Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 17 Aralık 2006 / Pazar  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Starbucks sırları...


Ankara Kavaklıdere'de Meksika yemekleri yapan bir restoran var: Tapas... İçeride biraz fazla sigara dumanı olmasına rağmen sempatik bir mekân... Yemekleri güzel ve hesaplı... Ama... Geçenlerde Tapas'ta yemek yerken garsondan yardım istedik... Adını görüp tadını bilmediğimiz mezelerle ilgili tavsiyesini sorduk... Garson:
- Bilemem efendim, dedi...
- Neden, siz bu mezeleri tatmıyor musunuz?
- Hayır, ben hiç tatmadım... Biz bunları ancak parasını vererek yiyebiliriz.
Geçenlerde yeni açılan Starbucks kahve evinin çalışanlarıyla sohbet ediyorduk...
Çok çeşitli kahveler, sandviçler, pastalar satılıyor Starbucks'larda...
Sohbet sırasında öğrendik ki... Garsonlar sattıkları tüm ürünleri birkaç kez tatmışlar...
Hangi tür kahve ile hangi tür pastanın uyumlu olacağını da biliyorlardı.
Personel sürekli eğitimden geçiriliyormuş. Müşterileri de işin içine katmışlar. Onları çeşnici olarak kullanarak Türklerin damak tadına göre sandviçler geliştiriyorlardı.
Bendeniz bizim köftecilerin yerini Mcdonald's'ların, kahvehanelerin yerini Gloria veya Starbucks'ların almasından rahatsızım. Artık şu basit işleri kendimiz becerebilelim. İçtiğimiz kahve ya da yediğimiz hamburger başına da dışarıya para ödemeyelim. Ama, önce bu işi onlardan iyi yapmayı öğrenmemiz gerekiyor. Biraz gözümüzü açar kafamızı kullanırsak, adamların yöntemlerini öğrenir, kısa zamanda onları sollarız. Ha gayret...

İstanbul'da yapılan bir toplantıda kadın gazetecilere başörtüsü takma şartı getirilmiş.
Gidiş o gidiş ki, bir gün başı açık tüm gazeteciler çantalarında başörtüsü taşımak zorunda kalabilir...
Haldun Ertem

Hacı yolları!
Muhterem yolcularımız, kalkıştan önce sizlere tayyaremizle ilgili bazı malumat vermek istiyorum. Tayyaremizde iki mescit mevcut olup sağ taraftaki beyler, sol taraftaki hanımlar içindir. Herhangi bir tehlike durumunda okuyacağınız "Her Türlü Kaza - Bela Defetme Duaları" adlı kitabımız ile kıbleyi gösteren pusulalarımız önünüzdeki koltuk ceplerinde, seccadeleriniz koltuk altlarındadır. Seyahatinizin hayırlı geçmesini temenni eder...

Hayat yolunda anılar...
İngiliz The Independent gazetesi, önümüzdeki yıl Fransa'nın ilk kadın cumhurbaşkanı olması beklenen Segolene Royal'in bir küçük sırrını yakalamış... Segolene Royal, 1971 yılında 18 yaşındayken İrlanda'da bir ailenin yanında Au Pair olarak çalışmış, çocuk bakmış, ev işlerine yardım etmiş. Ancak bunu biyografisinde belirtmemiş. Independent gazetesi, Royal'in İrlanda'da yanında çalıştığı aileyi bulmuş, onlardan izlenimlerini almış...
Gazete diğer kimi ünlülerin gençliğine de uzanmış...
Örneğin, Tony Blair gençliğinde Fransa'da bir kahvede garson olarak çalışmış...
Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac, 21 yaşında İngilizce öğrenmek için Amerika'ya gittiğinde bir yaz boyu Harvard'da dondurma satıcılığı yapmış.
Almanya Başbakanı Gerhard Schröder, İkinci Dünya Savaşı'nda babasını kaybettikten sonra nalbur dahil çok çeşitli işyerlerinde çalışmış...
Bu satırların yazarı da Siyasal Bilgiler Fakültesi'nin birinci sınıfında kapağı yurtdışına atmış, bir yıl boyunca bulaşıkçılık, fabrika işçiliği gibi işler yapmıştı...
İnsanın çocukluk ve gençlik ortamının dışına çıkarak bir süre kendisine dışarıdan bakması olağanüstü güçler kazandırır. Çünkü...
Çoğumuz el bebek gül bebek yetiştirilmiştir. Okul sıralarının dışına çıkmamıştır. Üretimle doğrudan hiçbir bağ kurmamıştır. Çalışan insan psikolojisinden habersizdir... Güvensizdir...
O yüzden yurtdışına çıkıp biraz beden işçiliği yapmak genç insanların hayatında çok önemlidir. Onun kişiliğinde yeni ve şaşırtıcı pencereler açar. Pişirir. Tek başınalık gençlere güven kazandırır. Ayakları üzerinde durmasını öğretir.
Ne var ki ülkemizde bunlar "Oğlumuz işçi mi olacak" türünden ilkelliklerle karşılanır. Analar, oğullarını dizinin dibinden ayırmak istemez. Bu kafayla cabbar gençler yetişmez. Pamuk Prensler yetişir. Onlar da işe yaramaz.
Güvercini büyüme çağında yuvadan atmazsak uçmasını öğretemeyiz.

m.asik@milliyet.com.tr








Çetin ALTAN
Samba da samba samba, kalplere vur bir zımba
Başbakan Tayyip Bey, kimseye göstermeden kıld...
Melih AŞIK
Starbucks sırları...
Ankara Kavaklıdere'de Meksika yemekleri yapan...
Fikret BİLA
Blair'in moral ziyareti
İngiltere Başbakanı Tony Blair'in Ankara ziya...
Hasan CEMAL
Yazıklar olsun!
Evet, aynen öyle.
Güneri CIVAOĞLU
Ajda ve Murat
Gazeteciliğimin ilk yıllarında henüz hukuk öğ...
Can Dündar
Lisem 120 yaşında!
Lisemin 120'nci kuruluş yıldönümü balosunu k...
Abbas GÜÇLÜ
Okullarda saç, kıyafet ve cep telefonları
Bizim öğrenciliğimizde saçlar üç numara, önlü...
Metin MÜNİR
Beyaz adam ve kedi
Dün gece, 19. yüzyılın ortalarına doğru Ameri...
Hasan PULUR
Sınırlar arasında...
EN son kitap fuarında gördük Banu Avar'ı. Kal...
Derya SAZAK
Ercan'ın ödülü
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Sedat Simavi Ödü...
Meral TAMER
Küreselleşmenin Londra'daki yansımaları
Akşam lokantada garsona nereli olduğunu soruy...
Ece TEMELKURAN
Kerinçsiz Abi'nin başına gelenler
"Teşkilata" kabulü için bağımsız olarak yarar...
Güngör URAS
Pijamayla 'Nobel Töreni'ne katılmak mümkün değil
Nobel ödülleri 1901 yılından bu yana veriliyo...
Serpil YILMAZ
"Türkiye, sırtında tarihini taşıyor"
Türkiye'nin değişen ekonomisi, politik ve sos...

© 2006 Milliyet