|
Sıfırdan dolar milyarderliğine
Genç Bakış'ta önceki gece farklı bir konuğumuz vardı: Hüsnü Özyeğin. Yaşama sıfırdan başlamış. Bugün ise dolar milyarderi. Dünyanın en zengin 500 ismi arasında. En büyük sermayesi, anne baba desteği, eğitimi, şansı, girişimciliği ve çok çalışması olmuş.
Bir öğrenci, "Çok laf yalansız, çok para haramsız olmaz diye bir atasözümüz var. Bu konudaki yorumunuz ne?" diye sordu. İtham etmek için mi? Hayır. "Kamuoyunun genel kanısı bu yönde" dedi. Nitekim sokak röportajlarında da hile hurda olmadan, yasal yollardan sapmadan dolar milyarderi olunamayacağı üzerine basa basa vurgulandı.
Özyeğin, öğrencilere önce, her atasözüne inanmamaları gerektiğini anlattı, ardından da yaşamöyküsünü...
Programın sonunda aldığı bol alkışlı karne ise sınıfı geçtiğinin, yani çok lafın yalansız, çok kazancın da haramsız olabileceğinin bir teyidiydi. Öğrenciler, örnek model olarak, kendisine inanmakla kalmayıp daha program bitmeden dolar milyarderi olmanın hayalini kurmaya başlamışlardı bile...
Gima'nın ve Finansbank'ın milyarlarca dolarlık satışıyla gündeme gelen Özyeğin, insan yaşamında en büyük etkenin, başta anne, baba ve eş olmak üzere aile kurumu olduğunu söyledi.
Doktor babasının, kıt kaynaklarını, kendisini Robert'te okutmak için harcadığını, dil öğrenmek için ailece gittikleri İtalya'da, yıllarca dört kişi, tek odada yaşadıklarını, burs bulamasaydı Harvard'da öğrenim göremeyeceğini, öğrenciliğinin ilk gününden son gününe kadar hep çalışmak zorunda kaldığını, yol giderlerinin yüksekliği nedeniyle, ABD'den Türkiye'ye, 9 yılda sadece üç kez gelebildiğini uzun uzadıya anlattıktan sonra, "Bugün bu noktaya gelmemde en büyük şans Robert'teki 46 numaralı yatakhaneydi" dedi.
Bine yakın öğrenci ile ekran başındaki izleyenlerin tüm dikkati bir anda o 46 numaralı yatakhanenin sırrını öğrenmeye odaklandı. İnşaat Mühendisliği'ni bitirip üzerine de İşletme mastırı yapan Özyeğin, bankacılık sektörüne girişini, yatakhane arkadaşı Mehmet Emin Karamehmet'e borçlu olduğunu söyledi. "ABD'den döndüğümde kendimi bir anda Pamukbank'ta buldum ve sonrasında da bugünlere gelindi" dedi.
Turizmden bankacılığa, inşaattan mağazacılığa kadar çok farklı sektörlerde, hâlâ büyük projeler gerçekleştirdiklerini dile getiren Özyeğin, herkesin merak ettiği milyar dolarlarını nereye harcayacağı konusunda da merakları giderdi: "Çok önemli bir bölümünü, gelecek öğretim yılında açılacak üniversitemize, kalanını da yurtdışındaki bankalarımızın güçlendirilmesine ve çalışan sayımızı 10 binin çok üzerine çıkaracak yeni projelere harcayacağız."
İş yaşamında başarılı olmanın sırrının personel seçimi ve çalışanların memnuniyetinden geçtiğini hatırlatan Özyeğin, "Çalışanlarımız gibi, müşterilerimiz de bizim için çok önemli. Çalışanın ve müşterinin memnun olmadığı işte başarılı olunmaz" dedi.
AB üyeliği konusunda iyimserliğini koruyan, özelleştirmeleri ısrarla savunan, bu yıl olduğu gibi önümüzdeki yıl da en iyi yatırımın TL olacağını vurgulayan, seçimlerin ve cari açığın Türk ekonomisini zaafa uğratmayacağını dile getiren Özyeğin, siyasete hiç sıcak bakmadığını da sözlerine ekledi...
Eli sıkı
Öğrencilerin burs ve üniversiteye destek konusundaki sorularını duymamazlıktan gelen Özyeğin, "Sizde mi sadece memleketinize yatırım yapıyorsunuz?" yönündeki soruları, "İzmir'de doğdum ama ülkemizin her yeri benim memleketim, bu yüzden nerede ihtiyaç varsa oraya okul yapıyoruz.
Burs verirken de, işe eleman alırken de sıkı kurallarımız var" diyerek, öyle ayaküstü para dağıtmayacağının sinyallerini verdi. Rahattı. İnandırıcıydı. Bir o kadar da samimi. Bilinen işadamı profilinin dışında çok farklı bir imaj sergiledi. Bu da ona puan kazandırdı.
Özetin özeti: Dolar milyarderliğine giden yolda, Özyeğin modeli, yılbaşı piyangosundan çok daha etkili olabilir...
aguclu@milliyet.com.tr
|
|