Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 21 Aralık 2006 / Perşembe  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil


Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Kaldırın şu seçimi!


Önce durum tespiti:
"Futbol Federasyonu sahiden özerk mi"?
Kargalar bile güler "evet" diyene... Boğazına kadar girmiş siyaset. Dikkat etmezse boğulacak.
Yaşanan "kavga", siyasi muhalefetin cevval girişimlerinden değil... Onlar spordan falan anlamaz.
Federasyon'un başında "iktidarın adamı" yok o kadar.
Böyle durumlar, demokrasiyi sindirememiş toplumların başına geldiğinde, iki şık kalır geriye.
Ya o adam çeker gider ya da Van 100. Yıl Üniversitesi Rektörü'ne döner.
Çünkü vatana ve millete hayırlı işler yaptığını düşünen iktidara direnenler, "vatana ve millete karşı adamlardır" demokratik zihniyet yoksa.
Sadece siyasi iktidarda değil, mesela Fenerbahçe'de de böyledir, tapu dairesinde de.
Muhalefet, hakaret demektir. Direnmek, ihanet...
Ya yönetenin adamı olursun, ya da düşmanı.
* * *
Peki, "istenmeyen adam"ın hiç mi suçu yoktur?..
Olabilir...
Öyle durumlarda, suçu olanın koltuktan indirilmesini sağlayan özgür - bilinçli seçim ve denetim mekanizmaları vardır demokrasiyi özümsemiş toplumlarda.
Federasyona Bakan emriyle soruşturma, sporcuya Federasyon Başkanı emriyle... Taa Bitlis'teki kayak ajanıyla il müdürüne kadar gider bu silsile.
Maksat, Kanarya Sevenler Derneği'ne kadar her türlü sivil toplum örgütünü siyasi denetim altına almaksa; suçun falan da önemi yoktur.
Gözünün üzerinde kaşın varsa kafi.
* * *
Şimdi öneri:
Madem ki, özerklik lafta kaldı...
Hükümet atasın Futbol Federasyonu Başkanı'nı!
Atasın da hata yapıldığında yetki ve sorumlulukları soracağımız şahsı bilelim.
Atasın da, sahnenin arkasında ipleri dolayan Başbakan arkadaşlarından, iktidar belediye başkanlarından, yıldızı parlayan iş adamlarından kurtulalım.
Atasın da maç skoruna göre TBMM'ni göreve davet eden sivil darbeci post modern futbol uzmanları özerkliğin değerini kavrasın.
Bilelim kim kimin adamı.
Federasyon Genel Kurulu denilen kalabalığın "seçmen" değil "tasdik makamı" olduğu iyice ortaya çıksın ve milyonlara mal olan saçma seçimler bitsin.
Ama yapamazlar.
En azından açık açık yapamazlar.
Ellerini taşın altına koyamazlar.
Çünkü futbolun kitlesel yaygınlığı ve haftalık dengesizliği korkutur siyaseti.
* * *
Kolay mı?..
Sonra bir penaltı, iki ofsayt ile genel seçim havasına giriverir ülke.
Neden?
Sadece siyasetçilerimize, kulüp başkanlarımıza, tapu müdürlerimize değil; sokaktaki insanımıza da gaz yapıyor demokrasi.
Çünkü demokrasi denilen besin, hak, hukuk, saygı, hürmet falan gibi futbol dışı, siyaset dışı vitaminler içeriyor. Alışmamış bedende vitamin durmaz.
Demokrasi işlediğinde avantanın, alaturkalığın, kayırmanın, kayrılmanın sonu geliyor.
Güya herkes adalet istiyor... Ama kendine.
Siyaset bile...
"Ligin yarısı oldu bizim takım hâlâ penaltı atamadı"!
Bu cümleyi alın, on kere okuyun Türkiye'nin durumunu kavrayın.

Şike her yerde

Bir tek bizde mi var şike şaibe?..
Hayır ama şike ve şaibeler için kılını kıpırdatmadan şike ve şaibeler üzerinden adam yemeye çalışan bir tek biziz her halde.
Kavga temizlik için değil, koltuk kapmaca.
Bakın; Almanya'da son 30 yılın en büyük futbol skandalını başlatan hakem Robert Hoyzer, 2 yıl 5 ay hapis yatacak.
Çok sayıda maçı maniple ettiği suçlamasıyla 2005 yılı kasım ayında Hoyzer hakkında verilen mahkeme kararı, Leipzig kentindeki Federal Yargıtay tarafından da onaylandı.
Hoyzer eşofmanıyla sigaralarını aldı ve kodesin yolunu tuttu.
Hoyzer Türk olsaydı, "Hakemler kolay yetişmiyor kardeşim"den tutun, "Bir tek o mu yapıyor"a kadar onlarca saptırmayla payandalanır, "Bir ağzımı açarsam yer yerinden oynar" dedikten on gün sonra televizyon yorumcusu olurdu.
Şike şaibe Dünya'nın her yerinde hep vardı ve hep var olacak.
Tıpkı bizdeki vurdumduymazlık gibi.

