|
Büyüme neden yavaşladı? (2)
Önceki yazımda net özel yabancı sermaye girişlerindeki yavaşlamanın, iç talep artışının hızını önemli ölçüde kestiğini belirttim. Diğer taraftan, sanayi sektörünün, kurun da desteğiyle, bir yandan ithalatı ikame ederek, bir yandan da ihracatını artırarak iç talepteki gerilemeden çok fazla etkilenmediğini gördük. Buradan hareketle dışarıdan sermaye girişinin hızını bundan sonra ayarlayabilirsek cari açık sorununu, büyümeden çok fedakârlık yapmadan, hafifletme fırsatının yakalandığını yazdım.
Ancak izlenen politikalara ve dördüncü çeyreğe ilişkin ilk verilere baktığımızda bunun böyle olmayacağını görüyoruz. Ekonomiye bakış vadesi artık önümüzdeki yıl yapılacak seçimlerin ötesine gitmeyen hükümet bu tarihe kadar iç talebi canlı tutmak istiyor. Bu nedenle de ne sermaye girişini ne de TL'nin değer kazanmasını umursuyor. Dışarıdan gelen sermaye Başbakan'ın sürekli vurguladığı vatandaşın satın alma gücünü (!) borçlandırarak da olsa artırsın yetiyor.
Nitekim küresel risk iştahının yeniden açılmasıyla ekimde ödemeler dengesi net özel sermaye rakamlarında bu yılın en yüksek aylık girişi gerçekleşmiş.
Önümüzdeki döneme ilişkin tahminleri yaparken seçime odaklanan hükümetin politikalarını artık değiştirmeyeceği varsayımıyla artık küresel piyasaların genel ve Türkiye'ye özel risk algılamalarına odaklanmak daha makul.
AB sürecinde son yaşananlar, yaratacağı uzun vadeli sıkıntılara rağmen, piyasaların kısa vadeli beklentilerine çok da ters değil. Tutturulamayan hedefler ve gerçekleştirilemeyen önlemler nedeniyle alınan tavizler dikkat çekse de IMF ile gözden geçirme tamamlandı. Bu çerçevede yılın üçüncü çeyreğinde iç talepte görülen yavaşlama ve buna bağlı olarak dış açıkta ortaya çıkan daralma, küresel piyasalarda yeni bir sıkıntı yaşanmazsa, geçici olacaktır.
| Büyüme Hızları | | 3. Çeyrek | Program | | Tarım | -0,9 | 0,5 | | Sanayi | 8,0 | 6,5 | | Hizmetler | 6,7 | 6,8 | | GSYH | 6,5 | 6,0 | |
Tabloda bu yılın ilk dokuz ayındaki büyüme ve yıl sonu resmi hedefleri var. Dokuz aylık veriler tarım katma değerinin bu yıl, tahminlerin tersine, düşeceğini gösteriyor. Diğer taraftan geçen yılın son çeyreğinde sanayi katma değerinde yüzde 10 gibi çok yüksek bir artış yaşanmıştı. Bu nedenle son üç ayda sanayi büyümesi yüzde 4'ün altına inerse yıllık sanayi büyümesi de tahminin biraz altında kalabilir. Bu çerçevede yıllık büyüme hızının yüzde 5.5'e doğru gerilemesi beklenebilir.
Ancak ekimde yıllık olarak 34.4 milyar dolara ulaşan cari açık yıl sonunda gayri safi milli hasılanın yüzde 9'una yaklaşacaktır. Enflasyon ise, TL'nin yeniden hızla değer kazanması sonucunda yıl sonunda tek hanede kalsa da, hedefin oldukça üstünde olacaktır.
Bu yıl enflasyon ve cari açıktaki başarısızlık, kısa vadeye odaklanan politikalarla da birleşince 2007 performansını tamamen dış piyasaların bizimle ilgili algılamalarına bağımlı hale getirmiş durumda. Bir yıllık bir vadeyi görmek giderek zorlaşıyor. Hem iç hem de dış dengesizliklerin bu kadar arttığı bir ortamda, içeride veya dışarıda beklenmeyen bir gelişme, bundan önceki yıllarda olduğu gibi, büyük dalgalanmaları tetikleyebilecektir.
foztrak@yahoo.com
|
|