|
 |
|
|
Üç yazar beraat etti
Bağcılar Adliyesi'nde görülen davalarda suçun unsurları oluşmadığı gerekçesiyle Ahmet Altan, İpek Çalışlar ve Abdurrahman Dilipak'ın beraatine karar verildi. Aynı mahkemede üç muhabirimiz de hâkim karşısına çıktı
LUBE AYAR İstanbul
Bağcılar Adliyesi, dün birçok ünlü gazeteci ve yazarı ağırladı. Ahmet Altan, İpek Çalışlar ve Abdurrahman Dilipak çeşitli suçlardan hâkim karşısına çıkarken, Oral Çalışlar, Hasan Cemal, Nadire Mater ve Hikmet Çetinkaya da meslektaşlarına destek vermek için duruşmaları izledi.
'Asıl savcı soruşturulsun'
Bağcılar 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nde ilk olarak gazeteci yazar Ahmet Altan'ın duruşması görüldü. Adana'da iki yıl önce bir erkek çocuğuna aralarında devlet memurlarının da bulunduğu 25 kişinin tecavüz ettiği iddialarıyla ilgili olarak yazdığı "Adını Kaybeden Çocuk" başlıklı yazısı nedeniyle yargılanan Altan beraat etti. "Yargıyı etkilemeye teşebbüsten" yargılanan Altan, asıl soruşturma geçirmesi gereken kişinin davayı açan savcı olduğunu söyledi. Hâkim, suçun unsurları oluşmadığı gerekçesiyle Altan'ın ve Hürriyet gazetesi Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Necdet Tatlıcan'ın beraatine hükmetti.
Hakaret kastı yok
Altan'dan sonra 'Latife Hanım' kitabının yazarı İpek Çalışlar hâkim karşısına çıktı. Çalışlar da, "Basın yoluyla Atatürk'ün manevi şahsiyetine hakaret" suçundan yargılandığı davada suçun yasal unsurları oluşmadığı gerekçesiyle beraat etti. Çalışlar, "Atatürk'ün Çankaya kuşatıldığı sırada köşkten tedbili kıyafet ayrılması ve daha sonra harekâtı yönetip kuşatmayı kırması hakaret değil, tarihi bir olayın anlatılmasıdır" dedi. Savcı kitap bir bütün olarak ele alındığında, hakaret kastına rastlanmadığını vurguladı.
'TSK da eleştiriye açık'
Aradan sonra, Anadolu'da Vakit gazetesi yazarı Abdurrahman Dilipak'ın, 2001'de yazdığı "28 Şubat'ın neresindeyiz?" başlıklı yazısı nedeniyle açılan ve Bağcılar 2. Asliye Ceza Mahkemesi'ne gönderilen davasına geçildi. Dilipak, "Bu yazı, 28 Şubat'tan sonra ortaya çıkan ekonomik krizle ilgili olarak, batık bankalar ve hortumculuk olaylarıyla brifingci generaller arasındaki ilişkiler üzerine yazılmıştı. Daha sonra bu generallerin isimleri de TMSF soruşturmalarındaki birçok yolsuzluk dosyasında yer aldı. Bunun incelenmesi gerekir. Bunları yazdığım için cezalandırılmayı talep ediyorum" dedi.
Ancak savcı, yazının eleştiri kapsamında olduğunu, TSK da dahil tüm kamu kişi ve kuruluşlarının demokratik anlamda eleştiriye açık olduğunu belirterek suç unsurunun oluşmadığını bildirdi. Yazarın beraatine hükmedildi.
Muhabirlerimizin yargılanmasına devam
Yazarların ardından Milliyet gazetesinin üç muhabirinin çeşitli suçlardan yargılandığı davaların görülmesine devam edildi. 2003-2004 sezonunda Bursaspor'un küme düşmesiyle sonuçlanan maçlara ilişkin telefon konuşmalarının yer aldığı "Örtbas Edilen Şike Belgeleri"ni kaleme alan Lube Ayar hakkında, Sedat Peker, Mecnun Odyakmaz, Vedat Peker ve Yaşar Durmuş'un şikâyetiyle açılan davanın ilk duruşması yapıldı.
Ayar hakkındaki dava, müştekilerin şikâyetinden vazgeçmesi üzerine düştü. Ayar'ın ayrıca, Hacı Erdoğan'ın 9 Kasım 2005'te Turan Çevik'in ofisinde öldürülmesine ilişkin haberleri nedeniyle "soruşturmanın gizliliğini ihlal" ve "yargıyı etkileme" suçlarından yargılandığı davaya da devam edildi. Mahkeme, davayı ileri bir tarihe erteledi.
Aynı mahkemede, 2004'te İnönü Stadı'nda Sedat Şahin'in adamlarının locada oturan Erdal Kara'yı tartakladığına ilişkin iddiaları haber yapan, Milliyet gazetesi muhabirleri Erdal Kılınç ve Gürkan Akgüneş de "hakaret" suçlamasıyla hâkim karşısına çıktı. İfadelerin alınmasının ardından duruşma ertelendi.
|
|
|

|