Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 19 Aralık 2006 / Salı  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil


Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Ben de yaptım

Evet, ben de hakemliğim döneminde yönettiğim maçlarda hatalı kararlar vermiş olabilirim. Zaten bir hakem "Yönettiğim hiçbir maçta hata yapmadım" derse yalan söylemiş olur. Bizler zaman zaman hakemleri eleştirirken , hakemler ya da kamuoyu da bize yönelik: "Sen de zamanında aynı hataları yapmadın mı? Şimdi gazete köşelerinde ahkâm kesiyorsunuz" gibi eleştirilerde bulunuyorlar.
Evet, ben de hata yaptım. Herkesin gördüğünü göremediğim anlar oldu.
Burada anlaşılamayan veya anlaşılmak istenmeyen bir durum var. Yazılarımda hatalara değinir, bilgi ve tecrübemi aktarmaya çalışırken geçmişte yaşadıklarımı unutmuş değilim. Elbette tespitlerimi doğru bulmayabilir, eleştirebilirsiniz. Ancak şunu özellikle belirtmek gerekir; Türk hakemliğinin sorunu, hakemliği bırakanların TV veya gazetelerde pozisyonları değerlendirmeleri, hakemleri eleştirmeleri değil.
Eleştiri her zaman olacaktır, olmalıdır da. Ben de zamanında bu eleştirilere karşı durdum, tepki gösterdim? Ancak bu eleştirilerle ilgili en önemli tespitim, kişilik haklarına saldırı ve toplum nezdinde küçük düşürücü ifadelerin kullanılmamasıydı. Bugün de aynı düşünceyi sonuna kadar savunduğumu herkes bilmelidir. Ancak şu an Türk hakemliğinin asıl sorunu farklı.

Hakem kime güvenecek?
Sorun, bugün hakemleri yöneten veya yönetmeye çalışanların içinde bulundukları durum ve sergiledikleri tavırdır. "Birlik olun, herşeye göğüs gerin, iç hesaplaşmalardan uzak durun" diyenler maalesef böl, parçala, yönet mantığındadırlar.
Hakemlerin birlik beraberlik içinde olmaları, ne federasyon başkanının, ne kulüp başkanlarının, ne de MHK'nin işine gelir. Son yıllarda hakemlerimize olan güven ve saygının kaybolmasının temel nedeni budur. Hakem yöneticisi, görevinde kalabilmek uğruna, hakemler üzerinde inanılmaz baskılar kuruyor, görevlendirmeyi en büyük silah olarak elinde bulunduruyor. Hakemler, bu baskı altında rahat değiller.
Türkiye'nin gündeminin büyük bir bölümünü oluşturan futbolun ayrılmaz parçası olan hakemler baskılardan uzak, rahat bir psikoloji içinde "Koşullar ne olursa olsun maç alayım" kaygısından ziyade, "Çıkacağım ilk maçta az hata ile çok başarılı olayım" düşüncesinde olmalıdır. Bu rahatlığı hakeme verecek olan da yöneticisidir.
Yönetici nasıl sağlayacaktır bunu? Göreve gelirken belirlediği vizyon ve misyonuna dayalı hedeflere ulaşmak için taviz vermeden, koşullar ne olursa olsun bu hedeflerden sapmadan, çok zorlandığında istifa müessesesini de çalıştırabilecek güçle sağlayacaktır.
Ancak hakem yöneticisine güven duymazsa, ona inanmazsa başarılı olmaktan çok, bir maç fazla almayı hedefleyecektir. Yapılan uygulamaları, plansızlık ve programsızlığı, üst düzey hakemlerin geleceğinin bir gecede nasıl ve neye göre değiştirildiğini görünce hakemde yöneticisine güven kalır mı? Hakemin geleceğine yönelik bir hedefi kalır mı?
Müsabaka raporlarının değişmesi de dahil, kendi yöneticisinden bazı talepler gelirse hakem kime inanıp kime güvenecektir. M.Fatih Gökçe'den istenen ek rapor bunun en çarpıcı örneğidir belki de.
"Bizim işimize kimse karışamaz, biz kimseden talimat almayız" gibi laflar da internette "Age of Empires" oynayan çocuklara "kırmızı başlıklı kız" masalını anlatmak gibi bir şey.

Kadroyu hazır tutmak!

Takımlar sezon başı kadrolarını yaparken uzun lig maratonunu düşünerek rekabeti sağlayacak yeterli sayıda oyuncularla başarılı olmaya çalışıyorlar. Takımın başarısı için oyuncularının hepsinin hazır olması gerekir.
MHK da sezona 30 hakemle başladı. Serdar Tatlı sakatlık, Cem Papila FIFA listesi oluşumunda yöneticilerinin şahsi çekişmeleri sonucu hakemliği bıraktılar. Kalan 28 hakemin 8'i bu yıl terfi edenlerdi.
Burada dengeyi çok iyi kurmak ve adaletli davranmak gerekirdi. Her hatalı maç yöneten dinlendirmeye alınsa tamam. Fakat ismine göre, MHK'ye yakınlığına göre, kulüplerin isteğine göre, federasyon yöneticilerine göre maçlar verilmeye başlayınca dengeler alt üst oldu.
İlk devrede oynanan 146 müsabakada 1 maç yöneten de, 10 maç yöneten de varsa, burada bir yanlışlık vardır. Bir; kadronuzu iyi oluşturamamışsınızdır. İki; görev dağılımını iyi yapamayarak hakemleri hazırlamamışsınızdır. Böyle bir ortamda hakemlerin başarılı olması nasıl beklenir.
Şampiyonluğa oynayan ve küme düşme potasındaki takımların fazlalığı, puan cetvelindeki sıralamanın bir galibiyetle değiştiği ligde ikinci yarının ne kadar zor ve tartışmalı olacağını şimdiden kestirmek zor olmasa gerek.
Yapılacak olan en kısa zamanda hakemlere; kendilerine olan güvenini kazandıracak, moralini yüksek tutacak, sorumluluğunun önemini vurgulamak, adaletli davranılacağının, onlara sahip çıkılacağının hissettirileceği ortamı hazırlamak ve de onu uygulamaktır.

mtokat@milliyet.com.tr




SPOR
Kantarın topuzu kaçtı!
Son adam Yasin!
'Konuşanı istifasını vermiş sayacağım'
Eskilere veto
Tita'ya çifte standart
Beşiktaşlılar ayaklandı!
Moto GP gidiyor Superbike geliyor
Penaltı avcısı
Klonlu hafta!
Haber turu...
Eller ve Lugano: Dünya Şampiyonları
Runje'den öğrendiğimiz
FIFA futbol bayramı
Ben de yaptım
Erdal da Keserse
At yarışları





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR



Mehmet DEMİRKOL
Eller ve Lugano: Dünya Şampiyonları
Geçen yıl Dünya Kulüper Şampiyonası Kupası'nı...
Ercan GÜVEN
Runje'den öğrendiğimiz
Kaleci futbolcu mudur?.. Bence hayır... "Ayak...
Uğur MELEKE
FIFA futbol bayramı
FIFA başkanlık seçimi yaklaştıkça, adaylar Bl...
Metin TOKAT
Ben de yaptım
Evet, ben de hakemliğim döneminde yönettiğim ...
Nilay YILMAZ
Erdal da Keserse
Estetik kaygısız sanatsal ligde devre arası t...


© 2006 Milliyet