Canaydın monarşisi

Futbol kulüplerindeki değerli yöneticilerimizin demeçlerine dikkat etmeleri, olur olmaz yerlerde olur olmaz laflar etmemeleri hepimizin dileği.
Lakin Galatasaray Başkanı sayın Özhan Canaydın'ın yeni kuralı, biraz farklı.
"Demeç vereni istifa etmiş kabul ederim"...
Ne demeci?..
Yönetimde çatlak olduğu iması!
Yani sayın Canaydın diyor ki, "Gül gibi geçiniyoruz, aksini iddia edene işte kapı".
Allah muhabbetinizi artırsın.
Özhan Canaydın gibi bir başkan nasıl bu günlere geldi acaba?
Yoksa içindeki monarşiyi hayata geçirmek için fırsatı mı olmamıştı?
Kendisine sormak lazım.
Ama benim bildiğim Canaydın, faydalı isimleri yönetime dahil etmek ve faydası kalmayanları uzaklaştırmak için çok daha sanatsal yollar tercih ederdi.
Acaba sayın Adnan Polat'a neden özel muamele yapıyor?

Vatikanspor

Vatikan Devlet Sekreteri Kardinal Tarcisio Bertone, Papa'nın müsaade etmesi durumunda İtalya Birinci Futbol Ligi'ndeki FC Juventus, AC Milan, FC Inter ve AS Roma ile başa baş mücadele edebilecek bir futbol kulübü kurma yoluna başvurabileceklerini söylemiş.
Kardinal Bertone'ye göre, Roma'da Papalık makamına bağlı papaz yetiştiren okul ve üniversitelerdeki gençlerden, ayrıca Katolik Kilisesi'ne bağlı tarikatlarca yönetilen okullardan, kurulacak takım için futbolcu devşirmek de mümkünmüş.
Bertone, "1990'daki Dünya Kupası'nda top koşturan milli oyuncular arasından 42 kişi Salezliler tarikatına bağlı okullarda yetişmişlerdi'' diye konuşmuş.
Vatikan'da kimi kardinallerin futbola düşkünlüğü zaten biliniyormuş. Kardinal Bertone dışında sıkı bir AS Roma taraftarı olan Kardinal Fiorenza Angelini de zaman zaman Vatikan Radyosu'nda ve İtalya Katolik Piskoposlar Kurulu'nun televizyonu Sat2000'de maç yorumları yapıyormuş.
Papalık Azizlik Davalarını İnceleme Kurulu Başkanı Kardinal Jose Saraiva Martins de futbol düşkünü Vatikan prensleri arasında yer alıyormuş. Portekizli Kardinal Martins, 40 yıldır fanatik bir SS Lazio taraftarı olarak tanınıyormuş.
* * *
Ne yapmaya çalışıyor Vatikan?..
Hıristiyanlığın insan yaşamındaki keyiflere açık olduğunu ve futbolun da bu hoşgörü içinde bulunduğunu mu kanıtlıyor?
Aklı sıra Müslümanları geride bırakacaklar. Geç kaldılar.
O işi çoktan hallettik.
Hem de "bizlerin direnmelerine" karşın.
Fetullah Hoca sağ olsun.

eguven@milliyet.com.tr



SPOR
Kırık kanatlar: 3-0
Çizme sürprizi
Yedek Aslan çöktü: 1-4
Sambacı Eller'den yeşil ışık
İddaa'da büyük tehlike kapıda!
Cavcav'ın acı günü
Enerjik Efes: 91-76
Vakıfbank hesabı kapadı: 3-0
Vestel farkı kapadı: 6-1
Rakiplere çalıştılar: 2-2
Sivasspor'da bir umut: 1-0
Haber turu...
Sorun 'baki' kalmamalı
Kaldırın şu seçimi!
İyi tatiller!
At yarışları





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR



Mehmet DEMİRKOL
Sorun 'baki' kalmamalı
Bir soruyla başlayalım: Bundan 3 yıl önce Beş...
Ercan GÜVEN
Kaldırın şu seçimi!
Önce durum tespiti:
Bilal MEŞE
İyi tatiller!
UEFA gitti, transfer hesapları rafa kalktı! T...


© 2006 Milliyet