|
 |
|
|
Mutsuz evlilik!
Beşiktaşlı yöneticiler , "Onu bırakmayacağız, ama kendi giderse oturup, yalvaracak halimiz de yok" diyorsa bu iş bitmiştir. Ortada mutsuz bir evlilik var, bu da boşanmaya kadar gider!
Beşiktaş hep ilklerin takımıdır! Örnek mi? Namağlup tek şampiyon...
Örnek mi?
100.yılında ipi göğüsleyen tek takım unvanı da şimdilik Kartal'a ait.
Örnek mi?
Üç yıla tam tamına dört teknik adam sığdıran tek büyük takım Beşiktaş'tır!
Bunları çoğaltmak mümkün...
Futbolcu enflasyonu yaşayan tek kulüp de Beşiktaş'tır!
Başarının temel taşları istikrar ve takım olmaktan geçer... Bu iki unsuru yaratamıyorsanız başarının yakalanması mucizelere bağlıdır.
Tıpkı Beşiktaş gibi...
Siyah-beyazlılarda her kafadan farklı sesler çıktı, takımın aldığı her kötü sonuçta yöneticiler, topu sürekli teknik adamlara attılar. Sonuç ortada... Üç yılda dört teknik adam!
Parasal yönden her şeyi tek başına göğüsleyen Başkan Yıldırım Demirören, bu süreçte sürekli rüzgâra göre hareket etti, medyadaki eleştirileri sürekli baz olarak aldı, "arkasındayım" dediği hocayla bir gün sonra yolları ayırdı.
Transfer risktir, doğrudur...
Yönetim bu anlamda da maalesef istikrarı yakalayamadı, büyük umutlarla alınanlar, hayal kırıklığı içinde evlerinin yollarını tuttular.
Örnek mi? Ailton...
Onu Rıza Çalımbay mı aldı, yoksa başka birileri mi ? Hâlâ kapalı kapılar ardından tartışma konusu!
Üç milyon Euro'ya alındı, 300 bin dolara serbest bırakıldı! Kaldığı süreçte takıma hiç bir katkısı olmadı.
Kartal'daki diğer bir gerçek ise, Akaretler - Ümraniye köprüsünde "güven" ortamı bir türlü sağlanamadı. Başarıda "birlik - beraberlik" mesajları verildi, en ufak bir başarısızlık yerini "çatlak seslere" bıraktı!
Bir yanda istikrarsızlık , bir yanda takım olamayış, diğer yanda güvensizlik faktörlerine iletişimsizliği eklemekte yarar var. Futbolcular özellikle "parasal" konuda yaşadıkları sıkıntıları, kötü saha sonuçları nedeniyle dertlerini anlatamadılar, sorunlarıyla baş başa kaldılar.
Ümraniye'den öyle dedikodular geliyor ki kulağımıza, geçtiğimiz sezon birçok oyuncu alacakları nedeniyle Tigana'nın her gün kapısını aşındırmışlar! Hatta Fransız hocanın futbolculara zaman zaman borç verdiği de kulaktan kulağa dolaşan iddiaların başını çekiyor! İnsanların ağzı torba değil ki, büzesin!
Ayak üstü sohbetlerimizde bu sıkıntıları çok dinledik, neden yönetime aktarmadıklarını sormadık değil ... Ancak verilen yanıtlar ise bir hayli ilginç: "Bir keresinde söylemeye kalktık, aldığımız yanıt, 'Ne oynuyorsunuz ki, ne istiyorsunuz?' oldu. Biz de içimize attık ."
Bu sıkıntılı süreç içinde çok sayıda futbolcunun yönetimle bağlarını koparan Kıvanç Oktay'ın kapısını çaldıkları ve dertlerini anlattıklarını da duyuyoruz. Oktay geçmişte parasal sıkıntılara rağmen futbolculara "ağabey-yönetici" olmuştu. Onların sorunlarını sahiplenerek pozitif iletişimle problemleri çözmeye çalıştı.
Tigana yangını!
Gençlerbirliği sonrası Fransız hocanın parasal konulardaki söylemleri, (her ne kadar bundan çark etse de)bombanın fitilini ateşlemiştir! Yönetim ile Tigana arasındaki soğuk savaş kolay kolay bitmeyeceğe benzer.
Yönetimin Fransız hocadan "noter" kanalıyla savunma istemesi de bunun en büyük göstergesidir.
Ortada mutsuz bir evlilik var, bu da boşanmaya kadar gider! Her ne kadar yönetici arkadaşlarımız, "Onu bırakmayacağız, ama kendi giderse oturup, yalvaracak halimizde yok" diyorlarsa bu iş bitmiştir.
Ayrılık yakın... El mi sıkışırlar, yoksa tazminat konusu mahkemelere mi taşınır bilemiyoruz.
Biz de merak ediyoruz!
Kimi istedi, kim geldi
Geçtiğimiz sezonu Fortis Kupası ile kapatan Tigana, yönetimden yabancı bir stoper ve sol açık oyuncusu isterken, Hakan Balta, Mehmet Topuz ve Gökhan Ünal, yabancılarda ise Gilberto Da Silva ve Jason Robert isimleri gündeme getirdi. Arayışların sürdüğü sıralarda yönetim Nobre'yi gündeme getirdi, Tigana onay verdi, alındı. Fahri, Burak, Serdar Kurtuluş ve Gökhan Güleç, hocanın genç yıldız adayları olarak Kartal Yuvası'na kanat çırptılar.
Yönetim, pahalı transfer yerine, ellerinde bonservisi olan futbolcularla sıcak teması sürdürdüler, hocanın da onayını alarak Delgado ile kaleci Runje'nin transferini gerçekleştirdiler. Delgado'nun astronomik bonservisine sponsor bularak bir ilke imza atan yönetim, Baki'yi de yine hocanın oluruyla sıfır bonservis bedeli ödemeden aldılar.
Her kulübün bir transfer politikası vardır, kimine göre doğrudur, kimine göre yanlıştır.
Ancak bir deyişi hatırlatarak, yazımıza son noktayı koyalım:
"Ucuz etin yahnisi, yavan olur"
bmese@milliyet.com.tr
|
|
|

|