Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 24 Aralık 2006 / Pazar  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Bu filmleri kim izliyor?

Eskiden sadece çocukların ilgisini çeken canlandırma filmlere artık büyükler de rağbet ediyor. Kullanılan üst düzey teknoloji ve görsel zenginliğin bu duruma etkisi büyük

BAHAR BAKIR


Canlandırma (animasyon) sineması altın çağını yaşıyor. Canlandırma türü yaratıcılığı, hayal dünyasını tetikleyen anlatım tekniği ve bilgisayar çağının getirdiği teknolojik olanaklar sayesinde farklı kitleleri de sinema salonlarına çekmeyi başarıyor.
Bu durumu, küçüklerden büyüklere doğru kayan izleyici kitlesi ve kısa zamanda birçok yeni filmin gösterime girerek ödül alması doğruluyor. Bu evrimi "Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler", "Bambi", "Pinokyo", "Aslan Kral", "Fantasia", "Kayıp Balık Nemo", "South Park", "Şrek", "Buz Devri", "Belleville'de Randevu" ve en son gösterime giren Luc Besson'un "Arthur ile Minimoylar"ından izleyebilmek mümkün.
Bu tür filmleri Türkiye'ye getiren dağıtımcılara, seslendirme yapan sanatçılara canlandırmanın hedef kitlesinin büyükler mi küçükler mi olduğunu sorduk...


"Bu filmler her yaştaki insanı yakalıyor"
Ali Poyrazoğlu ("Buz Devri", "Kediler ve Köpekler", "Stuart The Little"da seslendirme yaptı)

Canlandırma türü filmler herkese hitap etmek için yapılır. Küçüklerin hayal güçleri ele geçirilmediğinden bu tür filmlerde onlar özgürce zihinsel yolculuklara çıkarlar. Büyükler de yitirdikleri hayal gücünün peşinde oldukları için bu tip filmlerde içlerindeki çocukla buluşmaya çalışırlar. Yani her yaşta insanı yakalar bu filmler.
"Kayıp Balık Nemo", "Buz Çağı", "Şrek" gibi filmler belirli bir felsefi bakış doğrultusunda çocuğun gözüyle hazırlanmış yapımlardır ama altlarında yaşamla ilgili büyük öneriler taşırlar. İzleyenlere etkileyici bir yaşam vizyonu sunarlar. Görsel yanları müthiş etkileyicidir. Müzik ve karakterizasyonlar çok yerli yerine oturtulmuştur.

"Büyükleri çekmek için müzik unsuru kullanılıyor"
Atilla Dorsay (Sinema eleştirmeni)

Eskiden sadece çocuklara hitap ederlerdi. Ama şimdi bir bölümü yetişkinlere yönelik. Bu türde anlaşılması zor mizah unsuru, şiddet ve seks öğeleri ön plana çıkıyor. Örnek olarak "Belleville'de Randevu"yu verebiliriz. Çok aykırı, ayrıca sofistike bir grafiği var. Bunun dışında her iki kitleyi birleştiren animasyonlar var. Bunlar temelde daha "masum", mizah düzeyi yüksek ama çocukların da sıkılmayacağı filmler. "Karıncalar", "Kayıp Balık Nemo", "Arabalar" gibi.
Bir de sadece çocuklara yönelik olanlar var. "Fare Şehri", "Pinokyo" ve "Alice Harikalar Diyarında" gibi.
Büyükler masal adı taşıyan filme gitmezler. Ama "Aslan Kral" gibi filmlerde büyükleri çekmek için müzik ve şarkı faktörünü kullanıyorlar. Ya da "Şrek" aslında cinsellik içeren bir masal. Bir kadının sadece yakışıklı bir erkeğe aşık olmayacağını gösteriyor. Ama birçok unsuru da çocukları etkiliyor. Dolayısıyla her iki kitleyi de çekiyor.
"Bambi", "Fantasia", "Karıncalar", "Peter Pan", "Şrek" ve "Kayıp Balık Nemo" benim gözdelerimden.


"Üst düzey zanaat niteliği büyükleri çekiyor"
Ezel Akay (Yönetmen)

Canlandırma filmleri hem yetişkinlere hem de çocuklara hitap ediyor. Çocuklar bu tip filmlere aileleriyle birlikte gittiğinden, yapımcılar büyükleri de cezbetmeye çalışıyor. Bunun için mükemmel bir zanaatı ön plana çıkarıyorlar. Animasyon açısından çocukların seyredemeyeceği filmler de var ama büyüklerin seyredemeyeceği film artık kalmadı.
Teknolojisi, içeriği ve zanaati basitleştikçe çocuklara yönelik canlandırma filmleri oluyor. Çocuklar için bu tip filmlerde konu ikinci derecede önemli. Yani konu politikmiş, tarihiymiş pek aldırmıyorlar. Oradaki gerçekliğin dışındaki masalsı dünya veya karakterin yaptığı ufak bir "pırt" bile çocukları animasyona bağlamaya yetiyor. İçerikleri basit veya kahramanlık klişelerine dayansa da büyük bütçeli, üç boyutlu, en yüksek bilgisayar teknolojisinin kullanıldığı canlandırmalar öyle bir zanaat içeriyor ki bunun değerini de ancak büyükler anlıyor.

