Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 21 Aralık 2006 / Perşembe  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Roche olayının perde arkası


Önceki günkü gazetelerde, "Savcıdan ikinci Roche uyarısı", "Roche skandalında ikinci perde" gibi başlıklarla, Anka Ajansı kaynaklı bir haber vardı. Haberde, İstanbul Cumhuriyet Savcısı'nın, Roche skandalına adı karışan doktorlarla ilgili işlem yapmayan Sağlık Bakanlığı ile vergi kaçakçılığı ve devletin uğradığı zararı tahsil etmek için harekete geçmeyen Maliye Bakanlığı'nı uyaran bir mektup yazdığı açıklanıyordu.
Aslında, İstanbul Savcılığı bu başvurusunu 3 Ekim 2006 tarihinde ve 2006/814 sayılı yazısıyla, yani iki buçuk ay önce yapmıştı. Peki, aylardır bilinen bu mektup neden önceki gün açıklandı?
Nedeni, muhtemelen Roche olayı arkasındaki gerçeği örtbas etmekti. Çünkü, 22 Aralık 2006 tarih ve 2006/29377 karar numarasıyla Yargıtay, Roche'u haklı bulmuş ve mahkeme kararını bozmuştu. Kısacası, Roche'a açılan ve Roche'u haksız bulan önceki karar bozuldu. Üstelik, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, bu kararı oybirliğiyle aldı.
"Yargıtay'ın önceki mahkeme kararını bozması" medyada yer alması gereken asıl haber iken, muhtemelen bu haberin atlatılması amacıyla, iki buçuk ay önce İstanbul Savcılığı'nın yaptığı başvuru gündeme taşındı.

Gerçeğin saklanması
Bazı medya organları, bu haberi Anka Ajansı'ndan alıp olayın diğer yönünü incelemeden kullandılar. Oysa, gerçek ve büyük haber, Roche davasının, temyizde Roche lehine bozulmuş olmasıydı. Yanlış haberin gündeme taşınmasında muhtemelen Anka Ajansı da suçsuz. Gerçeğin saklanmasında, kimlerin çıkarı olduğunu ve hangi niyetlerle, bu haberin atlatıldığını bilmiyorum. Sadece, Roche'un "ticari itibarın zedelenmesi" nedeniyle dava açtığı, internet sitelerinde yer aldı.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin ilamını okudum. Kararın sonuç bölümü aynen; "Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten
BOZULMASINA, davacı ve karşı davalı (Roche) yararına takdir edilen 450 YTL. duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 7.11.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi" deniliyor.

Kâr amacı güdülüyor
Bilindiği gibi, Roche olayının medyada geniş yer bulmasının nedeni, Roche şirketinin bazı ilaçları devlete yüksek fiyatla satmış olmasıydı. Benzer işlemleri diğer ilaç şirketleri de gerçekleştirmiş olduğu halde, onların isimleri medyada pek yer almadı. Aslında, satan değil, satın alan hatalıydı. Zaten, olayın duyulmasından sonra, Sağlık Bakanlığı ilaç alım sistemini tamamen değiştirdi ve sıkıntıları giderdi.
Bildiğim kadarıyla, medyada sadece bu sütunlarda, Roche'un hatalı olmadığı savunuldu. Dünyadaki ilaç üretim ve satış sistemini biliyorum. Benzer sıkıntılar, birçok ülkede var. İlaç firmaları da kâr amacı güdüyorlar. Roche'un kârlı olan bir işlemi yapması neden yadırganıyor?
Aslında, her ilacın gerçek maliyeti birkaç kuruş. Bunların yüksek fiyatlarla satılmasının nedeni, yüksek araştırma maliyetleri. İlaçlar maliyet fiyatına veya az bir kârla satılsa, yeni ilaç üretilemez. İnsan ömrünün gittikçe uzamasının temel nedeni, tıptaki yeni ilaçlar ve buluşlar. Bu kadar basit.

ytoruner@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Anayasa Mahkemesi ve bürokrasi
GÜNLERDİR Anayasa Mahkemesi'nin "memurlar leh...
Çetin ALTAN
'Şeb-i yelda' en uzun gece
Bu gece, saat 24.00'ten sonra yarının takvim ...
Melih AŞIK
Şekersiz konu!
Ülkede para eden ne varsa satmayı... Böylece ...
Fikret BİLA
Sine-i millet tartışması
Bazı kesimlerden başta CHP olmak üzere muhale...
Hasan CEMAL
Anayasa Mahkemesi ve bazı sorular!
Türkiye'de sosyal güvenlik sistemi çok uzun y...
Güneri CIVAOĞLU
'Bit' kriteri
Yuvacık Barajı sadece Kocaeli'ye değil, İstan...
Can Dündar
Evet Kenan Doğulu, biz eski kafalıyız biraz!
Eurovision'da Türkiye'yi temsil edecek olan ...
Hurşit GÜNEŞ
Tayland sıcak paraya "dur" dedi
Tayland'da gelişen olaylar bu hafta uluslarar...
Doğan HEPER
İşçi üvey evlat mı sayıldı?
BİR süre önce bu köşede şöyle demiştim:
Semih İDİZ
AB, Türkleri rencide etmekte ısrarlı görünüyor
AB Konseyi'nin geçen hafta aldığı karardan so...
Sami KOHEN
Irak için yeni yaklaşımlar
DAHA geçen ay Irak konusunda "Kesinlikle kaza...
Hasan PULUR
Hiç ibret alınsaydı...
GÜNGÖR Yerdeş bizim kuşağın Ankaralılarındand...
Derya SAZAK
Sine-i millet
2007'ye Çankaya ve erken seçim tartışmalarıyl...
Meral TAMER
Coca-Cola'dan her çalışana hediye bisiklet
Bazen büyük heyecan duyarak yazdığınız bir ya...
Yaman TÖRÜNER
Roche olayının perde arkası
Önceki günkü gazetelerde, "Savcıdan ikinci Ro...
Güngör URAS
Merkez "bir şeyler" pişirmeye çalışıyor
Tayland'a sıcak paranın girişi güçleştirildi....
Serpil YILMAZ
Beyoğlu'nun ışığını Tarlabaşı yakacak
Devlet ile halkı buluşturan "yerel" güç, yasa...
M. Ali BİRAND
Erdoğan, köprüleri neden atmadı?
Avrupa Birliği ile ilişkilerin geldiği noktay...

© 2006 Milliyet