Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 14 Aralık 2006 / Perşembe  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Deplasmandaki erkekler!

Sandığınızın aksine, Moskova ya da Kiev erkekler için başka yerlerden daha az tehlikeli olabilir. Ama hemen gevşemeyin, deplasmanın her türü zarar!


www.ilhanuckan.com
Faks: (0212) 505 63 88

Bu haftanın çıkıntı tartışması Roxy'den başlayıp İzzet Çapa'nın kulüplerine yayılan "Rus kadın yasağı"dır herhalde...
Rus kadınlara yapışan Türk erkeklerini tartışmak için, iş gezisi bahanesiyle Rusya ya da Ukrayna'ya göç eden "koca kuşları"na bir bakmak faydalı olabilir...
Bir kız arkadaşım geçen hafta İstanbul'un gözde playboyları bankacı ve brokırlarla Kiev'deydi. Anlattığına göre, beyler deplasmanda tahmin edilemeyecek kadar zarif, centilmen ve ölçülü davranmışlar. Etraftaki güzel kadın bolluğu onları etkilese de, bir noktadan sonra şanslarını çapkınlıkta değil, alt kattaki kumarhanede, rulet masasında denemeyi tercih etmişler.
E, oyunun her türü riskli ama galiba kumarın adrenalin dozu beylere daha iyi geldi.
Hanımların içi rahat olsun diyeceğim ama bu adrenalin oyununa fazla bel bağlamak iyi olmaz. Her iki durum da sakıncalı zira. Hem yuvaya hem keseye zarar.
Bu arada, Ukraynalı kadınların seksapellerini ilginç bir utangaçlıkla taşıdıklarını, İstanbul kulüplerindeki 20'lik kızlar gibi göze cart diye girmek derdiyle bayağılığın sınırlarını zorlayarak süse püse batmadıklarını anlattı arkadaşım.
Aklıma kendi sahasında oynarken her türlü rezilliği çıkaran futbolcular ve tribünlerden bin türlü maddeyi sahaya atan taraftarlar geldi. İstanbul'un sosyetik restoranlarında "Vay sen benim kızıma üfledin!", yok "Sen bana omuz atmaya yeltendin!" diye çıkan kavgaları düşününce, erkeklerin neden deplasmanda daha centilmen olduklarını anladım.

İşte Bilirkişi olarak yazıyorum:
Moskova'da, Kiev'de Türk erkekleri yanlarındaki kadınlar yüzünden kavga etmiyorlar. İstanbul kulüplerinde ense üstünden başka erkeği kesen, "Bu elimde de, borsaya daha 'kote', daha paralısını bulur muyum, hani en azından bir Gucci çanta aldırabilir miyim?" diye radarları çalıştıran kadınlar az mı? Ama aynı kadın, yokluğunda başka bir köpekbalığına kaptırma paranoyasıyla tuvalet kapısına kadar adamla itiş kakış ama illa ki el ele gitmiyor mu?
Böyle kadınlar erkekleri elbette kapana kısılmış ve paranoyak hissetmeye zorlarlar. Çünkü tuvalete ruj tazelemeye giderken korkusuzca erkeği arkada bırakabilen kadın, onun Rus kızlarla kaçacağı korkusunu yaşamayacak kadar kendine güvenir... Kendine güvenen kadın, erkeği de kendine güvenmeye cesaretlendirir.

Bugünkü yazımın ana fikri şu:
Roxy'ciler ve sevgili İzzet, Rus ve Ukraynalı kadınlardan değil, Türk erkeklerini onlara mecbur eden hem vücudu hem kafası "oynak" Türk kadınlarından ve onlar yüzünden çıkacak kavgalardan çekiniyorlar herhalde. Kanuni'nin biricik eşi Ukrayna asıllı Hürrem Sultan duysa, ta mezarından bir güzel kondururdu bu ahı gitmiş vahı kalmış Türk hemcinslerine, ne diyeyim...
İyi oyunlar herkese...

