Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 19 Aralık 2006 / Salı  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil


Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Eller ve Lugano: Dünya Şampiyonları

Geçen yıl Dünya Kulüper Şampiyonası Kupası'nı kaldıran Sao Paolo'nun, savunmasını ortasında Diego Lugano vardı. Bütün maç boyunca Liverpool'un tüm akın denemelerine çok iyi dayanıp kupayı kaldırdıklarında övülen oyuncuların başındakilerdendi Uruguaylı. Bir yıl geçti. Geçtiğimiz Pazar akşamı, bu kez Barça'ya direnip, mutlu sona ulaşan Internacional'in savunmasında en çok göze çarpan oyuncu yine tanıdık. Trabzon'un kiraya verdiği Eller.
Türkiye'nin son iki yılda belki de en çok eleştirilen iki transferinin ardı ardına 2 yıl dünya futbolunun laf olsun diye değil, tam anlamıyla zirvesine kuruluşunu nasıl açıklayacağız?
En kolayı "İşte bizde sabır yok. İki hatada hemen ipini çekiyoruz oyuncuların" yaklaşımı. Bunu yapmamalı. Peki ne yapmalı?
Bu garip ve içinde tam bir uçurum barındıran tezatı iyi anlamak gerekir. Tartışmalı ve anlamalı ki, bu garip tezatlar bizi daha karanlık bir çıkmaza itmesin. Sistemi kurmalı. Biz futbolda sistemi basit bir saha içi dizilişi olan 3-5-2'lere, 4-4-2'lere indirgemiş durumdayız. Halbuki fazlasını ifade eder.
Önce bir futbol rejiminiz olmalı.
Bir oyuncuyu alıp on yıllardır değişmemiş bir futbol politikasına sahip bir kulübe getirmek kolaydır. Barça'ya, Bayern'e, Manchester'a transfer olduğunuzda, sizden ne istendiği bellidir. Bir kağıt üzerine yazılabilecek açıklıktadır. İlk antrenmanda bu takımda işinizin ne olduğunu, ne yapacağınızı anlarsınız. Görev tanımınız açıktır.
Ancak Türkiye'nin genelinde durum farklı (Haksızlık etmeyelim. Inter, Newcastle gibi kulüpler de bizimkilerden çok farklı değil). Bu topraklarda senede 3 antrenör değişiyor ve antrenör değiştikçe de futbol rejimi tamamen, 180 derece başkalaşıyor. Bir kulüp futbol aklını oluşturmadığı ve bunu açık ve anlaşılır bir futbol rejimine dönüştürmediği sürece transfer ettiği oyuncuları bir boşluğa atar. Trabzon'dan gönderilen Eller bunun apaçık örneğidir.
Sonra... Oyuncuları sizin futbol rejimize ve eğitilebilirliğine göre seçeceksiniz. Menajer listelerinde boş olanlar arasından, fiyatlarına, kariyerlerine ve isimlerine göre değil. Fenerbahçe'nin mücadeleci savunmacıya, klasik stopere ihtiyacı yok. İşte Can, işte işte Önder ve Servet. Onlardan vardı zaten. Fenerbahçe'nin bir savunma aklına ihtiyacı var. Ve Lugano geçen yarım sezondan sonra, çok belli ki o aklı değil.
Futbolu uyuyorsa bir adım içeri gidersiniz.
Bir oyuncu sadece oynadığı futbolla hatta yetenekleriyle değerlendirilip transfer edilmez. Hele ki, oynadığı yer Porto Alegre, geleceği yer Trabzon ise. Samba'dan Horon'a geçme sancısını anlamak lazım. Tıpkı tersi gibi (Yani tıpkı Türkiye tarihinin en büyük uluslararası yıldızı Hakan Şükür'ün evrenseleşememesi gibi.).
Oyuncunun evinde mi yoksa sokakta mı yemeğe meraklı olduğu, dışarıda mı yoksa evinde mi yatmayı sevdiği bile açık işaretlerdir transfer için. Hayatında maç kampına girmemiş bir futbolcuyu alıp Noel süresince Mehmet Ali Yılmaz Tesisleri'nde tutmak kolay mı? Futbol değerlerinden çok bu farklılıkların az oluşundan Şota'yla Arçil Trabzon'da efsane oldu.
Transfer bir başlangıç değil, uzun ve doğru bir çalışmanın sonu olmalıdır. Bunu böyle yapabildiğimizde Lugano ve Eller'i, ellerin neden bu kadar iyi kullanıp bizim şaşırdığımıza yanmayacağız.

