|
Talat kızgın, ama karamsar değil...
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ı hiç bu kadar öfkeli ve sıkıntılı görmemiştik.
Kendisi son zamanlarda Kıbrıs Rum yönetiminin politikalarından ve AB'nin davranışlarından duyduğu infiali veya düş kırıklığını sıkça ifade ediyordu. Ama, AB'nin aldığı son karar, belli ki onu fevkalade rahatsız etti ve kızdırdı.
Talat, bu duygularını önceki akşam İstanbul'da Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı'nın (TESEV) düzenlediği bir toplantıda açığa vurdu.
Kıbrıs Türk lideri, sözlerine kendisinden önce son durumu değerlendiren üç konuşmacının (Mensur Akgün, Cengiz Aktar ve Can Paker) nispeten iyimser analizlerine katılmadığını belirterek başladı. "Ben, AB ile işlerin iyi gittiği inancında değilim" dedikten sonra Konsey'in Türkiye ile müzakereleri kısmen askıya alma kararını vermesiyle, Rum tarafına "teslim bayrağını çektiğini" söyledi.
Talat, öfkesini şöyle dile getirdi: "Nüfusu 700 bin olan, diğer toplumu haklarından mahrum eden bu defolu, yarım devlet, taleplerini Türkiye'nin AB sürecinin önkoşulu yaptı... Bu ayıptır, insafsızlıktır... İsyan ediyorum"...
"Su"dan sebep!
Cumhurbaşkanı Talat, muhalefet döneminden beri Türklerle Rumların yan yana yaşayacağı birleşik bir Kıbrıs esasına dayalı bir çözümü savunan bir siyasetçidir. İktidara geldikten sonra da bu tutumunu sürdürmüş, Annan Planı'nı desteklemiş, Papadopulos yönetiminin ters davranışlarına rağmen bu pozisyonunu korumaya çalışmıştır.
Ancak, son zamanlarda özellikle Rum tarafının AB içindeki manevraları, Türkiye'yi köşeye sürme, Kıbrıs Türklerini de tamamen izole etme çabaları karşısında Talat gibi iyi niyetli ve serinkanlı bir liderin dahi, artık çileden çıktığı ve giderek sabrını yitirmeye başladığı görülüyor.
Talat, konuşmasında Rumların sadece siyasi alanda -özellikle AB içinde- Türkiye'ye karşı giriştiği manevraları hatırlatmakla kalmadı, aynı zamanda Kıbrıs Türklerinin günlük yaşamlarını zorlaştırmak için neler yaptıklarını da anlattı. Bir örnek: Yeşil Hat'taki Rum makamlar, Güney'e geçen Kıbrıslı Türklerin su şişelerine -"Kuzey Kıbrıs ürünü" etiketi taşıdığı için- el koyuyorlar!..
Bir ileri, bir geri!
Talat'ı rahatsız eden faktörler bunlar. Yoksa, Kıbrıs Türk lideri, AB Konseyi'nin verdiği kararla ilgili olarak "süreç ve perspektif açısından" karamsar değil. Hatta o da, bu kararda bazı olumlu unsurlar görüyor.
Müzakere sürecinin devam etmesi bunlardan biri. Diğer umut verici bir nokta da AB'nin önümüzdeki ay KKTC'nin izolasyonuna son vermeye yönelik bir çalışma başlatma kararıdır.
Ancak, Talat bu konuda da ihtiyatlı. "Uygulamanın nasıl olacağını görmemiz gerek" diyor. Kim bilir, Papadopulos belki doğrudan ticareti ve ulaşımı yeni manevralarla engelleyebilir...
Peki, Türkiye ile KKTC bundan sonra nasıl bir strateji izleyecekler? (Talat, bu vesileyle Ankara ile sıkı temas ve eşgüdüm içinde olduğunu vurguladı).
KKTC lideri, bütün zorluklara rağmen müzakere sürecinin devamından yana. "Bir adım ileri, bir adım geri, bir adım yana, yalpalayarak, öfkelenerek, sevinerek bu yolda yürüyeceğiz. Başka bir yönelim yanlış olur" diyor...
Onu cesaretlendiren bir husus da, KKTC'nin varlığını giderek dünyada hissettirmesi, Kıbrıs Türk halkının da daha iyi yaşam koşullarına ulaşmasıdır. Bu duygularını da şöyle ifade ediyor: "Kıbrıs Türklerinin elde ettiklerini ortadan kaldıracak bir noktaya artık gelinemez. Ben, bu bakımdan geleceği kötü görmüyorum"...
skohen@milliyet.com.tr
|
|