|
 |
|
|
Kutsal "nifak"
Benden Gerets'e bir dost tavsiyesi: Spartak Moskova ile gerçekten görüşüyorsan; çek git hoca...Burası değişmez çünkü.
Hele Galatasaray... Hiç değişmez.
Kutsal "nifak", bu sefer senin için kuruldu bile.
Seni "Galatasaray'ın gelmiş geçmiş en kötü hocası" seçti birileri.
"Onlara rağmen" bu işin altından kalkamazsın.
Bak; gitmezsen neler olacağını buraya yazayım:
Her ne kadar inkâr etse de sen Adnan Polat'ın nişangâhındasın. Adnan Polat da öyle sıradan bir yönetici değil hani. Başkan'a seçimi kazandıran adam. Seninle bilek güreşi yapmayı aklına koymuşsa, engel olan Başkan'ı koltuğundan eder isterse.
Yani "senin dışında" ama "senin üzerinden" bir kavga var Galatasaray'da.
Medyaya gelince... Bir hocaya kötü dedikten sonra bozuk saat gibi doğru zamanı kollayanlar, elbet bariz bir hatanı bulacaklar.
Bu koşullar takıma nasıl yansır?
Ben biliyorsam, futbolcular bilmiyor mu senin günah keçisi olduğunu?
Yarın öbür gün, fazla idmana gelemeyen biri, Fulya'da sana bağırıp çağıracaktır emin ol.
Kaybedilen bir maçtan sonra soyunma odasında üzerine yürüyen olursa şaşırma.
Nasıl kazandın geçen yıl şampiyonluğu?
Takımdaki dayanışmayla; değil mi?
Bu koşullarda kim kime dayanabilir ki? Sırtını bile dönemez kimse. Tepede kasırga...
Sen prensip sahibi adamsın...
Parasını almadığı için maça çıkmayan Song, Galatasaray'daki "prensip" düzeyini sana anlatsın.
Sanma ki, Canaydın Başkan sonuna kadar arkanda.
Onun geçen federasyon seçimlerindeki duruşuna bak, anlarsın ne demek istediğimi. Biraz kolay taraf değiştirebilir kendisi.
Sen en iyisi git Hoca...
Git ve Galatasaray'ı bu sezon kimin şampiyonluktan edeceği açıkça ortaya çıksın.
Git ve yeni oyuncaklar arasın kendilerine "Kutsal Nifak"çılar.
Git... Yaşanacaklar senin üzerine kalmasın.
Git...Biz bu numaralara alışığız... Ama sen medeni adamsın, dayanamazsın.
Bir maç, üç sonuç
Sizi bilmem; ama ben maç 2-0'ken bile Fenerbahçe'nin UEFA turundan ümidi kesmedim.
Mehmet Yozgatlı sayesinde mi oldu, Semih sayesinde mi; o da önemli değil.
Fenerbahçe 2-0 mağlup ve ben temposunu yakaladığı anda maçı çevireceğini adım gibi biliyorum Fenerbahçe'nin.
En önemli mesele bu...
Zihnimizdeki Fenerbahçe yorumu.
Sonuçta maç bu... Kazanılır, kaybedilir. Şükrü Saracoğlu'ndaki futboldan keyif almamızı sağlayan kıstas, zihinlerimize yerleşen Fenerbahçe terazisidir.
Frankfurt takımı, nereden baksanız Fenerbahçe kadar pahalı.
Japonu, Yunanlısı, defansı, hocası, hiç de sıradan değil. İki de gol atmış. Bizim ligimizdeki çok az takım için "bu maçı kurtarır" diye düşünülebilir.
Rahat rahat izledim.
Nitekim, başardı.
* * *
Bir de Semih'in ikinci sarı kartını hatırlatıp kendini attırması.
Futbolcu kendini attırdı diye sevinilir mi?.. Sevindik işte.
Demek biz oyun disiplininden çok "akıl"a önem veriyoruz. Doğrusu da bu zaten.
Bir boyutu daha var Semih olayının...
İlk defa, evet ilk defa Süper Ligimiz'deki kavga gürültü ve hengamenin işe yaradığını gördük böylece. Sarı kartlarda kural hatası yüzünden daha önce de maç tekrarı olmasaydı, bu tekrar medyada büyük spekülasyonlar yaratmasaydı, dedikodular, şaibeler çıkmasaydı Semih bu kadar kolay hatırlayabilir miydi atılmasının ehven-i şer olacağını?
Bir musibet bin nasihatten iyidir diye bir lafımız var ya; bin musibetten birkaçı da nasihat yerine geçiyor demek ki.
* * *
Ve son ders:
Maçı 2-0'dan 2-2'ye getirip UEFA'dan elenen Frankfurt futbolcularını seyircisi çağırıp alkışlıyor. Ardından Fenerbahçe'lileri kutluyor konuk ekip.
Tuhaf mı geliyor?
"Tuhaf"lık izafidir.
Maçın hakemi Jan Wegereef'in kararını beğenmeyince "Ulusoy istifa" diye bağıranların bu mantığı anlaması mümkün değildir.
Adnan Polat fanatik mi?
Sayın Adnan Polat, ne ilk ne de son... Ama rakip kulüpler hakkında "iğneli" sözler savuran son yönetici olduğu için ondan başlayalım.
Yani, Polat'ı eleştirelim ama "Provokasyon Tarihimiz"in saygıdeğer yöneticilerini unutmayalım.
Ne diyor sayın Adnan Polat?
"Fener'e 3 maç ceza az"!..
Dün yazdım...
Herhangi bir televizyon programına elektronik posta ile mesaj çeken sivilceli bir fanatikten ne farkı var bu lafın?
Hiç... Hatta sivilceli fanatik çok daha haklı. Çünkü o sıradan bir Türk vatandaşı. Yorumunu yazmaya imkan tanındığında, istediğini söyleyebilir. Hatta cezayı göze alırsa küfür bile edebilir. Galatasaraylı olduğu için "niye Fenerbahçe hakkında fikir yürütüyorsun" diyebilir mi kimse?
Derse, "ifade özgürlüğü" nerede?
Peki sayın Polat da ifade özgürlüğünü sonuna kadar kullanmalı mıdır?
Asla... Kullanırsa?
Ayıp etmiş olur.
Kavga çıkarsa sorumludur.
Kulüpteki gerilimleri gölgelemek için bu tür provokasyonları kimse yemiyor artık. Tam tersine, bir yönetici sivrilik ederse herkes o kulübün başının dertte olduğunu anlıyor.
Sayın Polat, ya üslubunu değiştirir, ya da yöneticilik tarihimizdeki saygın yerini feda edip sıradanlaşır ve erir gider. Kulüp sevgisi, kulübünün çıkarları için "kulübünün de içinde olduğu futbol dünyası"nı yakıp yıkmak değildir.
Sivilceli fanatik cürmü kadar yer yakar; sayın Polat'ın potansiyel harabesi en azından Galatasaray.
eguven@milliyet.com.tr
|
|
|

|