|
 |
|
|
Dünkü kabusum Ankara Atatürk Lisesi bugün gurur veriyor
Lisem 120 yaşında!
1970'lerin sonunda orada öyle kötü günler geçirdim ki yıllar yılı önünden geçmeye bile çekindim. Oysa bugün, 120'nci yaşını kutlarken o eski namını unutturup yepyeni bir eğitim yuvasına dönüşmesiyle gururlanıyorum
can.dundar@e-kolay.net
Lisemin 120'nci kuruluş yıldönümü balosunu kaçırdım. Oysa aylardır heyecanla o geceyi bekliyordum. Eski mezunlarla sohbet edecek, yenilerle tanışacaktım. Olmadı.
Balonun çok iyi geçtiğini sonradan, mezunlarımızdan Altan Öymen'den duydum.
120'nci yaş gününü kutlamak pek az okula nasip olan bir ayrıcalık...
Galatasaray Sultanisi'nin 1868'de kurulduğunu düşünürseniz, 1886'da Ankara gibi bir yerde bir Mekteb-i İdadi kurulmasının önemini daha iyi algılarsınız.
"Taş mektep"
II. Abdülhamit döneminde temelleri atılan okula o yıllarda "taş mektep" derlermiş. Bugünkü Dil Tarih'in arkasında kalan ve deve kervanlarının otladığı tepede kuruluymuş.
1940'larda yıkılan bu güzelim binanın yüksek tavanlı derslikleri ve laboratuvarları olduğunu o dönem öğrencilerinin anılarından öğreniyoruz. Tabii bir de Metin Özdemir gibi, Turan Tanyer gibi okulun tarihini inceleyen araştırmacılardan...
Açılış günü yatılı öğrenciler çevre illerden okula efe ve medrese mollası kıyafetleri ile gelmişler. Başlarında abani veya yazma sarık, bacaklarında şalvar ve zıpka, bellerinde kuşak, silahlık ve kama varmış.
Akşamları grup halinde birbirleriyle kavgaya tutuşurlarmış.
Okulun ikinci müdürü Fransızca öğretmeni Musa Kazım Bey, bu kozmopolit öğrenciler grubuna tek tip elbise giydirmiş. Derslerin yanı sıra meşrutiyete hazırlayan konferanslar verdirmiş.
19'uncu yüzyılın son dönemecinde ilk mezunlar verilmiş.
Mustafa Kemal okulda
Mustafa Kemal Paşa 1919'da Ankara'ya geldikten üç gün sonra okulu ziyaret etmiş.
Öğrencilere "Mektepli efendiler" diye hitap eden Kemal Paşa, gelecek günleri şöyle haber vermiş:
"Biliyorsunuz ki vatanımızın önemli bölümü bugün düşman işgali altındadır. (...) Sizler ulusal çıkarlarımızın bilincinde olan birer aydın sayılırsınız. İçinde bulunduğumuz tehlikeli durumu sizlere açıklamayı gereksiz bulurum. Güçlükler çok büyük olsa da bezginliğe düşmemek gerekir. Millette ve gençlikte mücadele azmi oldukça her türlü güçlük göğüslenecek ve saldırganlar kutsal vatanımızın bağrında yenilerek bozguna uğratılacak, kutsal topraklarımızdan sürülüp çıkarılacaktır. Ulusal sınırlarımız içinde tam bağımsız olarak yaşayacağız. Bundan emin olarak, içiniz rahat olarak çalışınız. Vatan sizden görev beklediği zaman koşarak geleceğinize eminim."
Kayseri'ye nakil
Sonra Türkiye ne yaşadıysa ona hem tanık hem ortak olmuş Atatürk Lisesi...
Meclis kurulurken tahta sıralarını yollamış mebuslara...
Kurtuluş Savaşı'nda binanın yarısını Milli Savunma Bakanlığı emrine vermiş. Yaz tatillerinde hastaneye dönüştürülmüş.
1921'de top sesleri Ankara'dan işitilir hale gelince bütün eşyası kağnılara yüklenip iki gün içinde Kayseri'ye nakledilmiş.
Bu arada eli silah tutan öğretmenlerle 17 yaşını aşmış öğrenciler cepheye sevk edilmiş.
O günlerin anısına okula hediye edilen sancak, okul müzesinde gururla saklanıyor.
Atatürk 1933'te okulu yeniden ziyarete gelmiş; öğrencilerin okul bitirme sınavlarına girmiş. Sorular sormuş, bazı öğrencilerin sınav cetvellerini imzalamış.
Şairler mektebi
Okulun 1920'li ve 30'lu yıllarında yayımlanan "Sesimiz" dergisinin yazı kurulunda geleceğin büyük şairlerinin imzası var: Orhan Veli, Melih Cevdet ve Oktay Rıfat...
Onları yetiştiren Taş Mektep, II. Dünya Savaşı'nın hüküm sürdüğü 1940'da "Ankara Atatürk Lisesi" olarak yeni binasına taşınmış.
Sıhhıye Sezenler Sokak'taki bu betonarme bina, Hitler rejiminden kaçarak Türkiye'ye gelen Alman Komünist Partisi üyesi mimar Bruno Taut'un eseri...
Tanıdık mezunlar
O yılların muallim kadrosunda Ahmet Hamdi Tanpınar, Nurullah Ataç, Faruk Nafiz Çamlıbel, Nihat Özön, Ahmet Kutsi Tecer gibi unutulmaz isimler var.
Kimler okumamış ki o binada: Hikmet Çetin, Hüsamettin Cindoruk, Hikmet Uluğbay, Altan Öymen, Mehmet Barlas, Önder Sav, İhsan Sabri Çağlayangil, Mustafa Bumin, Hıfzı Veldet Velidedeoğlu, Turgut Özakman, Gazi Yaşargil, Sinan Çetin, Hasan Cemal, Erman Toroğlu, Kenan Işık, Tayfun Talipoğlu...
