Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 22 Aralık 2006 / Cuma  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Milliyet'ten okurlarına
Çocuk pornografisi ya da 'tecavüz'ü seyre dalmak!

Doğan Akın


"Gündeme damga vurmak", "gündemi belirlemek", "gündem yaratmak" gazetecilik dilinde yerleşik ifadeler olmanın yanı sıra mesleğimizde hiç tükenmeyen bir özlemi de ifade eder.
Her gazeteci haberiyle gündemi etkilemek ister. Ancak gündemi etkileyen özel haber sayısı, bu özlemi duyan gazete ve gazeteci sayısının bir hayli gerisindedir.
Gazetemiz, geçen hafta bir kez daha siyasi haberleriyle gündemi belirledi. Arkadaşımız Önder Yılmaz, salı günü Köşk'e çıkan yeni MHP yönetimi ile Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer arasında geçen konuşmanın içeriğine güvenilir kaynaklardan ulaştı. Çarşamba günü "Sezer: Nisanda seçim olmalı" manşetiyle çıkan Milliyet'in yayını, siyaset gündemini değiştirdi.
Haberimiz üzerine Başbakan Tayyip Erdoğan'ın verdiği sert yanıt ile muhalefet sözcülerinin açıklamaları "Zirvede nisan tartışması" başlığıyla perşembe günü manşetimizdeydi.

Milliyet'in farkı
Ankara Temsilcimiz Fikret Bila da, bu tartışmanın ardından gözlerin çevrildiği Köşk'teki haftalık olağan görüşmede Sezer ile Erdoğan arasındaki gergin diyaloğu yazan tek gazeteci oldu. Bila, erken seçim dileğine karşı sert ifadeler kullanan Erdoğan'ın, Sezer'in sitemi üzerine "Sizi kastetmedim, muhalefeti kastettim" dediğini duyurdu.
Bu arada Cumhurbaşkanı Sezer'in, MHP heyeti ile paylaştığı "erken seçim" isteğini çarşamba günü sadece Milliyet'in duyurduğunu iddia ederek, aynı habere ulaşan bazı meslektaşlarımıza haksızlık etmek istemeyiz.
Ancak gazetemizin siyaset gündemini değiştiren farkı; haberi, taşıdığı önemin gerektirdiği yere, manşete çıkarmak için şehir baskılarında birinci sayfasını değiştirmesiydi.
Olay, haberin de yerinde ağır olduğunu vurgulayan bir özellik taşıyor.

Suç ışınlaması
Hayatımızın ayrılmaz parçası haline gelen internet, suç organizasyonu ile suç materyallerinin dağıtımına da tarihteki en büyük hızı kazandırdı. İnsanlık, internet üzerinden suç materyallerinin bütün dünyaya "ışınlanması" sorunuyla karşı karşıya.
Bilişim suçlarında, internetten dünyaya pazarlanan "çocuk pornografisi" özellikle öne çıkıyor. Dünya çocuklarını tehdit eden küresel çetelerle mücadeleden, uluslararası işbirliği olmaksızın sonuç almak olanaksız. Yoksulluk nedeniyle sokağa itilen çocuk sayısındaki artış, ülkemizi bu sorun konusunda da özellikli kılıyor.
"Çocuk pornografisi", uluslararası belgelerde "çocukların gerçekte veya taklit suretiyle bariz cinsel faaliyetlerde bulunur şekilde herhangi bir yolla teşhir edilmesi veya cinsel uzuvlarının ağırlıklı olarak cinsel amaç güden bir şekilde gösterilmesi" olarak tanımlanıyor. Tanım, çocuk görüntüsü veren "yetişkin pornografisi"ni de suça dahil ediyor.

Utanç endüstrisi
Milliyet, "çocuk pornografisi" konusundaki gelişmeleri geçen hafta iki gün manşetine çıkardı.
Tunca Bengin yönetimindeki Haber Araştırma Servisi'nin hazırladığı dosya cuma günü "Çocuk pornosu felaketi" başlığıyla manşetimizdeydi. Dosya, bu konuda yapılan operasyonları, uluslararası takibin ardından Türkiye'de sonuçlanan son çocuk pornografisi olayını ve ülkemizin dünya sıralamasında ne yazık ki yükselen yerini içeriyordu.
Cumartesi günü de manşetimizde, "Bu imza beklemez" başlığıyla arkadaşımız Tolga Şardan'ın özel haberi vardı. Çocuk pornografisi ile mücadele konusunda yasal düzenlemelerin yetersizliğine dikkat çekilen haberde, 2001'de ciddi yaptırımlarla yürürlüğe sokulan Avrupa Konseyi'nin "Siber Suçlarla Mücadele Sözleşmesi"ne Türkiye'nin hâlâ imza koymadığına işaret ediliyordu.
Milliyet'in, çocuk pornografisini hedef alan dosyaları sadece habercilik iddiasının değil, gazete yayıncılığında toplumsal sorumluluk anlayışının bir ifadesidir. Gazetemizin, bu "utanç endüstrisi"ne karşı yayınları sürecek.
Çocuk masumiyetinin katledildiği bu olayı, istedikleri gibi yaşama iradesine sahip yetişkinlerin pornografisinden farklı olarak "insanlık suçu" haline getiren ayrımı asla unutmamalıyız.
"Çocuk pornografisi"nin yabancılaşmamamız gereken anlamı, "seyredilen" olayın düpedüz "tecavüz" olduğudur!

dakin@milliyet.com.tr




YAŞAM
KİTAP'ta buluştular
Küresel ısınma iki adayı yuttu
40 yaşındakiler genç 60'lar artık orta yaşlı
Çocuk pornografisi ya da 'tecavüz'ü seyre dalmak!
Ekşi Sözlük karıştı!
Tek tıkla dergi keyfi
Kızını kaçıran babaya 2 yıl hapis
Yeşilköy'de dev köpekbalığı
'Aslan, Allah diyor' söylentisi bunalttı
'Muhammet' 'George'dan daha popüler
'Sıcak kış günleri' artık sona erdi
Boğa güreşine yasak geliyor
4 bin metreden çakıldı, yaşıyor
Genç tasarımcılar bu yarışmayı kaçırmayın
Ege'de 4.8'lik deprem







© 2006 Milliyet