Otomobil dururken kornası çalmasa

Bu köşede futbol dışı bir şey yazmamaya gayret ediyorum. Ama hayat zorluyor. Şehrin göbeğinde oturuyorum. Genelde hayatım boyunca hep öyle oldu. 24 saat yaşıyor burası. Şikayetim yok mutluyum. Tercihim bu. Tek sıkıntı. Durana kalkana çalan kornaların yarattığı ses kirliliği. Diyeceksiniz ki, duymak istemiyorsan banliyöye taşın. Ben taşınırım da hastaneler, okullar nasıl taşınacak? Bunu engelemek lazım. Belediye, polis filan bunu yapamaz. Kim yapar peki? Otomotiv üreticileri.
Korna neden var? Kazaları önleyecek uyarıyı yapmak için. Dolayısıyla duruken çalması için bir sebep yok. O yüzden belli bir süratin altındayken ya da dururken otomobillerin kornasının çalmasını engelleyecek bir mekanizma konmalı araçlara. Bunu bir düşünün. Başka fikri olan varsa da açığız.

Başkasında kendini görmek

Aziz Yıldırım yönetimini, Ortodoks Fenerbahçeliler çılgın gibi seviyor. Tabii geri kalan kitlede, Yıldırım ve yönetimine çok sempati duyulmuyor
Federasyonun dar zihniyeti işte bu silahı kullanmaya çalışıyor. "Nasıl olsa Yıldırım sevilmiyor. Vuralım". Evet, Yıldırım'ın yönetim tarzı gereğinden fazla serttir ve geri kalanı yok sayar. Ancak son 2 cezayla federasyon, Yıldırım'a sempati kazandırıyor. O kadar ağır, o kadar orantısız ki. Bu cezalar Fenerbahçe'ye kamuoyu nezdinde zarar değil fayda sağlayacak.
Peki nasıl olabiliyor bu? Çünkü cezayı verenler ve Yıldırım'ı en çok eleştirenler de aslında Yıldırım tarzı yönetiyorlar kurumlarını. "Yaptım, oldu".
Bu federasyonu tanımak için başkanının son seçim öncesi konuşmalarına bakmak lazım. Ulusoy kendisini anlatırken, "Türkiye'yi Dünya 3.'sü yaptım" demişti. Modern dünyada bunu söyleyen federasyon başkanına bir tek ağızlarıyla gülmezler. Ya da bu adam bir işler karıştırmış derler.
Ya Gençlerbirliği Başkanı İlhan Cavcav. Yıldırım Saran'ı, Kıyat'ı, Dündar'ı uzaklaştırıyor kulüpten, Cavcav da senelerce en yakınında olanları. Basındaki ustalarımız farklı mı? Yıldırım kulüp yönetiminde neyse, onlar da spor basınında o.
Çünkü Yıldırım'da en sevmedikleri ama onları onlar yapan büyük egolarını görüyorlar. Yıldırım'a duydukları nefret aslında kendilerine duydukları nefrettir.

mdemirkol@milliyet.com.tr




SPOR
Kantarın topuzu kaçtı!
Son adam Yasin!
'Konuşanı istifasını vermiş sayacağım'
Eskilere veto
Tita'ya çifte standart
Beşiktaşlılar ayaklandı!
Moto GP gidiyor Superbike geliyor
Penaltı avcısı
Klonlu hafta!
Haber turu...
Eller ve Lugano: Dünya Şampiyonları
Runje'den öğrendiğimiz
FIFA futbol bayramı
Ben de yaptım
Erdal da Keserse
At yarışları





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR



Mehmet DEMİRKOL
Eller ve Lugano: Dünya Şampiyonları
Geçen yıl Dünya Kulüper Şampiyonası Kupası'nı...
Ercan GÜVEN
Runje'den öğrendiğimiz
Kaleci futbolcu mudur?.. Bence hayır... "Ayak...
Uğur MELEKE
FIFA futbol bayramı
FIFA başkanlık seçimi yaklaştıkça, adaylar Bl...
Metin TOKAT
Ben de yaptım
Evet, ben de hakemliğim döneminde yönettiğim ...
Nilay YILMAZ
Erdal da Keserse
Estetik kaygısız sanatsal ligde devre arası t...


© 2006 Milliyet