyet Roman Ödülü'nü kazanan Pamuk, İsveç'teki Nobel haftasını Milliyet'ten çok sayıda isimle birlikte geçirdi.
Davetli yazarlarımız Hasan Cemal, Derya Sazak ve Can Dündar ile Kültür-Sanat Servisi Şefi Filiz Aygündüz, Stockholm'deki programları çarpıcı yazı, haber ve izlenimleriyle aktardılar.
Pamuk'un, bütün dünyanın merakla beklediği "Babamın Bavulu" başlıklı konuşmasının içeriğini günler öncesinden duyuran tek gazeteci olan Washington Temsilcimiz Yasemin Çongar da, özel olarak davet edildiği Stockholm'deki programlara katıldı. Çongar'ın Milliyet'te üç gün süren Pamuk röportajının 27 Kasım Pazartesi günü sürmanşetimizde yayımlanan ikinci bölümü, "O kürsüde babamın bavulunu anlatacağım" başlığını taşıyordu.
Pamuk'un perşembe akşamı yaptığı bu konuşmanın tam metnini cuma günü iki tam sayfada veren Milliyet, bu tutumuyla da diğer büyük gazetelere göre farkını ortaya koydu.
Fotoğrafın belagati
Habercilikte fotoğrafın önemini çarpıcı görüntülerle kanıtlayan özel sayfalar yayımlıyoruz.
Çevre sevdalısı arkadaşımız Murat Öztürk'ün 30 yıllık deneyimin merceğiyle gökyüzünden çektiği fotoğrafların söze gerek bırakmayan belagati, kamuoyunda günlerce tartışılıyor.
Salı günü "Havadan bakınca felaket" başlığıyla manşetimize çıkan ve birinci sayfanın önemli bir bölümünü kaplayan fotoğraflarda da, Milliyet'in gökyüzündeki gözü sayılan Murat Öztürk'ün imzası vardı. Asya yakasındaki Beykoz ve Ümraniye'den Avrupa yakasındaki Kemerburgaz'a kadar İstanbul ormanlarını tüketen yapılaşma, objektifin gördüklerinde hiçbir ayıklama yapılmadan "objektif" bir tutumla sayfalarımıza aktarıldı.
Milliyet'in, belgelere dayanarak hazırladığı dosyaların yanı sıra "dünya gözüyle" göstererek de kanıtladığı talan, ormanlarda kuşbakışı bakılmayınca fark edilemeyen, gizlenen bir yapılaşmayı da ortaya çıkardı.
Elde kalan ormanlarımızı korumak için yangın gözetleme kulelerinin yanına "inşaat kuleleri" de dikmemiz gerektiği anlaşılıyor!
dakin@milliyet.com.tr
|
|
|

|
|