Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 13 Aralık 2006 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Uzun bir gece...


Dilerim bütün diktatörler, öte dünyaya inanıyordur. Biz inanmasak bile onlar inansınlar ve korksunlar isterim, işkenceden geçirdikleri bütün kadınların ve erkeklerin yüzlerine baka baka sonsuzun sonunu bekleyeceklerine inansınlar. Bunu düşünerek, ölmeden önce her gün korkudan kıvrana kıvrana kanları çekilsin isterim.
* * *
Augusto Pinochet sizlere ömür. Bizimkinden beter olmasın, Latin Amerika'nın en beter diktatörüydü. Yargılanmamak için sürüne sürüne öldü. Bizimkisi yaşıyor biliyorsunuz. Kâh "tatlı darbe dede" olarak canlı yayınlarda, gençlerin arasında; kâh şövalesinin başında hülyalı bir yaratım sürecinde fotoğraflardan kopya çeke çeke.
Böyle büyük bir alay edilmemiştir bu memleketle; kâh özür diler gibi bir şeyler mırıldanıyor 12 Eylül'le ilgili, kâh şarkıcıların popolarına övgüler düzüyor bir sanatçının estetik duyarlılığıyla. Onun ömrü, muhtemelen bu ülkenin adaletin sesini dinlemesinden daha kısa sürecek. İhtimaldir ki Pinochet gibi o da paçayı sıyırdım diye, sırıta sırıta bu dünyadan gidecek. Bu yüzden işte dilerim, bütün diktatörler, biz inanmasak bile, tüm kalpleriyle inanıyorlardır bir öte dünya olduğuna. İster Şili'de, ister Marmaris'te, korka korka.

Sabah nedir?
Brezilya Devlet Başkanı Lula da Silva, merhum için yayımlanan başkanlık bildirisinde şöyle dedi:
"Pinochet dönemi, demokrasi ışığının otoriter darbe tarafından söndürüldüğü uzun bir geceydi."
Ve fakat bu sırada Şili'de "Allah canını aldı da kurtulduk" diye sevinç gösterileri yapanlarla, binlerce insanın katilinin ne badem gözlü olduğunu düşünenler arasında çatışmalar yaşanıyor, polisler öteye beriye biber gazı sıkıyordu. Şili sokakları bir kez daha Pinochet yüzünden ağlıyordu.
Uzun bir gece nerede biter? Diktatörün vücudu bir gün toprak olduğunda mı?
Bir diktatör yargılanıp halk adına, halk önünde mahkûm edildiğinde mi?
İyi bir başlangıç olabilirdi belki alçakları yargılamak? Ama bilirsiniz, alçaklık tükenmez alçakları "tek tek kırmaylan".
Gece sabah olmaz tek tek ışıklar yakmakla.
Gece sabah olunca biter. O kadar.

Karna kaçan darbeci
Ölümlülerle ilgili bir şey değildir "darbe", darbenin bizi nasıl insanlar haline getirdiği de yargılanmalı. Bu kadar korkuyor olmamız konuşmaktan mesela. "Aşk örgütlenmektir bir düşünün abiler" dizesine sığınıp tek örgütlenme halinin aşk kalması sonra.
Şehirler karnından ikiye yarıldıktan sonra, yoksullara "allahsız" yardımın "teröristlik" sayılması da var, bizim artık "terörist" olmaktan çekinmemiz sonra. Kürtlerin Kürtten, Türklerin Türkten başka dostu yoktur diye diye büyütülen çocukların "Her Türk asker" doğarın peşinden gitmesi, "Her Kürt gerilla doğar" var. Yataklarımızın içinde bile darbe var, yataklarımızın altında bile.
Hayata küsmüş insanlar beceremediklerinden küsmediler memlekete, hepimizde bir günahı var darbenin, sonradan gelmiş olanlarda bile. İçimize sızan, bulunup yakalanıp akrep gibi ezilesi... Etimize işleyen darbeyi, karnımıza kaçmış diktatörleri de yargılamak lazım yani. Marmaris'tekini elbette hiç unutmadan.

Behiç Aşçı
Birbirinin ölümüne "Oh!" çeken bir ülkede yaşamak, düşünün bir abiler, darbeyle ilgili değil midir? Avukat Behiç Aşçı ölüm orucunun 250. günündeyken, sadece, iki tarafı kilitli bir hapishane koridorunda üç kapının açılıp dokuz siyasi mahkûmun konuşabilmesi için ölürken Adalet Bakanı'nın bir dakikalığına randevu vermemesi, bizim buna susmamız, düşünün bir, darbeyi sürdürüyor olduğumuz anlamına gelmez mi? O örgütü sevmiyoruz, ölüm orucuna karşıyız, amenna! Ve fakat biz kimin, neyin tarafındayız? Özgürlüğün değil miydi güzel abiler?

ecetem@hotmail.com








Taha AKYOL
Top, Merkel'de
HIRİSTİYAN Demokrat Şansölye Merkel, gazeteci...
Çetin ALTAN
Akyaka'nın İskele Koyu ve Otello
Çağdaşlıkla, çağdışılığın birlikte fokurdayıp...
Melih AŞIK
Artık hep Kıbrıs
Golü attık.. Ters köşeye yatırdık... Rumları ...
Fikret BİLA
Türkiye direndiği alanda güçlü değil
Avrupa Birliği (AB) Dışişleri Bakanları Topla...
Hasan CEMAL
AB'ye düşen nedir?
Evet, Başbakan Erdoğan'ın belirttiği gibi AB,...
Güneri CIVAOĞLU
Çankaya güzergâhı
AB'den "devam" kararı ile düğmeye Brüksel'den...
Abbas GÜÇLÜ
Eğitimin amacı ne?
Temel Eğitim Kanunu'na baktığınızda eğitimin ...
Hurşit GÜNEŞ
Talep, politikalarla mı frenlendi?
Dün, şaşırtan büyüme rakamlarının ardından bi...
Nail GÜRELİ
Cevat Abbas'tan günümüze
İçinden Yeşilırmak'ın geçtiği Amasya'da, kent...
Sami KOHEN
Latin rüzgârı
ESKİ Şili diktatörü Gen. Augusto Pinochet'nin...
Metin MÜNİR
Rum tarafı yabancı bir ülkedir
Hayatımın ilk dört yılını babamın ormancılık ...
Hasan PULUR
Takva sahibi...
GÜNLERDİR, sinema afişlerinde, gazete ilanlar...
Erdoğan SAĞLAM
Orhan Pamuk'un Nobel Ödülü'ne vergi olmaz
Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazanan yazar Orhan P...
Meral TAMER
Bakanlar, lüks Mercedes olmadan görev yapamıyor!
Önümde 28 kasım tarihli TBMM Plan ve Bütçe Ko...
Ece TEMELKURAN
Uzun bir gece...
Dilerim bütün diktatörler, öte dünyaya inanıy...
Güngör URAS
Üretimde büyükler kazanıyor, küçükler ağlıyor
Hisse senetleri borsada işlem gören 220 büyük...
M. Ali BİRAND
AB, Türkiye'den vaz geçemedi...
Avrupa Birliği'nin son kararını birkaç açıdan...

© 2006 Milliyet