Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 17 Aralık 2006 / Pazar  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Küreselleşmenin Londra'daki yansımaları

LONDRA

Akşam lokantada garsona nereli olduğunu soruyorum. "Polonyalıyım, ya siz?" diye karşı soru geliyor. Türk olduğumuzu öğrenince yüzünde güller açıyor: "Oooo, yazarınız Nobel aldı. Televizyonda bir söyleşisini izledim, çok beğendim." Anlaşılan kitaplarını alıp Orhan Pamuk okumaya da niyetli.
Ertesi sabah kahvaltıda hemen yanımızdaki masada bir İtalyan çift, kendilerine göre bayağı koyu renkli, 4-5 yaşındaki Asyalı oğullarıyla kahvaltı ediyorlar. Çekik gözlü minik oğlanın bülbül gibi İtalyanca konuşmasını yadırgıyorum. Ama yarın-öbür gün Afrikalı siyahi bir kadını, yanında Alman eşi ve Çinli küçük kızlarıyla ana dili gibi Almanca konuşurken görürsem şaşırmamam gerektiğinin de farkındayım. Çünkü ekonomiden sonra giderek aileler de küreselleşiyor!

Neleri yadırgadım?
Aslında bu kez Londra'da yadırgadığım o kadar çok şey var ki...
İngilizlerin kızlara laf atmaya başlamalarını yadırgıyorum. Kısa süre öncesine kadar kırmızı ışıkta karşıdan karşıya geçen yabancıları ayıplarken, şimdi kendilerinin de kırmızı ışığı umursamamalarını yadırgıyorum.
Londra kaldırımları ve caddelerinin, çiğnenip tükürülmüş çikletlerin oluşturduğu beyaz lekelerle kaplanmış olmasını yadırgıyorum; hatta ilk anda inanamıyorum. Erkek sevgililerin el ele-kol kola sokaklarda rahatça dolaştıklarını Londra'da ilk kez görüyorum.
Biraz da farklı yerlerde dolaşmayı tercih ettiğimizden olsa gerek, bu kez hemen her mağazada karşıma çıkan tepeden tırnağa örtünmüş, genç tezgâhtar hanım bolluğunu yadırgıyorum.
Prenses Diana'nın ölümünden sonraki 1 hafta içinde Buckingham Sarayı ve Başbakanlık'ta kapalı kapılar ardında yaşananları kısmen belgesel olarak anlatan filmde (Stephen Frears'ın), fikir özgürlüğünün gerçekten varolduğu, Kraliçe Elizabeth'in bile kıyasıya eleştirilebildiği bir ülkede sanatçı olmanın ayrıcalığını yadırgıyorum.

İngiliz şoförün gündemi
Havaalanından bizi şehre getiren şoförün, kullandığı arabanın atmosfere her yıl 2.2 milyon ton karbondioksit yaydığını anlatmasını yadırgıyorum.
Gerçi bizim taksi şoförlerine de haksızlık etmemek lazım: Aralarında derin felsefe yapan, siyaseti yakından izleyen, insan sarrafı olan hayli ilginç tipler vardır; ama küresel ısınmaya kafa yoranına ben bugüne kadar rastlamadım. Çünkü bizim siyasetçilerimizin, yüksek bürokratlarımızın, medyamızın, iş dünyamızın gündeminde böyle bir konu yok.
İngiltere'de küresel ısınma, ülkenin gündemine tamamen oturmuş durumda. Her gün gazetelerin baş köşelerinde onlarca yazı yer alıyor. Londra Belediye Başkanı Ken Livingstone, "Yeni evlerde yenilenebilir enerji kullanmayanlar, 1.7 milyar sterlinlik destek fonundan zırnık alamaz" diyor.
Karbon Vakfı, tam sayfa gazete ilanlarıyla günlük hayatta araba kullanmak, uçağa binmek, klima çalıştırmak gibi eylemleriyle her İngilizin atmosferi ne kadar kirlettiğini gözüne sokuyor.
Ana muhalefet lideri David Cameron, kısa mesafeler için bisiklete biniyor ve evinin enerji ihtiyacını rüzgâr türbini ve jeotermal enerjiyle sağlıyor.
Belki de en çok, bir siyasetçinin toplumun, hatta dünyanın yararına olan bir stratejiyle halktan oy istemesini yadırgıyorum. Daha doğrusu galiba imreniyorum!

mtamer@milliyet.com.tr








Çetin ALTAN
Samba da samba samba, kalplere vur bir zımba
Başbakan Tayyip Bey, kimseye göstermeden kıld...
Melih AŞIK
Starbucks sırları...
Ankara Kavaklıdere'de Meksika yemekleri yapan...
Fikret BİLA
Blair'in moral ziyareti
İngiltere Başbakanı Tony Blair'in Ankara ziya...
Hasan CEMAL
Yazıklar olsun!
Evet, aynen öyle.
Güneri CIVAOĞLU
Ajda ve Murat
Gazeteciliğimin ilk yıllarında henüz hukuk öğ...
Can Dündar
Lisem 120 yaşında!
Lisemin 120'nci kuruluş yıldönümü balosunu k...
Abbas GÜÇLÜ
Okullarda saç, kıyafet ve cep telefonları
Bizim öğrenciliğimizde saçlar üç numara, önlü...
Metin MÜNİR
Beyaz adam ve kedi
Dün gece, 19. yüzyılın ortalarına doğru Ameri...
Hasan PULUR
Sınırlar arasında...
EN son kitap fuarında gördük Banu Avar'ı. Kal...
Derya SAZAK
Ercan'ın ödülü
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Sedat Simavi Ödü...
Meral TAMER
Küreselleşmenin Londra'daki yansımaları
Akşam lokantada garsona nereli olduğunu soruy...
Ece TEMELKURAN
Kerinçsiz Abi'nin başına gelenler
"Teşkilata" kabulü için bağımsız olarak yarar...
Güngör URAS
Pijamayla 'Nobel Töreni'ne katılmak mümkün değil
Nobel ödülleri 1901 yılından bu yana veriliyo...
Serpil YILMAZ
"Türkiye, sırtında tarihini taşıyor"
Türkiye'nin değişen ekonomisi, politik ve sos...

© 2006 Milliyet