Bozkurtlar Kalesi
Ben 1970'lerin ortalarında geldim Atatürk Lisesi'ne... Erkek lisesi olan okul tam da o yıllarda kız öğrenci almaya başlamıştı. Ama hâlâ ciddi bir erkek ağırlığı vardı.
Sonra 1977'ye doğru sokaklar kanlandı. Bir komünist mimarın elinden çıkan Atatürk Lisesi'nin "Bozkurtlar Kalesi" olarak anıldığı dönem başladı.
İlk öğrenciler gibi, silah, kama kuşananlar çıkageldiler. Sonraki yıllarda adlarını çok duyacağımız nice kanlı eylemci okulun yurdunda konakladı. Yatakhanenin bodrumu işkencehane haline getirildi.
Ankara'nın en köklü, en saygın okulunun en dehşetli dönemine denk geldik ve ne yazık ki, o görkemli tarihçenin tadına varamadık.
Ve yeni dönem
Bize o tadı yaşatan, okula kol kanat gererek onu eski saygınlığına kavuşturan bir avuç gönüllü mezun oldu ki en başta bu işi misyon edinen Gama Holding'in Yönetim Kurulu'nun ve Atatürk Lisesi Vakfı ALEV'in Başkanı Erol Uçer'i saymam gerekiyor.
Yoğun çabalarla okul 90'ların başında Anadolu lisesi statüsüne kavuştu. Anadolu liseleri arasında ÖSS ortalaması ile birinciliğe oturdu.
Adeta kaçarcasına mezun olduğum okula birkaç yıl önce, söyleşi için davet edildim. Eski sınıf arkadaşlarımla buluştuk, son ayrıldığımız bahçeye biraz ağırmış saçlar ve tatsız anılarla yeniden döndük. Bizim dönemimizin işkencehanelerinin laboratuvar olduğunu görüp iftihar ettik. Yeni öğrencilerle sohbet ettik. Liselerarası satranç turnuvasında birinci olmalarını tebrik ettik.
Okulun bahçesinde çeyrek asır sonra yeniden fotoğraf çektirirken yakın geçmişi değil, inatla uzak geçmişi anımsayan yaşlı talebeler gibi şendik.
Prof. Dr. Hıfzı Veldet Velidedeoğlu
"Sobayla ısınırdık"
"Ankara Lisesi, bugün Hacettepe Üniversitesi binalarının bulunduğu tepecik üzerinde, Abdülhamit döneminde yapılmış, sağlam, iki katlı bir yapı idi. Alt katta derslikler, üst katın bir kanadında birkaç derslik ve yönetici odaları, öteki kanadında ise öğrenci yatakhaneleri vardı. Yapının genişliğine göre pencereler küçük ve seyrek olduğundan, binanın içi en güneşli günlerde bile biraz loş olurdu. Bahçesi, Ankara'nın bozkır iklimine göre oldukça yeşildi. Pek çok akasya ağacının yanında tek tük meyve, özellikle ayva ağacı vardı. (...) Okulda baca bulunmadığından kışın soba boruları, pencere camlarından bir karenin yerine geçirilen demir saçak ve tenekeyle açılan yuvarlak delikten dışarı çıkarılır ve bir dirsekle yukarıya verilirdi."
("Milli Mücadele Anılarım" kitabından)
Prof. Dr. İlber Ortaylı
Sert ve vakur hocaların okulu
"Atatürk Lisesi iyi bir yerdi. Ne zaman ki Atatürk Lisesi'ne geldim, hoca gördüm. İyi hocalar vardı orada. Orta sonda hem Köy Enstitülü hem Gazi Eğitimli hocalarım oldu. Köy Enstitülü öğretmenlerin sayısı azdı; bilgili ama sert adamlardı onlar... Öbürleri daha müşfik ve pedagogdu.
(...) Mesela rahmetli Reşide Sancar (meşhur Necdet Sancar'ın eşi, Nihal Atsız'ın gelini ya da yengesi oluyordu) bize fizik öğretiyordu. Ama siz ona gidip cebir, geometri sorun, onu da anlatır. Kimya sorun, onu da... Reşide Sancar; fizikçi, matematikçi, kimyacı ve ciddi ciddi her şeydi. Kimyadan lise 1'de redoks denklemlerini 'dalga geçmiş'dinlememiştim. Benim arada sırada dersi ekip koridorda dolaşarak 'muavine yardım etme'gibi kolaylıklarım vardı. Reşide Hanım'a sordum 'redoks'u... Ayağını dayadı o alçak kalorifere, (Bruno Taut'un yapısıdır Atatürk lisesi.. Müthiş bir plan, müthiş bir fonksiyon, müthiş bir mimari) kafama vura vura anlattı. Gidip ona bir demek çiçek götürün, almazdı; öyle biriydi. Bunlar muhteşem insanlardı. Herhalde bugünkülerden de çok daha az geliri vardı herkesin o sırada. Bu öğretmenlerin sağcısı da böyledir, solcusu da... İdealleri birdir: 'Vatan... millet... bu halk'. Sağı solu fark etmez. Kendilerine göre varyasyonları olsa bile... Vakur insanlardır. İyi yetiştirilmişlerdir. (...) Devlet ricaline gidip dalkavukluk etmek mi? Asla... Bir tanesi 'Menderes'in oğlunu çaktırmış'. Hoş Menderes de o işle uğraşmaz ama... Yok, 'hususi ders'verilecek bazı çocuklara... Zinhar! Mevzubahis değil."
("Zaman Kaybolmaz", nehir söyleşi, İş Bankası Yayınları)
|
|
|

|