Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 20 Aralık 2006 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Hangi vakıf üniversitesi ne kadar üretken?


Önceki hafta, devletten fon alan vakıf üniversitelerini yazmış ve bunun bir ölçüde akredite anlamına geldiğini belirtmiştim. Ama belli ki bazı vakıf üniversiteleri bu duruma kırılmış. YÖK'ün kriterlerine göre fon almak önemli değil, önemli olan bilimsel üretkenlikleri dercesine yeni bir liste gönderdiler.
Yayın sayıları da elbette önemli. Zaten kaynak aktarımı yapılırken bu durum da özellikle göz önünde bulunduruluyor. Ama, sanki arada bir çelişki de yok değil. Eee YÖK'ün yaptığı hangi iş doğru ki, bu doğru olsun diyenleriniz çıkabilir. Haksız da sayılmazlar. Keşke çok daha güvenilir ve çok daha objektif kriterler olsa. Ama nerdeee...
2005 verilerine göre üniversitelerin Fen, Sağlık ve Sosyal Bilimler'deki yayın sayıları şöyle:
Başkent (379), Bilkent (297), Koç (114), Yeditepe (107), Sabancı (98), Fatih (66), Atılım (50), Çankaya (44), Işık (37), TOOB (30), Kadir Has (23), Doğuş (21), Bilgi (21), Maltepe (16), Kültür (14), Bahçeşehir (10), Haliç (8), İstanbul Ticaret (7), İzmir Ekonomi (7), Beykent (6), Ufuk (1), Çağ (0), Okan (0), Yaşar (0).
Tıp fakültesi olan üniversiteler, her zaman olduğu gibi yine bir adım önde. Çünkü, vakaya dayalı yayın sayısı, diğer alanlara göre onlarda çok daha fazla.
Yayın sayılarının objektifliğine gölge düşüren bir başka uygulama ise bazı üniversitelerin yayın sayısı yüksek olan öğretim üyelerini özellikle transfer ederek, ortalamalarını yükseltmeleri. Ne kadar etik, ne kadar değil, o tartışılır. Ama, genel kaliteyi yükseltme yerine böylesi arayışlara girilmesi gerçekten hiç hoş değil. Önemli olan birkaç kişinin ürettiği yayınlar değil, genel dağılım!..

Sözleşmeli öğretmenler
Sözleşmeli öğretmenler öylesine dertli ki, her gün yüzlerce e-posta geliyor. MEB'den de umutlarını kesmiş durumdalar. İşte sorunları:
  • Milli Eğitim Bakanlığı'nın hiçbir sitesinde adımıza kayıtlı bir belge ya da evrak yok. Örneğin kadrolu öğretmenlerin, İLSİS'te öğretmen olduklarını bildirir bir belge olmasına rağmen, MEB'de adımıza düzenlenmiş hiçbir resmi belge bulunmuyor. Fiili olarak öğretmenlik yapıyor olsak da resmiyette öğretmen değil, sadece SSK'ya bağlı çalışan olarak görünüyoruz.
  • Hiçbir zaman ayın 15' inde maaş alamıyoruz.
  • Öğretmenlik bir kariyer mesleği olmasına rağmen veliler, öğrencilerimiz hatta ailelerimiz bile bize öğretmen gözüyle bakmıyor.
  • Sözleşmeli öğretmenlik gelecek vaat etmediği için ileriye yönelik program yapamıyoruz.
  • Diğer öğretmenlerle aynı işi yapmamıza rağmen öğretmenlik haklarının birçoğundan yoksunuz. Bu hakları elde etmek ve kadrolu öğretmenliğe atanmak için KPSS'ye çalışmak zorundayız. 08.00'den 14.30'a kadar okulda ders anlattıktan sonra, geri kalan zamanda sınava çalışmak zorunda bırakılıyoruz. İki işi bir arada yapamıyoruz. Bir öğretmenin kafasını kurcalaması gereken tek şey öğrencileri olması gerekirken, bizler önümüzü göremediğimiz için öğrencilerimizle yeterince ilgilenemiyoruz.
  • Yaklaşık 25 bin sözleşmeli öğretmen, eğitim ve öğretime sağlıklı şekilde kendini hazırlayamıyor ve bu da eğitimi kangren etmeye yeter bir sebep.
  • Öğretmen misiniz sorusuna evet diye cevap versek de herhangi bir kimliğimiz yok.
  • Hastalandığımız zaman kadrolular gibi özel hastanelere gidemiyoruz.
  • Kadrolu öğretmenler yolluk alabiliyor, ama bizler yolluktan faydalanamıyoruz.
  • Bizler yeni nesli en iyi şekilde yetiştirmeye çalışan gencecik öğretmenleriz ve bu sıkıntılarımızın en kısa sürede son bulması için çaba sarf ediyoruz. Ama, tek başımıza bir yerlere gelemiyoruz. Bizlere destek olun!..

  • Özetin özeti: On binlerce öğretmen kadro sıkıntısı çekiyor. Moralleri sıfıra inmiş, kendi sorunlarını çözemeyen, arkadaşları ve aileleri tarafından bile tiye alınan öğretmenler, nasıl çağı yakalayan öğrenciler yetiştirebilirler ki!..

    aguclu@milliyet.com.tr








    Taha AKYOL
    Yükselen Anadolu
    TÜM tarihimizin en büyük değişim ve dönüşümün...
    Çetin ALTAN
    Sinsi uyuzluklar ve şeffaflık limanları
    "Milli çıkarlar", "devlet çıkarları" türünden...
    Melih AŞIK
    Taşocağı cinayeti
    Maden arama bahanesiyle Ege ve Akdeniz'de orm...
    Fikret BİLA
    Bahçeli'nin siyasi mücadele anlayışı
    MHP lideri Devlet Bahçeli, dün düzenlediği ka...
    Hasan CEMAL
    Yazık değil mi?
    Bağcılar Adliyesi'nde dün sabah vakti. İkinci...
    Güneri CIVAOĞLU
    Çankaya ve ötesi
    Doğan Yayın Holding'in "Anadolu'daki Avrupa K...
    Abbas GÜÇLÜ
    Hangi vakıf üniversitesi ne kadar üretken?
    Önceki hafta, devletten fon alan vakıf üniver...
    Hurşit GÜNEŞ
    Türkiye'ye yatırım moda mı oldu?
    Tayland sermaye girişlerine engel getirdi. Ta...
    Nail GÜRELİ
    Trafik nasıl çözümlenir?
    İstanbul'da tam 103 geçit açıldı, ama trafik ...
    Sami KOHEN
    Kıbrıs için yeni strateji...
    DÜNKÜ "Financial Times" gazetesinin yayımladı...
    Metin MÜNİR
    Davul tozu müzesi
    Atatürk, ölümünden kısa bir süre önce yazdığı...
    Hasan PULUR
    Emekli Korgeneral konuştukça biz hatırladık...
    DÜNYANIN en büyük bilgisayarı insanın beyni.....
    Meral TAMER
    Kadıköy'e yeni bisiklet yolları
    Kadıköy Belediyesi Strateji Geliştirme Müdürl...
    Ece TEMELKURAN
    'Afyonlu' Sol
    Eski CHP Milletvekili Ertuğrul Günay ve eski ...
    Güngör URAS
    Tayland, sıcak para girişini engelledi
    Tayland'da hükümet önemli bir karar aldı. Ülk...
    M. Ali BİRAND
    Erdoğan, muhalefeti memnun edecek mi?
    Ankara'da heyecan yüksek, komplo teorileri ya...

    © 2006 Milliyet