Öptüm sizi
Savaş Ay'ın Posta'da Harika Avcı'yla yaptığı röportaj aklımdan çıkmıyor. Gece yarısı gelen telefonlardan sonra eski artistle röportaja gidiyor. Eski artist, gazeteciye güzel görünmek için süsleniyor ama kapı açıldığında, tanınmayacak hale gelmiş kadın küt bayılıp yere düşüyor! Her oda lüks eşya dolu. Diğer odadan gelen bir genç, kemoterapiden saçları dökülmüş, göğsü dikiş iziyle kaplı. Her yerde kurşun delikleri... Tam anlamıyla uçup gidebileceğin bir filmin girişi gibi. Üstelik senaryo kendi kendini yazmaya devam ediyor. Savaş Ay'a buradan öpücüklü bir selam gönderip "Bekliyoruz" demeden duramadım...

Küçük Oyun Köşesi!

"Sahada koca avlama" oyunu:
Şimdi biliyorsunuz bir GSM operatörünün sahadaki elemanlarını yönlendirebilmek için şirketlere sunduğu bir hizmet var. İnternetten elemanların yerini görebiliyorsunuz. Diyelim ki, sevgiliciğiniz ya da kocacığınız da büyük bir şirkette çalışıyor... Ona deyin ki; "Biliyor musun, artık bir telefonla senin nerede olduğunu öğreneceğim. Tık sizin şirkete bir alo, hop sevgilim nerde öğrenebiliyorum. Ne güzel değil mi?" Bunu duyan ve istihbaratınızın sınır tanımayacağını bilen her erkeğin tüyleri dikilir vallahi! Çok yaşasın, var olsunlar, sağ olsunlar bu hizmeti sunanlar ve kullananlar...

ÇEKİNMEYİN, SORUN! DAHA İYİSİNİ BİLENİNİZ VARSA DA ANLATSIN!

"Yan yana otururken bile gözü ve kulağı hep TV'de!"
"Terk edilmeyi hak eden kadınlar" hakkındaki yazınıza bayıldım. Ancak, tam tersi de olabiliyor. Mesela ben de eşimi gün boyunca özlüyorum ama yan yana otururken bile gözü ve kulağı hep TV'de. Buna çok bozuluyor ve söylüyorum ama nafile. Üstelik lafa başlayınca da beni susturup oturtuyor. Buna ne diyeceksiniz? Saygılarımla...
Çağla S.

* * *
Çok kolay! Ona laf anlatmaya, güzel güzel konuşmaya çalışmayın. Tam dalmış televizyon seyrederken sessiz sessiz ağlamaya başlayın. Ağladığınızı hemen anlayamaz. Daha iyi olur. Burun çekmelerinizle duruma yavaşça ayar. "Ne oldu?" diye sorar... İşte o zaman basın yaygarayı; "Sen beni sevmiyorsuuuuunnn!"Adamcağızın feleği şaşar. Bir daha her televizyona daldığında ilk burun çekmenizde "geliyorum" diyen krizi engellemek için sizinle ilgilenir. Pavlov'u tanır mısınız?

Erkek Köşesi!

Rus kadınlarıyla Türk kadınları arasında ne fark vardır?
Rus kadınları, özellikle Türkiye'ye çalışmaya gelenler doğal olarak daha güzel, daha uzun boylu, daha sarışın ve daha kaprissizdirler. Sonuçta zaten çalışmaya geldikleri için erkeklere de "iş" gözüyle bakarlar. Çirkin erkekler de şanslarını onlardan yana kullanır ve şahane görünen, manken gibi bir eşe sahip olurlar. Üzgünüm beyler ama alışveriş merkezlerinde sıkça rastladığım kısa boylu ve çirkin hemcinslerinizin yanında ne zaman güzel bir Rus eş görsem duruma içim acıyor. Siz de haklısınız tabii... "Hiç yoktan dürüst bir anlaşma" diyebilirsiniz...


CUMARTESİ
"Başkalarına benzemek istemiyorsan vintage giy"
"Melankolik bir tip olduğumu kabul ediyorum"
Yılbaşına 3 hafta kaldı
ne var, ne yok
Sarayda Karadeniz pidesi
En moda En yeni





Melis Alphan
Cengiz Eren
Ali Rıza Kardüz
Menderes Özel
Cemal Saydam
Tuba Akyol
İlhan Uçkan

© 2006 Milliyet