Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 14 Aralık 2006 / Perşembe  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
'Ahmak ıslatan' tatavaları


Yağmur çeşitleri içinde, "bardaktan boşanırcasına bir sağanak" da vardır, neredeyse gözle görünmeyen bir usullukta yağan ve sanki kimseyi ıslatmazmış gibi görünen "ahmak ıslatan" da...
Usul usul yağan yağmurun cürümsüzlüğüne kanar da; şemsiyesiz, pardösüsüz çıkarsanız sokağa, bir süre sonra ıslanmış sıçana dönersiniz.
O nedenle de, sinsi sinsi yağan yağmurlara halk dilinde, "ahmak ıslatan" denir.
Doğrusu güzel bir adlandırma.
***
Dışarıda "ahmak ıslatan" yağıyor, içeride şömine yanıyor, TV ekranlarında da siyasal parti liderleri birbirlerine veriştiriyorlarsa...
Şöyle cüsseli bir kara mizah dergisini karıştırıyormuşçasına; dudaklara takılan kırık bir gülücükle başlar iç çekişli bir eğlence...
***
Sövüşme kıvamındaki siyasal polemikler...
Son bir yılda okullarda yedikleri yemeklerden kaç çocuğun zehirlenmiş olduğuna hiç değinilmeyen polemikler...
Mevcut bütçeyi asla konu etmeyen ve iktidara gelindiğinde nasıl bir bütçe yapılacağına hiç değinilmeyen polemikler...
2 milyar dolara alınması düşünülen ve şimdilik askıda bırakılmış savaş helikopterleriyle, yine 2 milyar dolara alınması kesinleşmiş savaş uçaklarına hiç değinilmeyen polemikler...
Son 80 yılda Hazine'den geçinmeli takımın, iç ve dış gezi harcırahlarına kaç milyar dolar harcanmış olduğuyla, aynı sürede ambulans alımları için ne harcanmış olduğuna hiç değinilmeyen polemikler...
***
Hazine'den geçinmeli itibarlı kesimin "devlet", çıplak hayattan geçinmeli itibarsız yığınların "millet" sayıldığı, köylü ağırlıklı bir ülkede acaba neden hep "devletin güvenliği"nden söz edildiği halde, "bireylerin güvenliği"nden hiç söz edilmiyor?
Yoksa her makam sahibinin "devletin temsilcisi" sayıldığı, ortaçağ uzantılı "oligarşik" bir yönetim biçiminde; yönetilen yığınlar dünyasına gizli bir iç sömürge olarak mı bakılmakta ve onun için "bağımsızlık" nutukları, aynı zamanda:
- Biz kendi gizli iç sömürgemize kimseyi karıştırmayız anlamına da mı gelmekte?
***
Sövüşme kıvamındaki siyasal polemikler; seçim alanlarına daha hışımla inildiğinde dövüşmeye de döner mi acaba?
Önümüzdeki 52 hafta boyunca, döner mi, dönmez mi görülecek sürekli...
Daha şimdiden çalkantılı bir döneme doğru kanat çırpma başlamış gibi...
Sövüşme kıvamındaki siyasal polemiklerden çıkan kıvılcımlar, ekranlardan içeri taşıyor.
***
Kutsallaştırılmış tabuların arkasına sığınarak, şöyle yüksekçe bir saltanat koltuğuna tırmanma yarışlarındaki ilkellik, gazete manşetleriyle de salçalanıp renklenmekte...
Dünkü Sabah gazetesinin, Hürriyet'inkiyle de ortak olan manşeti şöyleydi:
"YOK DEVE! - THY yıllardır hep sorun çıkarıyor diye iade ettiği RJ tipi uçaklardan kurtuluşunu Atatürk Havalimanı apronunda deve keserek kutladı"
***
Dünkü Radikal'le Milliyet'te de, birinci sayfalardan fotoğraflarla değerlendirilmiş bir başka haber ise şöyleydi:
"Çevre kirlendiğiyle kaldı - Zehirli varilde herkese beraat"
***
Yine dünkü Radikal'de, bilmeden neler yediğimizin mızraklı bir haberi daha vardı:
"Atık yağlar sofrada - Vahim iddia: Atık yağlar sabun, hayvan yemi ve yemek olarak tüketiliyor"
***
"Medeniyetler uzlaşması"nda, bizim tarafı simgeleyen töre cinayetleriyle ilgili son taze haber ise hemen hemen bütün gazetelerde boy gösteriyordu.
Bir baba, evi terk eden kızını 27 yerinden bıçaklayarak öldürmüştü.
***
Dışarıda "ahmak ıslatan" yağıyor, içeride şömine yanıyor, TV ekranlarında da siyasal parti liderleri birbirlerine veriştiriyorlarsa...
Ertesi gün de gök masmavi, yemyeşil okaliptüs korusu güneşle sarmaş dolaş; ağaçlar, güneşli adacıkların arasına cömertçe salmışlarsa gölgelerini...
Gazetelerde de "THY apronda deve kesti" manşetleri dalgalanıyorsa...
***
Kara bir mizahın dudaklarınıza taktığı kırık bir gülücükle, içinizi çeke çeke eğlenmez ve küreselleşme sürecinin 20-30 yıl içinde Türkiye'yi de çağdaşlaştıracağını düşünerek; özellikle de okkanın altına gitmeyecek düzeydeki meslek sahiplerine şöyle demez misiniz:
- Enseyi karartmayın...

