Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 24 Aralık 2006 / Pazar  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Başbakan her şeyin iyi gittiÇini zannediyor

Satır Arası / Deniz Sipahi

Siyasetin de ekonominin de gündemi Çankaya seçimleri... Ben istikrar adına seçim tarihinin deÇiştirilmesinden yana deÇilim ancak bu sefer özel bir durum var. Çünkü bu parlamento cumhurbaşkanını seçtikten beş ay sonra sandık başına gidecek. Anayasal bir engel yok ama seçimin yaklaşıyor olması sonraki yıllardaki istikrar adına oldukça önemli.
ÖrneÇin Recep Tayip ErdoÇan'ın cumhurbaşkanı olması ama AKP'nin iktidar olmaması durumunda Çankaya'nın etkinliÇi azalmayacak mı?
AKP'nin iktidar olması halinde de devam eden rejim kaygıları daha da artmayacak mı?
CumhurbaşkanlıÇı devletin başı demek, anayasanın güvencesi demek. Oysa ErdoÇan, mevcut anayasaya muhalefet eden bir siyasetçi.
Kaldı ki; bu makamda oturan kişinin uzlaşmacı, toplumları birleştiren, birbirinden farklı düşünenleri demokrasi çizgisinde buluşturan bir kişinin olması gerek. ErdoÇan, başbakanlıÇı sürecinde de böyle bir görüntü çizemedi. Türk Sanayicileri ve İşadamları DerneÇi (TÜSİAD) Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Mustafa Koç'un açılış konuşmasında bir cümlesi 2007'yi çok güzel özetliyor:
"2007 yılı bizim coÇrafyamızda mevcut kartların karıştırılıp, yeniden daÇıtılacaÇı bir yıl olacak. Türkiye'ye bakıldıÇında ise 2008 ve sonrasında nasıl bir Türkiye'de yaşanılacaÇı, 2007 yılındaki gelişmeler tarafından büyük ölçüde belirlenecek..."
Kimle konuşsam benzer yorumlar yapıyor.
Esnaf ve çiftçi kesiminden bugüne kadar hiç bu kadar yüksek ses çıkmıyordu.
Para piyasalarında da bozulma gözleniyor. Dünya borsaları rekorlar denerken, İMKB düşüyor. Kısa vadede faizlerin düşmesiyle ilgili bir umut ne yazık ki yok. Büyüme rakamlarında revizyona gidiliyor. Enflasyon hedefleri daha yeni yılın başında gözden geçiriliyor. Bankaların kredi kartlarında ve konut kredilerinde geri dönüşlerin arttıÇı söyleniyor.
Sonuçta Türk ekonomisi gerginliÇi, siyasi krizleri kaldırabilecek bir durumda deÇil.
* * *
Merkezde siyaset bu kadar sıcak bir gündemdeyken, yerel siyasette ise hareket neredeyse yok gibi.
Oysa seçimlere bir yıl kaldı; geçmiş yıllarda kulisler çoktan hareketlenmiş, senaryolar yazılmaya başlamıştı bile. Çok net bir şey var ki; yerelde siyaset yapanlar moralsiz ve olanaksızlıklar içerisinde hareket ediyorlar. Partilerin çoÇu il merkezlerinin masraflarını ödeyemez durumdalar, mevcut kadrolar yetersiz ve yeni yüzlerin politikaya atılabilmesi için uygun bir ortam söz konusu deÇil.
Bir başka gerçek daha var.
O da AKP'nin de CHP'nin de Ankara'ya gönderdiÇi milletvekilleri kentlerine sahip çıkamadılar, tabanın beklentilerine yönelik politikalar geliştiremediler. Her gün çok sayıda okurumuz; bu yönde sitemlerini ve şikayetlerini dile getiriyorlar.
Demek ki; AKP ve CHP seçimlere yeni ve güçlü kadrolarla girmezlerse hiç beklemedikleri sonuçlar alabilirler. Unutmamak gerekir ki, siyasetin özü ve kaynaÇı yerelden geçer. Bizde ise tersine bir hiyerarşi vardır. Kasım 2007'de İzmir, Ankara'da çok daha farklı bir kadroyla temsil edilmelidir.
* * *
ATV'de "Teke Tek" programında Fatih Altaylı'nın sorularını yanıtlayan Başbakan ErdoÇan, cumhurbaşkanlıÇı adaylıÇı konusunda kafasında bir planın olduÇunu ve bunu uygulamaya koyduklarını söyledi. ErdoÇan piyasaların etkilenmemesi gibi bazı hassasiyetler nedeniyle de nisana kadar adayı açıklamayacaklarını ifade etti.
Sayın ErdoÇan hiç şüphesi olmasın ki; bu konuyu netleştirmedikçe ve Türkiye'nin beklediÇi uzlaşma mesajları verilmediÇi sürece piyasalar çok daha gergin olacak.
İsterlerse yabancı fonların temsilcileriyle görüşüp borsanın ve bankacılık kesiminin son günlerdeki gerginlerini birinci aÇızdan dinlesinler.
Küçük esnaf mutsuz, çiftçi umutsuz, çalışan kesim huzursuz, emekliler çaresiz...
Başbakan bunlardan habersiz olamaz.

