|
 |
|
|
'Dolarizasyon şokları artırır' diyen Merkez Bankası'ndan hükümete çağrı:
YTL'nin teşviki için düzenleme yapılsın
Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, dolarizasyonun gerilediği halde hâlâ yüksek olduğunu belirterek, "YTL'nin teşviki için düzenleme yapılmalı" dedi
EKONOMİ SERVİSİ
Önce dövizle borçlanmadan kaçınılması, sonra yatırımların TL'ye yapılması yönünde açıklamalar yapan Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, dün de dolarizasyonun zararlarını ve bunu bertaraf etmenin yollarını anlattı.
"Dolarizasyon: Sonuçlar ve Politika Seçenekleri" başlıklı konferansta konuşan Yılmaz, yabancı para birimi üzerinden rezervlerin toplam mevduata oranı yüzde 30'dan fazla olan ülkelerin sayısının 1990'da 7 iken, 2000'de 46'ya çıktığını belirterek, "Türkiye'de de gayri resmi dolarizasyon, bu 10 yıllık süreç içerisinde gelişti" dedi.
Dolarizasyonun, ekonomik ajanların enflasyondan doğan belirsizliklere verdiği rasyonel bir tepki, yanıt olduğunu, bu durumda yurtiçi para birimine olan güvenin azaldığını belirten Yılmaz, şöyle dedi:
"Dolarizasyon bizim için önemlidir. Çünkü dolarizasyon bir ülkenin şoklara olan hassasiyetini artıran bir durumdur. Kamu borcunun sürdürülebilirliği dolarizasyondan çok etkilenmektedir. Dolarize olmuş borç, devletin likidite açısından sorunlar yaşamasına sebebiyet verir. Yüksek oranda dolarizasyon ve kurdaki dalgalanmalar mali açıdan sürdürülemeyecek bir durumu ortaya çıkarabilir ve kamudaki likidite sorunları bankacılıkta sorunlar yaratabilir. Esnek kur rejimleri, dış şoklara karşı daha kolay bir şekilde yanıt vermeyi sağlar."
Hatıralar ve havuç
Yılmaz, Türkiye'deki dolarizasyon düzeyinin 2001'den itibaren düşmeye başladığını ancak hâlâ yüksek olduğunu belirterek, "Enflasyon düşse, makro ekonomik istikrar büyük oranda korunsa bile geçmişteki enflasyonist ve istikrarsız ekonomik ortamın hatıraları, halen ekonomik ajanların geçmişten gelen yabancı para birimi üzerinden paralarını tutma alışkanlığının ortadan kalkmadığını gösteriyor" dedi.
Ters dolarizasyonun çok zor ve uzun süreli bir işlem olduğunu anlatan Yılmaz, Türkiye'nin sağlam makro ekonomik politikaları ve yapısal reformları devam ettirmesi gerektiğini söyledi. Yılmaz, şöyle dedi:
"İkinci olarak aktif bir ters dolarizasyon stratejisinin başlatılması önemli. Buna literatürde havuç ve sopa yaklaşımı denmektedir. Burada Türk para biriminin kullanılmasının teşvik edileceği düzenlemeler planlanmalıdır. Ancak böyle iddialı bir politika gündemi oluşturmadan önce, dolarizasyonun sebebi, riskleri ve maliyetlerinin çok iyi anlaşılması gerekmektedir."
Türkiye'de dolarizasyon azalıyor
1990'dan 2001'e kadar yabancı para birimi mevduatların toplam mevduata oranı yüzde 25.5'ten 57.6'ya çıktı. Aynı dönemde para akışını temini açısından yabancı para birimi mevduatların payı yüzde 19'lardan 55'e yükseldi. 2001 itibariyle Türkiye, dünyanın en dolarize ekonomilerinden biri haline geldi. Kasım 2006 itibariyle döviz mevduatlarının toplam mevduatlara oranı yüzde 38'e, yabancı paraların para tedarikindeki payı yüzde 35'e, yabancı paraların toplam kredilerdeki payının yüzde 16'ya düştü. Ekim 2006 itibariyle yabancı para üzerinden hesaplanan kamu borcunun toplam iç borca oranı yüzde 15.8'e indi.
|
|
|

|