c.altan@prizma.net.tr








Taha AKYOL
Kıbrıs'ta hareket zamanı
ABBakanlar Konseyi'nin Kıbrıs konusundaki kar...
Çetin ALTAN
'Ahmak ıslatan' tatavaları
Yağmur çeşitleri içinde, "bardaktan boşanırca...
Melih AŞIK
Acarantalya!
Acarkent ve Acaristanbul'daki orman cinayetle...
Fikret BİLA
Baykal: Başbakan, Sezer'e kulak versin
CHP lideri Deniz Baykal, Başbakan Erdoğan'ın ...
Hasan CEMAL
Kuliste Büyükanıt Paşa!
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Büyükanıt'ın ge...
Güneri CIVAOĞLU
Sezer fırtınası
Siyaset takviminde "AB fırtınası" nispeten az...
Can Dündar
Deve
Bir de bana dedirtir insanoğlu, "Nerem doğru...
Hurşit GÜNEŞ
Enflasyonun sorumlusu belli. Ya cari açığın?
Bu ara Merkez Bankası (MB) Başkanı'nın her aç...
Doğan HEPER
Türkiye kuş mu, deve mi?
AB'de kavga sürüyor. Türkiye kavgası. Avustur...
Semih İDİZ
AB'ye alternatifler geliştirilmeli
AB dışişleri bakanları, kendi içlerindeki böl...
Sami KOHEN
Tren kalkış sinyali bekliyor
NİHAYET "finiş" çizgisine gelindi... Uzun mar...
Hasan PULUR
Avrupalının da vicdanı vardır...
ZAMAN zaman isyan ederiz: "Şu Avrupa'da vicda...
Derya SAZAK
Çankaya, Sezer, Baykal
Milliyet'te dün Önder Yılmaz'ın "atlatma" hab...
Meral TAMER
Adalet Ağaoğlu'nun gönderdiği Mercedes yıldızı
Değerli romancımız Adalet Ağaoğlu'dan telefon...
Yaman TÖRÜNER
Bütün tapular iptal edilebilir
Acarkent ve Beykoz Konakları ile ilgili tartı...
Güngör URAS
İyi ise Merkez'den, kötü ise başkalarından
Merkez Bankası Başkanı son günlerde fazlaca k...
M. Ali BİRAND
Papadopulos yine kaybetti...
Şu sıralarda hiçbir lider, Kıbrıs Cumhurbaşka...

© 2006 Milliyet