Kubilay olabilmek

Manisa'dan yola çıkan dördü silahlı altı Nakşibendi yobaz 23 Aralık 1930 sabahı Menemen Müftü Mescidi'ne girerler. Kubilay gibi "Giritli" olan elebaşı "Derviş Mehmet" kendini "Mehdi" olarak tanıtır.
Arkalarında 70 bin kişilik halife ordusu olduÇunu, öÇle saatlerine kadar şeriat bayraÇı altında toplanmayanların kılıçtan geçirileceÇini söyler. Korkan insanların toplandıÇını duyan alay komutanı aydın bir öÇretmen olan 24 yaşındaki yedek subay Mustafa Fehmi Kubilay'ı bir manga askerle birlikte olay yerine gönderir. Sonrasını savcı A. Fuat Bey aynen şöyle anlatıyor:
"İhtiyat Zabit Vekili Kubilay B. süngülü askerini belediye meydanlıÇındaki kahve önüne bıraktıktan sonra kendisi öne atılarak asilere daÇılmasını söylüyor ve Mehdi Giritli Mehmed'i kolundan tutup çekiyor ve askere süngü tak emrini veriyor. Buna Mehdi, silah atmak suretile mukabele ediyor ve aÇır bir surette yaralıyor. Yaralanan Kubilay Bey tam bir metin asker tavrıyla oradan ayrılıyor, arkasından ikinci defa atılan kurşun isabet etmeden Hükûmet'in arkasındaki avluya kendini atıyor, fakat aldıÇı birinci kurşun yarasından kaçamayarak oraya düşüyor.
Kubilay'ın, orayı gören, her nasılsa haber alan Mehdi Giritli Mehmet, askerin kaçmasından ve halkın el çırpmak suretile kendisine müzaheretinden ve sigara ikramından cür'et alarak ortalıÇa bir dehşet salmak için bu anda cinah bir rol yapmak istiyor, derhal maznunlardan Ali oÇlu Hasan'ın torbası içindeki bıçaÇı aldıktan sonra Şamdan Memet'le beraber Kubilay'ın yanına gidiyor, bıçaÇıyla boynundan keserek kellesini alıyor, bu suretle ordunun bir zabiti ve asil Türk evladı Kubilay, tanı bir canavarca hisle şehit ediliyor. Bununla kanmıyan Mehdi, kafayı saçlarından tutarak orada bulunan üstüvane şeklindeki taşa vuruyor ve etrafını biraz gezdikten sonra getirip bayraÇın üzerine takıyor. Bu fecaat karşısında seyir ve Menemen halkından bazıları tarafından ikinci bir alkış tufanı başlıyor, bayrak eyi dikilmemiş olacaktır ki düşüyor.
Bittabi kafa da düşüyor Mehdi Memet, bayraÇı elektrik direÇine baÇlamak için ip istiyor; bir ip halk arasından YusufoÇlu Kâmil tarafından koşarak getiriliyor ve sancak direÇe baÇlanıyor."
Olay yerine gelen Hasan ve Şevki adlı bekçiler de şehit edilirler. Yetişen askeri birliÇin açtıÇı ateş sonucu Derviş Mehmet dahil bazı göstericiler ölür, diÇerleri yakalanır ve yargılandıktan sonra 28 sanık, 3 Şubat 1931 gecesi Menemen'de idam edilir.
Bugün inandıÇı deÇerler uÇruna gerektiÇinde canını bile verebilecek Kubilay gibi cesur aydınlara büyük gereksinimimiz var.
Ancak Kubilay'a öykünenlerin, hakkında paneller düzenleyenlerin "sahte" olabilecekleri göz ardı edilmemeli; bugün söyledikleriyle yetinilmeyip, geçmişte söyledikleri, yazdıkları ve yaptıkları da deÇerlendirilmeli, yanlış kararlar vermek istenmiyorsa...
(Prof. Dr. Ülgen Zeki Ok'un kaleminden, okulgen@superonline.com)

dsipahi@milliyet.com.tr








EGE
Acaip işler...
Emeklilik hakkında her şey
Başbakan her şeyin iyi gittiÇini zannediyor





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Bülent Buda
Necati Çetiner
Deniz Sipahi

© 2006 Milliyet