"Çocuklara ayrı, büyüklere ayrı animasyon yapılıyor"
Fatih Erkoç ("Tarzan"da şarkı seslendirdi)

Bence çocuklar için farklı, büyükler için farklı animasyonlar yapılıyor. Mesela "Şrek" filmi çocuklardan çok büyüklere hitap ediyor diyebiliriz. Seslendirmesiyle, jargonuyla, kullanılan sözcüklerle büyüklere uygun. Benim de seslendirme yaptığım "Tarzan" gibi filmler ise çocuklara yönelik, içlerinde eğitici öğeler var. Bazı filmler nostalji olsun diye büyükler tarafından izleniyor ama bu da büyüklere yönelik animasyon olduğu anlamına gelmiyor.
Teknolojinin kullanılması ve bu alandaki gelişmeler her iki kesimin bir araya gelmesini sağlıyor. Bunun dışında son dönemde çok fazla animasyon filminin vizyonda olması, dizilerden sıkılmamız, konuların gerçeğe yaklaşması bunun bir nedeni olabilir.


"Teknoloji ve kalite iki kesimi buluşturuyor"
Mehmet Ali Erbil ("Şrek"te seslendirme yaptı)

Animasyon filmleri çocuklara yöneliktir. Ama teknolojisi, içeriğiyle ve kalitesiyle büyüklere hitap ettiği de oluyor. Mesela "Şrek" benim çok beğendiğim filmlerinden biri. Bu filme büyükler ilgi göstermiş olsa da, asıl hedef kitle çocuklar.
Bence teknoloji ve kalite unsuru son zamanlarda hem büyükleri hem de küçükleri animasyon filmlerine çekiyor. Çünkü 20 yıl önceklerle şimdikiler arasında dağlar kadar fark var. Şimdiki çocukların sahip olduğu teknolojik olanaklar bu iki kitleyi bir araya getirmeyi sağlıyor.

"Asıl beğenmesi gereken çocuklar"
Mehmet Soyarslan ("Arthur ile Minimoylar"ın dağıtımcısı)

Animasyon filmleri Türkiye'de hâlâ çocuklara yönelik olarak görülüyor. Çocuklarıyla birlikte giden yetişkinlerin büyük bir kısmı animasyonlardan zevk alsa da, tek başına gidenlerin sayısı yüzde bir-iki civarında. Ancak büyük bir sükse yapması lazım, "Buz Devri" gibi.
Türkiye'de canlandırma filminin büyükler için yapılması imkansız, beğenmesi gereken asıl kitlenin çocuklar. Mesela "The House of Horror" adlı film büyüklere hitap ediyordu ama Türkiye'de hiç iş yapmadı.
Yapımcılar büyüklerin beğenilerini de göz önünde bulunduruyor. Çocuklar filmde sevimli görünüşlere ve hareketlere bakarken, yetişkinler politik mesajları ve entrikaları algılıyor.


"Sadece çocuklara yönelik değil"
Yetkin Dikinciler ("Arthur ile Minimoylar"da seslendirme yaptı)

Başta genç ve çocuklara yönelikti. Ama içerik ve biçim olarak yetişkinlere doğru yayıldı. Hatta bazı animasyonları çocukların izlemesi sakıncalı. Çünkü politik unsurlar işin içine girdi.
Çocuklar sinemaya büyükleriyle gittiklerinden yapımcılar son dönemde her iki kesimi etkilemeye yönelik unsurlar kullanıyor. Naif unsurlarla büyüklerin içindeki çocuğu tekrar uyandırmaya çalışıyor.
"Heidi" ve "Pinokyo" benim sevdiğim filmler.


"Yetişkinlerin animasyon kültürü yok"
Yusuf Karabol ("Arthur ile Minimoylar"ın dağıtımcısı)

Çocuklara veya yetişkinlere yönelik animasyon diye bir ayrım yapılamaz. Normal sinema filminin yapılmasında gerekli olan süreç ya da duygular animasyonda da geçerli. Ama Türkiye'de yetişkinlerin animasyon seyretme kültürü yok.
Türkiye'de yetişkinler animasyonlarla yeni yeni tanışmaya ve keyif almaya başladılar. Teknolojinin gelişmesi bu ilgi artışında bir etken oldu. Ama tüm olanaksızlıklara rağmen çekilen ilk animasyonlar dünya çapında büyük ilgi gördü.
"Aslan Kral" ve "Buz Devri" de benim favorilerimden.



CUMARTESİ
Bu filmleri kim izliyor?
"Renkli, şıkıdım modeller çok satıyor"
İngilizce sala Lazca caz
Yılbaşına 1 hafta kaldı
Doğal tedavi teknolojiye karşı
ne var, ne yok
En moda En yeni
Fırsatlar
Hamilenin halinden hamile anlar
Çok çok baharatlı





Melis Alphan
Cengiz Eren
Ali Rıza Kardüz
Menderes Özel
Cemal Saydam
Tuba Akyol
İlhan Uçkan

© 2006 Milliyet